Ömer bin Abdülazîz hazretleri, takvâ sâhibi olup, çok ibâdet yapardı.
Âhiret derdiyle zayıflardı.
Bir dostu onu gördü.
Ve hâline acıdı.
“Ne bu hâlin? dedi.
Cevâbında;
“Bu hâlimde ne var ki?.. Sen beni bir de ölümümden sonra, mezardaki hâlimi görsen, daha çok hayret ederdin!” buyurdu.
● ● ●
Birine mektupta;
“Kardeşim! Allahü teâlânın azâbından kork ve Onun kullarına zulmetmekten sakın! Kim cenneti istiyorsa, cehennemden kaçınır ve henüz ecel gelmeden ibâdete sarılır” diye yazdı.
● ● ●
Ömer bin Abdülazîz hazretleri bir gün yolda bir “sarhoş” gördü. Yakalayıp cezâ verecektı ki, o sırada hakâret etti sarhoş kendisine.
O ise hiç kızmadı.
Ona şefkatle baktı.
Vazgeçti cezâ vermekten.
Ve serbest bıraktı.
Hâdiseyi görenler;
“Ona cezâ verecektiniz. Size hakâret edince vazgeçtiniz. Hikmeti nedir efendim?” dediler.
Cevâbında;
“Onu, içki içtiği için, yâni dînimiz için cezâlandıracaktım. Ama bana hakâret edince öfkelendim! Önceki hâlis niyetime nefsim karışır diye korktum! Onun için salıverdim” buyurdu.

