İletişimde karşınızdakine nasıl davranmakla ilgili önerilerimizi sıralamıştık. Bugün de diyoruz ki karşınızdakini metheden öven cümleleri sadece büyük başarılar için saklamayın. İllaki büyük başarıyı elde edemezse onu övme şansınız da yok olmaz mı? Dolayısıyla karşınızdakini küçük şeylerle ilgili olarak da övün. Kılık kıyafetini, rutin yapmakta olduğu çalışmalarını, tarzlarını fikirlerini vb. övebilirsiniz. Ne kadar zarif görünüyorsunuz. Nasıl başarıyorsunuz? Bu fikriniz harika vb. gibi sözler onu övmek adına değerli olacaktır...
Yine bazı günlerde onları özel olarak arayıp hâl hatır sormaktan çekinmeyin. Hatta imkân olursa ziyarette bulunun. Bu arada kalıcı dostluklar için bulunmaz fırsatlardır...
İnsanları “çok önemli kişiler”, “önemli kişiler”, “önemsiz kişiler” gibi sınıflandırmaya zaman harcamayın. Buna gerek de yok... İster vasıfsız biri olsun ister en yetkili biri, sizin için herkesin önemli olduğunu düşünebilmenizdir. Çünkü şunu bilmelisin ki bir insana ikinci sınıf muamelesi yapmak, size birinci sınıf sonuç kazandırmaz.
İnsanlara ismiyle hitap etme konusunda da tecrübe sahibi olun. Karşınızdakinin ismini de doğru telaffuz edin ve doğru yazın. Eğer bir kişinin ismini hatalı telaffuz eder veya yazarsanız, kişi onun önemsiz birisi olduğuna inandığınızı düşünecektir.
İyi tanımadığımız kişilerle konuşurken adının önüne sürekli, “Bay”, “Bayan”, “Sayın”, “Muhterem” gibi gerekli sıfatları koymayı unutmayın. Bu küçük sıfatlar insanın kendisini önemli hissetmesinde inanılmaz yardımcı olur.
Övgü güçtür, kuvvettir. Bu sebeple üstlerinizden aldığınız övgüyü elemanlarınıza dağıtın. Böyle yaparsanız onların performanslarını arttırır ve teşvik etmiş olursunuz.
Bu prensipleri aileniz için sürekli uygulayın. Önemli olan düşünüyor olmanızdır. İşin püf noktası ailenize her şeyden çok önem verdiğinizi göstermeniz gerekir.
Nurettin Bozan-Eskişehir
ŞİİR
Anama
Analar çeker zahmet
Süt verdin emzirdin beni
Sırtında gezdirdin beni
Nasıl bulacağım bilmem
Çok ararım anam seni.
Anasız hiç kuzu olmaz
Ananın hakkı ödenmez
Anasız yavru hiç gülmez
Gülmedim hiç sensiz anam.
Yerin yurdun nurla dola,
Fatma anam komşun ola,
Dünyada yüzün gülmedi
Orda yüzün gülsün ana.
Ömrünü bize harcadın
Yorulmaz hizmet ederdin
Yemedin bize yedirdin
Anam sen hiç gün görmedin
Anam yerin doldurulmaz
Kimse senin gibi olmaz.
Bütün dünyayı arasam
Anam yerin doldurulmaz.
Yedi yıl üç ayları tuttun
Yemek yemeyi unuttun
Geceleri çok ağlardın,
Orda yüzün gülsün anam.
Analar çeker zahmeti
Babalar bilmez kıymeti
Dünyanın büyük nimeti
Sendin bana garip anam.
Mehmet uğur kurban sana
Yerin var mı anam bana,
Ömür bitti geliyorum,
Oğlum de sarıl boynuma.
Mehmet Uğur
DUYGU DAMLASI
BİLMEK-BİLMEMEK: Bilmek çok bakımdan iyidir ama bazen bilmemek de insanın ruh hâlini rahatlatma açısından gerekebilir... Bilen insanın gerçek karşısında dayanabilmesi ve gerçeğe göre tavır alabilmesi güç ister irade ister kararlılık ister... Her şeyden önemlisi gerçeğe göre yaşayabilecek süreklilik gerekir... Gerçekler genelde acıdır... Hayaller umut verir mutluluk verir... Onun için hayaller ütopya ise gerçekler distopyadır... İnsanlar hayatı kendilerine kolaylaştırmak için ütopyaya bilerek kendilerini kaptırırken çocuklar daha çok distopik yani gerçekçidir... Büyüklerin beğenmediği hâlde “elinize sağlık çok nefis olmuş” dediği kahveye çocuklar “öğğğgk” diyerek karşılık verebilir... Çocukların dünyayı olanca gerçekliğiyle algılamasından rahatsızlık duyan biz büyükler onlara ütopyayı yavaş yavaş kendimiz öğretiriz... Çünkü bilmek iyidir ama bazen bilmemek de gerekebilir... Hani derler ya cahillik ne güzel her şeyi biliyorsun!.. Biraz bunun gibidir... [Mehmet Yıldırım]

