"Sırf Allah rızâsı için bir kimse ile arkadaş olan Cennette hiçbir amele verilmeyen yüksek bir dereceye kavuşur."
Allahü teâlâyı sevmek çok kıymetli bir cevherdir. Gerçek sevgi iyilikle artmaz, kötülükle eksilmez. Bunun için sevgiliden gelen her şeyi gülerek, sevinerek karşılamak lâzımdır. Ondan gelenlerin hepsi tatlı gelmelidir. Sevgilinin sert davranması aşağılaması, ikrâm, ihsân ve yükseltmek gibi olmalıdır. Hattâ kendi nefsinin böyle isteklerinden daha tatlı olmalıdır. Seven böyle olmazsa, sevgisi tam olmaz. Hattâ seviyorum demesi, yalancılık olur. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
(Îmânın temelli ve en kuvvetli alâmeti Müslümanları sevmek, Müslümanlara düşmanlık edenleri sevmemektir.)
(Allahü teâlâ buyuruyor ki: Benim için birbirini ziyâret edenleri, benim için birbirlerini sevenleri, benim için birbirine kolaylık gösterenleri ve benim için yardımlaşanları elbette ben de severim.)
Cenâb-ı Hak, İsâ aleyhisselâma buyurdu ki:
(Eğer yerde ve göklerde bulunan bütün mahlûkların ibâdetlerini yapsan, dostlarımı sevmedikçe ve düşmanlarımdan uzaklaşmadıkça, hiç faydası olmaz.)
Ebû Huzeyfe hazretleri, kız kardeşini, azatlı kölesi Sâlim ile evlendirdiği zaman Kureyşliler, kendisine hakaret edip ağır söz söylediler. Dediler ki:
-Asîl bir kız köleye verilir mi hiç?
-Siz ne söylüyorsunuz? Kız kardeşimle evlenmeyi kabûl etmez diye ne kadar korktuğumu bir bilseniz... Kureyşliler, bu söze daha fazla kızıp âdeta çılgına döndüler. Dediler ki:
-O nasıl söz?
-Siz benim bildiğimi bilseydiniz böyle söylemezdiniz.
-Bildiğin neyse söyle!
-Resûl-i Ekremden işittim ki: (Allahı bütün kalbi ile seveni görmek isteyen Sâlim'e baksın) buyurdu.
Bunu işiten Kureyşliler özür dileyip onu tebrik ettiler.
Hazret-i Ebû Bekr, vefât edeceği zaman Âişe validemiz içeri girerek der ki:
-Babacığım işte yıkanmış temiz bir kefen getirdim. Babası şöyle cevap verir:
-Yavrum yıkanmış kefeni bırak, Müslüman olduğum ilk gün üzerimde bulunan kaba elbisemi bana kefen yapın! Çünkü çok zamanlar, Allah sevgisinin verdiği korku ile ağlar, gözyaşlarımı o elbiseye sürerdim. Allahü teâlâ, o gözyaşlarımın hürmetine belki bana rahmet eder.
Allahü teâlânın, bir kulunun kalbine, kendi sevgisini yerleştirmesi, kendi hicrânı, ayrılığı ile onu yakması ne büyük nimettir. Bu nimetin kıymetini bilip şükrünü yapmak lâzımdır. Durmayıp, bunun artmasına çalışarak aşk-ı ilâhînin, en son derecesine yükselmesini beklemelidir. Bunun için de hakîkî matlûbdan başka, hiçbir şeye gönül bağlamamalı, faydası olmayan şeylerle uğraşmamalıdır! Yâni Allahü teâlânın sevgisine kavuşmak için, İslâm âlimlerinin kitaplarında yazılı olduğu gibi îmân etmeli ve bütün sözleri, işleri onların bildirdiklerine uydurmalı, sünneti seniyyeye yapışmalı ve bidatlerden sakınmalıdır! Çünkü, Allahü teâlânın sevgisine ulaştıran yolun esası budur...

