Kaydet
a- | +A

"Yusuf aleyhisselâm", o kuyuya düştü ve,

Hemen Hak teâlâyı başladı zikretmeye.

Onun zikrettiğini işitince melekler,

Çevresinde toplanıp, ona eşlik ettiler.

Velhâsıl kardeşleri, Yusuf''un gömleğini,

Bir hayvanın kanıyla bulayıp her yerini,

Ve o "Kanlı gömleği" ellerine alarak,

Döndüler akşam eve, yalandan ağlıyarak.

Yâkub aleyhisselâm, ağlama seslerini,

İşitip sordu hemen onlara sebebini.

Dediler: (Ey babamız, kır yerine ulaştık,

Ve kendi aramızda, bir yarış yapacaktık.

Dağıldık bunun için hepimiz kır yerine,

Yusuf''u, bekçi koyduk eşyâmız üzerine.

Biz bu yarış işiyle meşgûl idik ki, o an,

"Kurt" gelip yemiş onu, gâfil iken biz ondan.

Eğer inanmıyorsan, işte "Kanlı gömleği",

Zîrâ biz bilemeyiz hiç yalan söylemeyi.)

Yâkub aleyhisselâm, babalık şefkatiyle,

Yusuf''unu düşünüp, ağladı gözyaşiyle.

Buyurdu ki: (Siz bana nasıl söz vermiştiniz?

Hayır, fenâ aldatmış sizi nefisleriniz.

Sizin bu yaptığınız, hiç de gerçek değildir,

Ve lâkin bana düşen, yine sabr-ı cemîldir.)

Yusuf''un gömleğini sürdü yüz ve gözüne,

Lâkin hiç rastlamadı onda yırtık izine.

Buyurdu: (Vallahi o, ne şefkatli kurt imiş,

Yusuf''uma şefkati, sizlerden ziyâdeymiş.

Görmedim bu kurt gibi merhametli birini,

Yusuf''umu yemiş de, yırtmamış gömleğini.)

O kuyunun içinde, geçince az bir zaman,

Hemen yakın bir yerde, konakladı bir kervan.

Kervanbaşı, su için gönderdi sakasını,

O da gelip, kuyuya sarkıttı kovasını.

"Yusuf aleyhisselâm" sarılıp o kovaya

Kova ile birlikte, yükseldi yukarıya.

Saka onu görünce, duydu büyük heyecân,

Sevinçle bağırdı ki: (Müjde, işte bir civân!)

Birâderi "Yehûdâ" var idi ki Yusuf''un,

Yemek getiriyordu kuyuda ona her gün.

Lâkin o gün gelince, Yusuf''u göremedi,

Koşup, kardeşlerine durumu haber verdi.

Kardeşleri bu hâli öğrenip Yehûdâ''dan,

Koşarak, o kervâna yetiştiler arkadan.

Bir heyecân içinde dediler ki onlara:

(Bu bizim kölemizdir, kaçmış tâ buralara.

İsterseniz satarız size biz bu köleyi,

Ucuzdur, hemen alıp terkedin bu ülkeyi.)