Çocuklarımız için çağımızın en tehlikeli en yaygın ve en sinsi derdi akran zorbalığına karşı nasıl bir yol izlememiz gerektiğini konuşalım bugün. Her çocuk kendini ifade edemeyebiliyor maalesef, hatta bununla birlikte çocuk ifade edebilse bile aile bir noktada yetersiz kalabiliyor. Hatta çocuğuna “sen karışma, uzak dur, sesini çıkartma” vb. ilave baskı yapabiliyor. Bu ailelerin yetersizliği ayrı bir konu olmakla birlikte böyle ailelerin çocuklarının daha fazla zorbalığa uğradığı da tespit edilmiştir.
Bu durumda sınıf öğretmenine ve okul rehberliğine daha fazla görev düşüyor. Öğretmenlerimiz elbette bunun eğitimini almışlardır. Çocukların hâl tavırları, vücut dilleri uğradığı zorbalığı, istismarı ele verir. Çocuk topluluktan kaçıyorsa, sınıfta en arka sıraları tercih ediyorsa, teneffüslerde yalnız dolaşıyorsa; tedirgin ise öğretmen çocuğu takibe almalı çocukla konuşmalı rehberlik ve aile ile iletişim hâlinde olmalı. Bazı durumlarda aileler çocuğu da suçlayabiliyor. Maalesef çocuğunun arkasında duramayan silik aileler bile olabiliyor. Aileyi güçlü kıldığımızda çocuğa ulaşmak daha kolay olacaktır. Aile tamamen kendini kapatmış durumda ve çocuğa imkân sağlayamayacak ise devletin kurumlardan (Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı) destek almamız gerekebilir.
Çocuklar bizim en kıymetlimiz ve bizlere emanet edilen en nadide varlık. Bu durumda bizler de iyi gözlemci olmalıyız. Olumlu olumsuz gözlemlerimizi önce sınıf öğretmenimizle gerek duyulursa rehberlikle vb. paylaşmalı, bilgilendirmeliyiz. Ne olursa olsun çocuklarımızın birbirine zarar vermesinin önüne geçmek hedefimiz olmalı... Maalesef zamanımızın şartları bunu getiriyor. Çocuklarımız için sağlıklı korunaklı umut dolu yıllar diliyorum. Saygılarımla...
Tuğba Kaynak-Çocuk Gelişim Uzmanı
ŞİİR
Allah'ım
Bize yine güzel huy, edep-ahlâk ver Allah'ım
Kullarına imdat için gayret fırsat ver Allah'ım
Mazlumlara kıyanların haklarından gelmeye
Güç, kuvvet, irade yine satvet ver Allah'ım.
Bize yine birlik için vazifeler ver Allah'ım
Kuşandır ordumuzu denizlere sal Allah'ım
Naralarla meydanlara girelim ecdat gibi
Geride kalanlara sabrını da ver Allah'ım.
Halis niyet, temiz kalp, temiz beden ver Allah'ım,
Düşmanların üstüne bir sel gibi sal Allah'ım
Kalbimizden al korkuyu, tasayı ve endişeyi
Huzur için yine bize vazifeyi ver Allah'ım.
Hakan Özcan
Gel diyemem sana
Gel diyemem sana,
Gitsen de severim zaten.
Sıkılıyorsa senin canın,
Burada benim canım, o senle mutlu.
Üzülürsen gel,
Gel de beraber seni seyredelim.
Niye seni bu kadar çok sevdiğimi sorsan da,
Yine gel, bu sefer de sensizliği seyredelim.
Talha Yaşar
KELAM-I KİBAR KİBAR-I KELAMEST
(Büyüklerin sözü, sözlerin büyüğüdür)
Din büyüklerimiz buyurdular ki: "İnsanların neden hüsrana uğradıklarının, bıçak gibi bir ayrıntısı vardır. Bu ayrıntı, çok mühimdir. Cenab-ı Hakkın rızasını gözeten, cenab-ı Hakkın rızasına uygun yaşayan, cenab-ı Hakkın rızasına uygun amel eden, mutlak huzurludur. Yani en büyük ıstırabı, en büyük acıyı çekse, yerlerde sürünse, ondan daha bahtiyar kimse olamaz. İnsanların rızasına uygun, insanların takdirine uygun olarak yaşayanlar, mutlak hüsrana uğrayacaklardır.”

