Kaydet
a- | +A

Allah dostlarından Hatim-i Esam hazretleri rahime-hullahü teâlâ, bir gün Resul aleyhisselâmın Ravdasına gelip; - Yâ ilahi! Resulünün hürmetine beni affet, diye yalvardı. O anda bir nida duydu.

Gaibten gelen ses; - Habibullahın hatırı için, orada olanların hepsi affedildi! diyordu.

İŞTE SENİN İLACIN İmam-ı Kastalani hazretleri de bir hastalığa yakalanmıştı.

Doktorlar çare bulamadı.

Nihayet Resulullahı araya koyup; - Yâ Rabbî! Habibinin hürmetine bana şifa ver! deyip yattı. Bir büyük zat göründü rüyasında.

Elindeki reçeteyi uzatıp; - İşte senin ilacın! Bu reçete, Resulullahın emriyle yazılmıştır, dedi. Uyanıp, tatbik etti hemen.

Ve kurtuldu o dertten.

RESULULLAHIN ŞEFAATİ Bir velî de Efendimizden bahsederken; - Kıyamette, kabirden önce O kalkacak, üzerinde Cennetten elbise olacaktır. Burak adındaki bir Cennet hayvanına binip mahşer yerine gelecek. Liva-yı hamd denilen sancağı O tutacak ve her mümin, o sancağın altında bulunacaktır, buyurdu. Ve devam etti: - O, hesabın başlaması için şefaat edecek, önce Onun ümmetinin hesapları görülecek, Sırattan, önce Onun ümmeti geçecek, Cennete, önce Onun ümmeti girecektir. Şöyle bitirdi: - O, iki cihanın da sultanıdır. Onu sevmek, her Müslümana farzdır. Sordular: - Onu ne kadar sevelim efendim?

- Canınızdan ve malınızdan daha çok sevin. - Onu sevmenin alameti nedir efendim?

- Onun dinini öğrenip, ona göre yaşamaktır.