Seyyid Ebül Vefâ hazretlerinin zamânında bir Müslüman şiddetli bir hastalığa yakalandı.
Doktor-ilâç kâr etmedi.
Nihâyet bir gün;
"Bu hastalıktan şifâya kavuşursam Seyyid Ebül Vefâ hazretlerine, bin dînar hediye edeceğim" diye nezirde bulundu...
Birkaç gün geçti...
Tamâmen iyileşti.
Hemen "bin dînar" parayı alıp, Seyyid Ebül Vefâ hazretlerine gitti ve yaptığı nezri söyleyip hediye etti bu parayı kendilerine.
O da kabûl etti.
Ve bir mendil çıkardı.
Ona hediye edip;
“Bu mendili yanından ayırma! Allah'ın izniyle her türlü belâdan muhâfaza olursun” buyurdu.
O, mendili aldı. Teşekkür etti.
Ve izin alıp memleketine gitmek üzere düştü yollara. Issız bir ormandan geçiyordu ki, koca bir aslan çıktı karşısına.
Kaçacak yer yoktu...
Ne yapacağını şaşırdı.
Hayvan, kükreyerek yaklaşıyordu ki, korkusundan Kelime-i şehâdeti söylemeye başladı gayriihtiyârî!
O esnâda mendili hâtırladı.
Sevinip hızla cebinden çıkardı...
Ve hayvana doğru tuttu onu.
Hayvan, mendili görür görmez sakinleşti birden...
Başını öne eğdi. Edeple yaklaştı.
Ve o mendile yüz sürüp yavaş yavaş uzaklaştı oradan.
Bir "suçlu çocuk" gibi...

