Marmara'da peş peşe 117 deprem: Uzmanlardan dikkat çeken açıklamalar! Türkiye'de 3 kritik bölge var
Marmara Denizi’nde son günlerde art arda meydana gelen küçük depremler, gözleri bir kez daha İstanbul ve çevresindeki fay hatlarına çevirdi. Özellikle Adalar’ın güneyinde yoğunlaşan sismik hareketlilik, sosyal medyada “Büyük Marmara depremi yaklaşıyor mu?” tartışmalarını beraberinde getirdi.
Kandilli Rasathanesi verilerine göre salı gününden bu yana bölgede 100’ün üzerinde küçük deprem kaydedilirken, son 55 saatte Adalar’ın güneyinde büyüklükleri yaklaşık 0,7 ile 3,1 arasında değişen 117 deprem meydana geldi.
Depremlerin büyük bölümü hissedilmezken, kısa süre içinde çok sayıda sarsıntının kaydedilmesi kamuoyunda tedirginlik oluşturdu. Ancak uzmanların değerlendirmeleri, bu hareketliliğin doğrudan “büyük deprem geliyor” şeklinde yorumlanamayacağı konusunda birleşiyor.
“ADALAR FAYI PASİF DEĞİL, AKTİF”
Prof. Dr. Şükrü Ersoy katıldığı yayında, Marmara Denizi’nin içinden geçen Kuzey Anadolu Fayı’nın parçalı bir yapı gösterdiğini ve Adalar Fayı’nın da bu sistem içerisindeki faylardan biri olduğunu belirtti.
Son günlerdeki mikrodeprem aktivitesinin önemli bir gösterge olduğunu söyleyen Ersoy, buna karşın hareketliliğin fayın tamamını kapsamadığına dikkat çekti ve şunları söyledi:
"Marmara Denizi'ndeki fay hatları pasif değil, tam aksine aktif ve canlı. Dünden bu yana yaşanan sarsıntılar ve 1999'dan beri süregelen hareketlilik de bunun en net göstergesi. Marmara Denizi'nde gelecekte deprem üretebilecek iki ana fay parçası bulunuyor: Avcılar Fayı ve Adalar Fayı.
Mevcut mikro aktivite bölgenin canlılığını kanıtlasa da sosyal medyada ciddi bir bilgi kirliliği hakim. "Büyük deprem bugün olacak, yarın olacak" şeklindeki iddialar tamamen spekülatiftir. AFAD bünyesinde bizler ve çok sayıda bilim insanı bu depremleri aralıksız inceliyoruz. Sadece biz değil, dünyada hiç kimse büyük bir depremi önceden tarih vererek söyleyemez. Yaşanan bu sarsıntıların "öncü deprem" olup olmadığı ise ancak daha büyük bir deprem meydana gelirse anlaşılabilir; aksi takdirde bunlara öncü demek bilimsel açıdan doğru değildir"
3 KRİTİK BÖLGE VAR
Gazi Üniversitesi Deprem Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Samet Arslan ise tartışmayı yalnızca son mikrodepremler üzerinden yürütmenin doğru olmadığını savundu.
Arslan, Türkiye’nin deprem ülkesi olduğunu vurgulayarak üç kritik bölgeye dikkat çekti:
"2007 yılında bürokratken Kahramanmaraş bölgesindeki kırıkta risk olduğuna dair uydu fotoğraflarından ve yer istasyonlarından veriler geldi. AFAD ve 30 bakanlık/kurum toplanıp tedbirler aldık. O grupta ben de vardım. Ancak deprem 2007'de değil, 2023'te meydana geldi. Yani fay hattındaki hareketliliği bilmek; tam büyüklüğünü, gününü, saatini bilmediğiniz sürece tek başına yeterli olmuyor. Yapmamız gereken belli: Deprem öldürmüyor, bina öldürüyor. Lütfen depremden önce ne yapmamız gerekiyorsa onları konuşalım. Kahramanmaraş depremi 450-500 yıllık periyodu dolduğu için "geliyorum" dedi, ama yine de hazırlıksız yakalandık.
İstanbul için de durum aynı. Tarihsel kayıtlara baktığınızda 557 ve 1509 gibi 500 yıllık ve 250 yıllık tekerrür aralıkları var. Özellikle 250 yıllık aralık hiç şaşmamış. En son büyük deprem 1766'da oldu. Üzerine 250 yıl ilave edin, ne zaman deprem olacağını herkes hesaplasın. Marmara'da sadece Adalar veya Kumburgaz fayları konuşuluyor ama Yalova-Gebze tarafından devam eden, Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın esas kolu olan ve hiç konuşulmayan bir hat daha var. Beklenti biraz da burada ve bu da İstanbul'u doğrudan etkileyecek.
Şu anda Türkiye'de üç kritik nokta var:
- Marmara Bölgesi (Sadece İstanbul değil; Bursa, Yalova dahil)
- Yedisu Segmenti (Erzincan, Tunceli, Pülümür, Bingöl kavşağı; 250 yıllık periyodu doldu, 7'nin üzerinde deprem üretebilir)
- Ege Bölgesi (Sıklıkla 6 civarında depremler üretecek)
Marmara'nın altındaki fayları bile son 20 yılda öğrendik. Nitekim MTA yenilediği haritada 400'den fazla yeni fay açıkladı. Yüzeyde iz bırakmayan kırıkları önceden tespit edip matematiksel formüle dökmek imkansız. Ancak bilimsel bir gerçek var: Bir bölgede geçmişte ne büyüklükte deprem olduysa, gelecekte de en az o büyüklükte bir deprem tekrar olur.
İstanbul'da deprem olma olasılığı gün geçtikçe artıyor. Tarihsel kayıtlara baktığımda 7.0 - 7.2 civarında bir deprem olması hiç sürpriz olmaz.
ÜŞÜMEZSOY’DAN FARKLI DEĞERLENDİRME
Marmara’daki son depremlerle ilgili en farklı değerlendirmelerden biri ise Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’dan geldi.
Üşümezsoy, özellikle Adalar Fayı üzerinden yürütülen büyük deprem senaryolarına itiraz etti ve son mikrodepremlerin Adalar Fayı’nın büyük bir deprem üretmeye hazırlandığı şeklinde yorumlanamayacağını savundu:
"Beklenen İstanbul depremi falan yok.
Bu deprem, 1999’da Yalova’dan Çınarcık ve Teşvikiye’ye kadar giderek o kesimdeki stresi zaten boşalttı. Ondan bir öncesinde de, yine bu Yalova-Çınarcık ve Çınarcık güneyindeki hat boyunca 1894’te fay kırıldı ve İstanbul’da beklenen depremin aslında 100 yıl evvel olduğu ortaya çıktı.
Bizim arkadaşlar haritalardaki var olan hazır şablonlardan konuşuyorlar, Marmara Denizi’ndeki sismik verileri atlıyorlar. 17 Ağustos’ta kırılan fay Osmangazi Köprüsü’nün doğusunda kaldı. MTA ve yapılan diğer çalışmalar, Kuzey Anadolu Fayı’nın ana kolunun Çınarcık Çukuru’nun güneyinden geçtiğini açıkça gösteriyor. Bütün o spekülasyon yapılan Adalar Fayı; bir ucu Çekmece’de, bir ucu Tuzla’da olan 65-80 kilometrelik bir hat. Marmara’nın kuzey kenarındaki bu fay Kuzey Anadolu Fayı değildir ve hiçbir risk taşımamaktadır.
"ÖYLE BİR FAY YOK"
Büyükada’nın doğusundaki 3,7’lik depreme gelince... Büyükada’dan Dragos’a ve Çekmece’nin güneyine giden faylar var. Bunlar 17 Ağustos’ta kırılan anayolun stresiyle çalışan ikincil, çapraz kollardır. 99’dan beri yazdığım beş tane kitapta Çubuklu gemisinin haritalarıyla bunu gösterdim; depremler Adalar Fayı’nda değil, onu kesen kuzey ve güneydeki bu tali kollarda oldu.
30 yıldan beri Adalar Fayı için tarih verip duruyorlar, o deprem bir türlü gelmedi. Nature dergisinde "30 yıl içinde %67,5 ihtimalle 7,4’lük deprem olacak" diye makale yazanlar, sonra o çalışmayı bizzat çöpe attılar. 30 yıl doldu, hepsi sustu! Marmara boydan boya kırılacak, 8,1’lik deprem olacak söylemleri tamamen saçmalıktır. Öyle bir fay yok.
1894’te Yalova-Çınarcık kırıldı, 1912’de Tekirdağ Çukuru’ndaki 60 kilometrelik fay kırıldı. Marmara’nın 170 kilometresinin 120’si zaten kırılmış durumda. Geriye kalan Yeşilköy-Silivri arasındaki hat ise tek parça değil, iki parçalıdır. Silivri ile Büyükçekmece arasındaki fay 6,5’ten büyük deprem yapmaz. Nitekim 2019 Silivri ve 2024 depremleriyle o dediğim yerler gerçekleşti. Büyükçekmece-Yeşilköy arası ve Adalar Fayı ise Marmara açılırken çukurlar oluşturan ölü faylardır, orada hiçbir aktivite ve stres yok.
İnsanların uykusunu kaçıracak spekülasyonlar yerine gerçek aktif faylara bakmak lazım. Manisa’dan başlayıp Alaşehir, Denizli ve Pamukkale’ye giden hat, Türkiye’de depremlerin en çok olduğu, tarih boyunca büyük yıkımlar yapmış aktif bir fay hattıdır. Sivrice, Kumburgaz ve Ege’deki bu alanlar ortadayken, Marmara’nın kuzeyindeki ölü faylar üzerinden yapılan büyük deprem söylemlerinin hiçbir bilimsel karşılığı yoktur"

