BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Ahde vefa ne güzeldir -1-

“Ahd” iki tarafın sözleşmesi demektir. Bir taraf söz verirse bu “vaat” olur.  “Vefa” ise “sevgiyi sürdürme, sevgi ve dostluk bağlılığını unutmamak” anlamındadır. “Ahde vefa" ise “verdiği sözünü yerine getirmek” demektir. Vefalı insan, hata yaptığında dostunu yalnız bırakmaz, bağışlayıcı olur. Zorluk zamanlarında insanın sevgisi, sadakati ve vefası daha iyi ortaya çıkmaktadır.

Sevgi, şefkat, merhamet, iyilik, değer vermek, unutmamak, yiğitlik vb. duygular vefanın meyveleridir. Sevgi, karşılıksız, beklentisiz ve sınırsız olmalıdır. İnsan sevdiği kişiyi her hâliyle, her durumda sevmelidir.
Yaşlı bir adama sokakta yürürken bisikletli çarpmış ve hafif yaralanmıştı. Görenler hastaneye götürdüler. Görevliler röntgen çekmek isteyince, yaşlı adam huzursuzlandı; “acelesi olduğunu, röntgen istemediğini” söyledi. Hastane görevlileri, merakla acelesinin nedenini sordular.
“Eşim huzurevinde kalıyor. Her sabah birlikte kahvaltı etmeye giderim, gecikmek istemiyorum” dedi. Görevli “eşinize telefon açar gecikeceğinizi söyleriz” deyince; yaşlı adam üzgün bir ifade ile “Ne yazık ki eşim Alzheimer hastası ve hiçbir şey anlamıyor, hatta benim kim olduğumu dahi bilmiyor” dedi. Görevliler hayretle “Madem sizin kim olduğunuzu bilmiyor, neden her gün onunla kahvaltı yapmak için koşuşturuyorsunuz?” diye sordular.
Adam “Fakat ben onun kim olduğunu biliyorum ya” dedi.
Vefa, verilen sözlere sadık kalmak, arkada bırakılanları unutmamak, dostluğun asaletine ihanet katmamaktır. Gerçek vefa; tam, mükemmel, içten, sağlam ve sarsılmaz kalp bağlılığı, sadakat ve üstün ahlak özelliğidir.
Çanakkale Savaşı'nın en kanlı sahnelerinin birinde, bir asker, arkadaşının az ileride kanlar içinde yere düştüğünü gördü. Ateş yağmuru altındaydılar. Siperden dışarı hamle yapacağı sırada, yanındaki asker omzundan tutarak içeri çekti ve; “Büyük bir ihtimalle ölmüştür. Boşuna kendi hayatını tehlikeye atma” dedi.
Fakat o dinlemedi ve kendisini siperden dışarıya attı. Korkunç ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı.
Sırtına alarak koşa koşa geri döndü. Ne acı ki cesur asker yaralı arkadaşını kurtaramamıştı. Siperdeki arkadaşıyla aralarında tarihe altın harflerle kazınan bir konuşma geçti...
           Seyfettin Karamızrak
 
 
ŞİİR
 
           Hüzn ü kuruntu
 
Hüzün ne kadar da yakışıyor insana.
Tıpkı gökyüzü gibi ağladıkça yumuşar.
 
“Gülmek kalbi karartırmış diyorlar.
Kim bilir ki sükûta evvel kim koşar.
 
Vaki mi taştan neşet ettiği âbın?
Çoktur oysa kucak açtığı turâbın.
 
Buğu çöktükçe cama hislenir beşer,
Ardında ümit vardır, ummanı aşar.
 
Gülümserdi lâkin kahkahasını görmedi kimse,
Bize olan ne ki, Cennet-i mevûd (vadedilmiş) mu yoksa?
 
Ey nefsim tut ki ateşe atıyorlar ensenden,
Aleyhillane de zaten bunu isterdi senden.
 
Ağlarsan anlarsın demişti, sultanu’ş-şuara,
Aksi hâlde vur kafanı duvardan duvara.
 
 
Hüzün özümdür benim, ıslansın kirpiklerim.
O gözün sahibinden mağfireti beklerim.
 
Tâ ki yükselsin Arş'a niyazım, yakarışım.
Bakarsın affa uğrar, naîm olur varışım.
 
Ey Hüve’l Bâki olan acı bu günahkâra,
Lütuf ve ihsanınla alıver bargâha.
 
                Mustafa Özkahraman
 
 
KISA KISA...
 
Albatroslar
 
Albatroslar dünyadaki en uzun kanat açıklığına sahip olan kuş türüdür. Deniz kuşları olmalarıyla beraber suda uyur ve beslenirler. Sadece yumurtlamak ve kuluçkaya yatmak için karaya çıkarlar.  Bu kuşların kanat uzunluğu 4 metreye ulaşabilir. Uzun süre kanat çırpmadan uçabilirler. Eşlerine çok sadıktır. Albatroslar rüzgârın esiş yönünü ölçer ve buna göre uçar. Ayrıca dalgaların kesişme noktalarını hesaplar bu aerodinamik tekniklere göre minimum güç sarf ederek saatlerce kanat çırpmadan uçarlar. Dünyadaki milyonlarca kuştan sadece biri olan albatroslardaki bu nizamı ve müthiş estetiğin tesadüfen meydana gelemeyeceğini akıl baliğ olan her insanın bilmesi gerekir. Allahü teâlânın kudretiyle müthiş bir düzen içinde yaratılmış albatroslar değil koca bir evren, uzay varken gözümüzün önünde, hâlâ inanmamak insanoğlunun acizliğindendir. Bu durumu ifade eden en iyi cümleyi Hazreti Ali “radıyallahü anh” söylemiştir:
“Gören göze karanlık perde olmaz; görmek istemeyen göze ışık ne yapsın?”
Rabia Özen
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
618258 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yetenekli-kalemler/618258.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT