BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Yasak ne zaman açıklanmalıydı?

 
Özellikle büyük şehirlerde bu yasağın her an gelebileceği biliniyor muydu?
Biliniyordu.
İlk korona vakası açıklandığından beri insanlar marketleri boşaltıp, evlerine erzak yığınağı yapıyor muydu?
Yapıyordu.
Başta CHP'li başkanlar ve muhalif medya olmak üzere, topyekûn ve uzun süreli sokağa çıkma yasağı isteniyor muydu?
İsteniyordu.
Hükûmet ekonomiyi büsbütün durdurmamak, virüsle mücadeleyi kaosa dönüştürmemek, sadece işi olmayanların sokağa çıkmasını önlemek için olanca iyi niyeti gösterdi mi?
Gösterdi.
Kendi hayatları için alınan bu tedbirlere rağmen, insanlar inatla ve ısrarla -kısmi de olsa- sokağa çıktı mı?
Çıktı.
           ***
Son iki haftadır havalar soğuktu, katı yasağa gerek olmamıştı.
Lakin bu hafta sonu güneş açtı.
Olacakları kestiren hükûmet, Bilim Kurulu'nun önerisiyle hafta sonu 30 büyükşehir ve Zonguldak'ta sokağa çıkma yasağı kararı aldı.
Aslında sürpriz yoktu.
Bu şehirler zaten lojistik hizmetleri hariç, giriş-çıkışa kapatılmıştı.
Herhangi bir yasak durumunda fırınların, eczanelerin açık olacağı haftalardır anlatılan bir mevzuydu.
Sadece marketlerin kısıtlı hizmet vermesi beklenebilirdi ama, bu da yasağın süresi ile alakalıydı.
48 saatlik süre az olduğu için belli ki buna da ihtiyaç duyulmamış, virüsün en çok yayıldığı marketlere de iki günlüğüne kilit vurulmuştu.
Bu sürede marketten bir şey almasa kimse büyük bir mağduriyet yaşamazdı.
Ancak yine de kaos oluştu.
Yasak haberinin duyurulması ile birlikte, fırınların hizmet vereceğini açıklamak bir nebze fayda sağlayabilirdi.
Lakin, normalde o saatte kapalı olması gereken marketlerin yasağa rağmen kapılarını açacağı kestirilememişti.
Hele hele iki saatliğine pazarların kurulabileceği kimin aklına gelebilirdi ki?
           ***
Hadi sigara, ekmek, yağ falan alanı anlarım da...
Gece gece marul, kuruyemiş, çikolata, gofret, kola almak için marketlere akın etmek, Batılılar gibi market arabalarını tuvalet kâğıdı ile doldurmak, bunlar için yasak saatine kadar sıra beklemek nasıl bir psikolojidir?
Sokağa çıkma yasağı gelecek diye akaryakıt kuyruğuna girmek neyle izah edilebilir?
           ***
Eskiden bayramlarda ekmek çıkmazdı.
Belki hâlen bunun uygulandığı şehirler vardır.
Arefe gününden ekmeğimizi alır, bayram boyunca idare ederdik -ki, bayramlarda çok misafirimiz geldiği hâlde, bu ekmeklerin bile çoğu israf olurdu.
Üç-dört gün fırınlar kapandığı hâlde böyle bir kaos oluşmaz, 'Ekmek biterse illa ki bir şeyler yeriz' deyip geçerdik.
Market alışverişleri de aynı şekilde...
Bayramdan önce ne aldıysak, epey bir zaman markete gitmeye ihtiyaç kalmadan idare ederdik, fazla fazla yeterdi.
Peki şimdi n'oldu?
Açgözlü Batılıları göre göre mi bu hâle geldik?
Yoksa onlara özendiğimizden mi?
Altı üstü iki gün yahu...
Nedir problemimiz?
           ***
Şimdi birileri diyor ki: “Daha önce açıklansaydı insanlar sokağa yığılmazdı.”
Hayır efendim, Avrupa'daki örnekler gösteriyor ki, daha büyük yığılmalara, daha büyük kaoslara yol açardı.
Bir kesim de diyor ki: "Yasak, başladığı saatte açıklansaydı." 
Hayır efendim, o zaman daha büyük mağduriyet, daha çok şikâyet olurdu.
O keşmekeşte zaruri ihtiyaç olmayan kola, gofret, marul, akaryakıt almak için sokağa akın eden psikolojiye hiçbir tedbir fayda etmezdi.
 
 
************
 
Bilgi verilse ne yapacaktın?
 
Şu süreçte en çok asabımı bozan şey; siyasi rant sağlama çabası.
Kendi işini doğru düzgün yapmayanların, bir de hükûmete akıl verme çabası trajikomik bir hâl aldı.
30 büyükşehir içinde, ilçeleriyle birlikte herkes işini yaparken, sadece biri çıkıp, "Bu yasaktan niye bizim haberimiz yok. İşimizi ona göre planlardık" dedi.
Merak ettiğim şu;
Yasağı en çok isteyen zaten sendin, niye her an yasak gelecekmiş gibi hazırlanmadın?
Çok önceden haber verilse bu bilgiyi sızdırmayacak mıydın?
Bilgi verilmemiş olması, neyi planlamana engel oldu, ne yapacaktın?
Sen zaten kamu kuruluşusun, yasak senin hizmetlerini kapsamıyor. Hangi hizmeti yapman engellendi, söylesen de biz de bilsek keşke.
 
 
************
 
Avrupa yaşlılarını öldürüyor
 
 
Konuyu önceki yazımda anlatmıştım.
Fransa'dan, İngiltere'den yeni itiraflar geldi.
Paris Belediye Başkanı, "Binlerce yaşlımızı ölüme terk ettik" diye gözyaşı döktü.
İngiltere'nin, bakımevlerinde ve kendi evlerinde ölenleri günlük açıkladıkları rakamlara katmadığı ortaya çıktı.
Sağ olsun, Osman Sağırlı Avrupa'dan yeni bilgi ve rakamları toplamış.​
  • İspanya'da ordu, bakım merkezlerinde ölü ve terk edilmiş insanlar bulduğunu bildirdi. Sadece Madrid bölgesindeki bakımevlerinde 8 Mart'tan bu yana 4 bin 260 kişinin öldüğü açıklandı.
  • Fransa'da tüm koronavirüs ölümlerinin üçte birinin bakımevlerinde kalanlar olduğu ortaya çıktı. Cumartesi günü yayınlanan son rakamlara göre bakımevlerinde ölenlerin sayısı 4 bin 589 kişi.
  • Cannes yakınlarındaki Mougins'de bulunan bakımevi en kötüler arasında. Bakımevi sakinlerinin üçte biri hayatını kaybetmiş.  
  • Eski bakanlardan Monique Pelletier, “Buralarda Covid-19'dan yüzlerce 'yaşlı' ölüm gerçekleşti. Her şeyden önce, her gün ölenlerin sayısını yayınlamayı unuttuk. Bazı yaşlılar bakımevlerinde insanlık dışı muamele gördü” dedi. 
  • İtalya'da bakımevlerinde son ölümlerin anormal derecede yüksek olması Meclis soruşturması çağrılarına yol açtı. Yüksek Sağlık Enstitüsü'nün (ISS) rakamlarına göre, 1 Şubat'tan bu yana ülke genelinde RSA kuruluşu tarafından işletilen bakımevlerinde 3 bin 859 kişi öldü. Ölümlerin çoğunun koronavirüsten en kötü etkilenen Milano ve Lombardiya'da olduğu kaydedildi.
  • Almanya'da ülke genelinde yüzlerce kişinin bakımevlerinde öldüğüne dair raporlar var.
  • Kanada'da bir huzurevinde, 65 sakinin 29'u virüse yakalandıktan sonra öldü. 
  • Amerika Birleşik Devletleri'nde, Kings County'deki bir bakımevinde 40 kişinin ölümü endişeye yol açtı. Ciddi salgınların olduğu Teksas'ta, yetkililer bakımevlerindeki enfeksiyonlar veya ölümlerle ilgili herhangi bir istatistik yayınlamayı reddetti. Kaliforniya'daki yetkililer insanları mümkün olan her yerde akrabalarını bakımevlerinden çıkarmaya çağırdı.
           ***
Bunları, bize hâlen Batı'yı pazarlamaya çalışan hokkabazlara cevap olsun diye yazdım.
Her şeye rağmen...
Ülkemizin ve milletimizin kıymetini bilelim, kıymetini.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
613114 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yucel-koc/613114.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT