BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Az gitmiş uz gitmiş -2-

İlkokul, ortaokul, lise hatta üniversite müfredatlarını mukayese edin. Yıllarca neredeyse aynı şeyleri tekrar tekrar okuttuğumuzu göreceksiniz. Okuttuklarımızın da maalesef birçoğunun hayatta karşılığı yok. ‘Hocam bunlar bizim ne işimize yarayacak’ diye soran öğrenciye ikna edici cevap verebilen yok.
Hiçbir şeyi tam öğrenmiyoruz. Her şeyden biraz tadıyoruz, tattırıyoruz. Bir şeyin ne olduğunu anlamadan değiştiriyoruz. Müzikte değiştir yarışması var, şarkıdan bir mısra okuyorsunuz, değiştir komutu geliyor. Geçenlerde telefonda görüştüğüm emekli Binbaşı Ramazan Mercan Hocam, ‘Mihriban’ şiirinin bir mısraının manasını sorduğu üniversite hocasının cevap veremediğini anlattı. “Lambada titreyen alev üşüyor” mısraını edebiyat doktoru açıklayamamış. Ben de içimden, iyi ki bana sormadı, diye derin bir oh çektim. Tarihçi Yılmaz Öztuna, bugün doktorasını yapmış edebiyatçıların Refik Halit Karay’ı orijinalinden anlayamadığını yazmıştı. Ben hayranı olduğum Yahya Kemal’i sözlük olmadan okuyamıyorum desem...
Okullarımız, maalesef yıllarını aldığı insanımıza bir şey vermiyor. Bir nitelik, bir ehliyet kazandırmıyor. Neredeyse okuduğu alanla ilgili iş yapan yok. Çünkü eğitimin içi boş... Evrakın ve miadı (süresi) dolmuş bilgilerin ezberinden ileri gidilemiyor. Eğitimi yeniden yapılandırmayı, kulağını başının üstünden tutmak ya da anlamadığı şeyleri anlaşılmayan şekilde tercüme etmek sanan yapılandırmacı zevat acaba yaptıkları değişikliklerin sonuçlarını merak edip incelemişler midir?
Bugün okullarımız fiziki ve teknolojik anlamda çok iyi noktalara gelmiştir. Lakin eğitim içerikleri için aynı şeyleri söylemek maalesef mümkün değildir. Bunun için öğretmenlik kontenjanları ihtiyaca göre ayarlanmalı, öğretmenlik bölümleri altı yıla çıkarılmalı. Öğretmenler bir Doğu, bir Batı dili olmak üzere iki yabancı dili ana dilleri gibi bilmelidir. Her kademede derslerin sayısı azaltılıp ders içerikleri zenginleştirilmelidir. Okulların zaman geçirilen yerler değil, gerçek anlamda bilim ve kültür yuvaları olacağı günleri hasretle bekliyoruz.
            İdris İspiroğlu
 
 
 
ŞİİR
 
      Geceler...
 
Ağlarım geceleri
Sessizce,
Gözlerim kan revan içinde;
Sorarım kendime,
‘Neden’ diye?
 
Şahidimdir
Yatağım ve yastığım,
İki damla gözyaşım;
İşte bu tüm duygularım.
 
Geceleri ağlarım bir tek.
‘Kimse görmesin kimse duymasın’ diye usulca.
Yağmur ile beraber gözyaşım
Karışıp gider doğaya...
 
         Turan Habil Koçak (Gecelerin Şairi)-Mersin/Akdeniz
 
 
 
UNUTULMAZ GELENEKLERİMİZ
 
Kayseri ağzında mutfak ile ilgili bazı kelimeler:
Ağartı: Süt ürünlerine verilen isim Ağız: Yeni doğum yapmış memeli hayvanların (koyun, keçi, inek) ilk sağılan sütü Alaz: Alev Alamet: Bağ mevsimi bitince, şehre dönüşün yapılacağı son gece yakılan ateş Arabaşı: Un ve su karışımıyla yapılan hamur ve çorbasından oluşan bir kış yemeği Arıstak: Mutfakta üst taraftan bölünerek yapılan kiler gibi bölüm Aşgana: Aşhane, mutfak, aşevi Aşık: Küçük baş hayvanın arka budundan çıkan bir kemik Balbaşı: Beyaz pekmezin en iyisi Baldırcan: Patlıcan Bannak: Parmak Bar: Turşuların kurulduğu kabın ağzında meydana gelen küf Bazlama: Sacda pişen yuvarlak ekmek Beze: Ufak bir elma büyüklüğünde hamur parçası [https://www.kayseri.bel.tr]
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
621311 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yetenekli-kalemler/621311.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT