BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

"Evet" de iş bitirir, "hayır" da...

Sekiz on kişinin çalıştığı küçük bir firmanın yöneticisiydi. Ekonomik sıkıntıların had safhada olduğu 2000’li yıllardaydık… İnsanlar alacaklarını alamıyor, vereceklerini veremiyordu… Herkesin dünü tamam da yarını belirsizdi… Kimse kimseye vaatte bulunamıyor, vaatte bulunanlar da sözlerini yerine getirene kadar bazen iğnenin deliğinden geçmek zorunda kalıyorlardı.
Bir gün masasında oturuyordum. Hayli sıkıntılıydı. Ama telaşlı ve tedirgin değildi… Dedi ki:
Az önce burada oturan üç değişik kimse vardı gördün değil mi? Onların üçü de değişik dosyalar sebebiyle icra için gelen avukat arkadaşlardı. Hiçbiri bir diğerinin ne için burada beklediğini bilmiyordu. Her birini teker teker odama aldım, onlarla konuştum. Durumumu anlattım. Ödeyebileceğim miktarımı ve günümü net net yazdırdım. İyi dileklerle yolcu ettim. Her üçü de insan evladı çıktı ve benim kurumumun ödemesiyle ilgili yapılandırmaya gitti.
Bunu sana niye anlatıyorum biliyor musun? İnsanlar net ve dürüst insanlara saygı duyarlar… Biri sizinle bir alacak verecek konusunu konuşurken ona net ve dürüst olmalısınız. Ne derdi benim rahmetli dedem: “Oğlum evet de iş bitirir, hayır da iş bitirir...” Bu ne demektir bilir misin? Kişiyi oyalama. Yok, ise ümit verme. Var ise saklama. Gayretini samimiyetini göster. Sözüne sadık ol. O zaman insanlar sana güvenir. Sana inanır ve seninle iş yapmaya seninle görüşmeye seninle çalışmaya seninle yola çıkmaya başlarlar ve bunu isterler. Ama ağzından ne çıktığına sen bile inanmazken konuşurken gözüne başka yerde aklın başka yerde konuşurken karşındakinin ikna olmasını bekleme. Hayatta başarılı olan insanlara bir bak. Tanışmadı isen hatıralarını kitaplarını oku. Röportajlarını oku. Göreceksin hemen her biri başarının anahtarı olarak “verilen söz”den bahseder… Ne kadar çok zengin olmak istiyorsan o kadar dürüst olacaksın!” diyordu bir holdingin eş başkanlarından bir tanesi… Yine uluslararası bir firmanın sahibi “itibarım paramdan çok daha önemlidir” demişti. Öyleyse her birimizin kendimize bu anlamda çekidüzen vermemiz, verdiğimiz sözü de yerine getirmemiz gerekiyor…
         Hakan Bulut
 
 
 
 
ŞİİR
 
                    Sen...
 
Kelimeleri mânalandıran hazinesin Sen
Yürekleri toplayan hakikat-ı nihansın Sen.
 
Ellerimle ettiğim düğümü çözdüren Sen
Aşkınla yananı Havz-ı Kevser'e çağıransın Sen
 
Muhammed Mustafa Hatem-ül Enbiyâ!
Sözlerin ağırlığını çeken nihan-hanesin Sen.
 
Kusurları şefaatinle örten nişangâh-ı ilahisin Sen
Ağniyânın kurtuluş ihtimali, fakirin ortağısın Sen.
 
Sahipsizleri sahibine kavuşturan diğerkâmsın Sen
Ahmed-i Mahmud Mahbub-u Hüdâ!
 
Uçan güvercinin rızkı, duanın kaynağısın Sen
Âlemlere rahmet, kalplere sürursun Sen.
 
Her oluşun müsebbibi, varoluşun özüsün Sen
Kurtuluş fırkasının asıl mihmandarısın Sen.
 
Habib-i ekrem Sallalahu Aleyhi ve Sellem,
Karanlık gecede inleyen hastanın şifasısın Sen.
 
Ebu Bekir'in mağarada yakînisin Sen
Ömer'in kılıcından Emir-ül Mü'minûn çıkaran Sen.
 
Osman'ın hayâsına hayâ edensin Sen
Ali'ye hikmet hazinesinin yerini gösteren Sen
 
 Alâ alihî ve sahbihî ve Sellim Teslimâ!
Biz gariplere acı ya Rab, Mustafa hürmetine Sen.
.....
Ağniya: Zenginler
Hakikat-ı nihan: gizlenmiş gerçekler
 
                  Me'va A. Önyurt
 
 
 
 
 
KISA KISA...
 
Ne aceleci mahlûklarız!
Büyüme sancımız daha anne karnındayken başlar. Bir türlü alışamayacağımız bir dünya için annemizin karnına tekmeler savururuz… Beklemek, durmak olayları başında anlamak sanki yok gibi fıtratımızda. Dünyaya geliriz gelişir, gün geçtikçe büyürüz. Emeklemeye başlarız daha onu anlayamadan yürümeyi isteriz. Yürürüz, koşmak için can atarız. Koştuğumuzda ise kendimizi uzun maraton koşusuna hazırlıyormuşçasına acele ederiz. Heceleriz konuşmak için can atarız.
Konuştuğumuzda ise lügat parçalamaya çalışırız. Hayatın akışında biz de akarız ama hep aceleden, aceleye koşuşturur dururuz. Bunlar ise dilden dile asırlardır, atalarımızdan bize kulaktan dolma “acele etme”, “anla dinle”, “az konuş” gibi ve birçoğu nasihat içerir…
Hayat işte… Hep sürükleniyoruz. Alışan bu düzende evrilip gidiyor. Alışamayan ise debelenip duruyor… [Aleyna Nur Demirdağ]
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
621209 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yetenekli-kalemler/621209.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT