Hazret-i Mevlana''yı rahmetullahi aleyh çok seven genç bir tüccar, Mısır''a gitmek için bu zattan izin ister.
Ancak hazret-i Mevlana; - Gitme! buyurur. Ama o dinlemez.
Gizlice yola çıkıp gemiye biner.
Tam Mısır''a yaklaşırken, kâfirler saldırır, gemi halkıyla birlikte onu da esir alırlar. Ağır işlerde çalıştırırlar. Genç tüccar, açar ellerini; - Yâ ilahi! Pişmanım vallahi. Hazret-i Mevlana hürmetine bu esaretten kurtar beni, diye dua eder. Çok gözyaşı döker. Ve bir gece hazret-i Mevlana''yı görür, himmet diler. Büyük velî; - Yarın bu kimseler bir hasta için senden bilgi isterler. Şu şu otları, şu oranda karıştır, hastaya yedir, buyurur. Hakikaten o sabah gence sorarlar: - Senin doktorlukla bir ilgin var mı? - Evet var. - Ağır bir hastamız var. Onu iyi edebilir misin? - Allahın izniyle. Sevinip genci hükümdara iletirler.
Meğer hasta olan hükümdarmış. Genç tüccar, mütehassıs bir doktor edasıyla; - Üzülmeyin! Bana, şu şu otlardan getirin, der. Koşup getirirler.
Onları karıştırır, hükümdara yedirir.
Yer yemez şifa bulur hemen.
İyileşir tamamen. Sevinçle döner ona: - Dile benden ne dilersen. - Hiçbir şey istemem. - Lütfen, kırma bizi. - Ey hükümdar, ben doktor değilim, der. Hocamdan izinsiz sefere çıktığım için esir edildim. Pişman olup, hocamdan himmet diledim. O da rüyama girip, bu ilacı tarif etti bana. Hadise budur. - Peki hocan kim senin? - Mevlana hazretleri. Hükümdar hakikati öğrenir.
Kendisine yüklü bir para verir.
Memleketine gönderir.
www.gonulsultanlari.com Tel: (0 212) 454 38 10 www.siirlerlemenkibeler.com

