Kaydet
a- | +A

Gazetemizde yayınlanan "PTT''nin Gece Bekçileri Dertli" başlığını taşıyan mektuba Posta İşletmesi Genel Müdürlüğü''nce şu açıklama geldi: "Yüksek Planlama Kurulu''nun 24.5.1999 tarihli kararı ile, kuruluşumuzda 399 sayılı KHK eki (II) sayılı cetvele dahil pozisyonlarda çalışmakta olan personelin, 1999 yılının birinci yarısı için belirlenmiş bulunan temel ücretlerinde, kurulun 19.2.1999 tarihli kararı ile ünvanları itibariyle belirlenen gruba ait en düşük ve en yüksek temel ücret miktarları arasında kalınması kaydıyla, görevin niteliği ve önemi, görev yerinin özelliği, personelin eğitim düzeyi ve hizmet süresi gibi hususlar ile kuruluşun hiyerarşik yapısı ve mali imkanları dikkate alınarak, gerekli düzenlemelerin yapılması hususunda kuruluşumuz yönetim kurulunu yetkili kılmıştır. Yazınıza konu olan bekçiler, ünvan grubu itibarı ile YPK kararı eki listede (141.900.000-201.300.000.-TL) sayılmakta olup, ücreti grubu için belirlenen en yüksek tavan ücreti olan 201.300.000.-TL olarak tespit edilmiştir. Yüksek tahsilli bekçiler ise aynı listede (150.150.000-231.000.000.-TL) sayılmakta olup, ücreti grubu için belirlenen en yüksek tavan ücreti olan 231.000.000.-TL''nin yaklaşık % 2 eksiği 226.471.000.-TL olarak tespit edilmiştir. Kuruluşumuza verilen yetki dahilinde yapılacak başka bir işlem bulunmamaktadır. KAYHAN GÖKSU Basın Yayın

Halkla İlişkiler Müşaviri

Üretici perişan Böyle gidersek tarım sektörü çökecektir. Köylü ürettiğinin karşılığını alamıyor. Destekleme politikalarından vazgeçileceğini öğrendiğimizde, daha da ümitsizliğe düşüyoruz. Gübrenin, tohumun, benzinin fiyatı arttı. Traktörümüz bozulduğunda parçasıydı, tamiriydi büyük paralar ödüyoruz. IMF istediği için, hükümet üreticiyi sübvanse etmeyecek deniyor. Bankalar kredi vermeyecekmiş, peki biz üretmezsek bu milleti kim doyuracak. Bir zamanlar tarımda kendi kendine yeterli 7 ülkeden biri olarak öğünürdük. IMF geldi bu üstünlüğümüz de elden gitti. Şimdi tarımda da Türkiye ele güne muhtaç durumdadır. SALİH ÖZBEK/KIRIKKALE

Sesimizi duyurmak istiyoruz İzmir''in Yeşilyurt bölgesinde oturan Sıdıka Yalçın Bilen isimli okuyucumuz gönderdiği mektubunda kendisini şöyle tanımlıyor. - Bendeniz İzmir Yeşilyurt Mızraklı caddesinde ikamet etmekteyim. Hasta ve yalnızım. Rahmetli eşimden kalan memur maaşı ile kimseye muhtaç olmadan geçinmekteyim. Dünyadan fazla bir

beklentim yok. Ancak ülkemdeki milyonlarca insanın sefaletten eziyet görmesinden büyük rahatsızlık duyuyorum. Türk insanının uğradığı zulüm karşısında ilgililerin vurdumduymazlığı, çaresizliği ve yetersizliği beni daha da kahrediyor. Millet olarak, yeter diyoruz. Sesimiz duyulsun istiyoruz."

Nasıl lider ülke olacağız !.. ''Bu ne biçim kalkınmadır ki, Türkiye ekonomisi bugün sadece borçlarının faizini ödemeye ancak gücü yetmektedir. Yakında borçların faizini bile ödeyemeyecek duruma geleceğiz.''

Uzun yıllar boyunca gelip giden hükümetler hep yanlış politika izlediler. uyguladılar. Bilmiyorum yürüyüp giden bu düzen nerede aksadı? Önceleri yatırımcılığı, üretkenliği ve tarımı destekleyen politikalar izleniyordu. Küçükken yerli malı haftası yapardık. Her şeyimizin yerli olmasına özen gösterirdik. Hiç kimseye de avuç açıp muhtaç olmazdık. Paralarımız ve emeklerimiz oluk oluk dışarıya akmazdı. Çünkü atamızın düsturu olan ''KÖYLÜ BİZİM EFENDİMİZDİR'' deyimini ve görüşünü bizi yönetenler özümsemişti. Kendi yağımızla kavrulabiliyorduk. İleriye yönelik yatırımlar yapabiliyorduk. İşte KİT''ler buna örnektir. Unutmayınız Türk milleti zekidir, üretkendir ve çalışkandır. Son yılların modası olan dış dünyalarla kucaklaşma ve globalleşme fikri cazip olmasına rağmen, alt yapımızın yetersiz oluşundan yararımıza bir sonuç vermiyor. Tamam kozamızı kırıp, dış dünyalara açıldık. Pazarlar da bulduk. Bütün bu gelişmelere bir diyeceğimiz yok. Ne var ki globalleşmenin aslan payını aralarında paylaşan gelişmiş ülkeler, daha fazla ilerlememizi istemiyor. Yüzümüze gülüp, arkamızdan kuyumuzu kazıyorlar. Çeşitli entrika çevirenlere nedense hep göz yumuyoruz. Hep affedici biz oluyoruz. Ham madde ihraç ediyoruz. İşlenmiş olarak ithal ediyoruz. Böyle bir denge ile Türkiye nasıl kalkınır? Nasıl bölgesinin lider ülkesi olur? Bu türden nutuklar atan siyasiler artık milleti inek yerine koymasınlar. Onlara bütün hatalarına rağmen güven duymakla belki aptallık etmiş olabiliriz. Fakat inek değil insanız. Ekonomideki manzaraya bakıldığında net şekilde görülüyor. Adamlar kendi taşımızla başımızı yarıyorlar. Kârı alıyorlar, hamallığı bize bırakıyorlar. Sözde dışa açıldık fakat her geçen gün daha çok borç batağına giriyoruz. Ülke yönetiminde arkası kesilmeyen yolsuzluklar ekonomimizi daha da vahim bir hale getiriyor. Bu ne biçim kalkınmadır ki, Türkiye ekonomisi bugün sadece borçlarının faizini ödemeye ancak gücü yetmektedir. Yakında borçların faizini bile ödeyemeyecek duruma geleceğiz. Serbest piyasa ekonomisi ve globalleşme sonuçta milleti sefalete sürükledi. Devlet de milletle birlikte yoksullaştı. Bu açmazdan herkes nasibini almış durumdadır. Yatırımcıların önü tıkanmıştır. Esnaf kepenklerini indirmektedir. Fabrikalar her gün işçi çıkarmaktadır. Holding sahipleri bile yoksulluk edebiyatı yapmaktadır. Buna karşılık TBMM hâlâ bir çözüm üretebilmiş değildir. Türk milleti, yönetimdeki vitrinin değişmesini istiyor. Yazıktır, gelenler de gidenlerin bir uzantısı oluyor. Şimdi kentler, köyleşti. Köyler boşaldı. Ne başlayan bir umut ne de biten bir sefalet var. Adaletsizlik ise her yerde hakimiyetini sürdürüyor. SIDIKA YALÇIN /BİLEN-İZMİR

Asker öğretmenlerin geleceği ne olacak? Bizler Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde çalışan asker öğretmenleriz. Bölgenin ve kendi durumumuzu içeren bu yazıya ilgi göstereceğinizi umuyoruz. Bizler, Kasım 1999 tarihinde terhis olacağız. Ancak bu bölgede çalışan bütün arkadaşlarımız Eylül ayında eski görev yerlerimizde işimize başlamak istiyoruz. Arkadaşlarımızın çoğu evlidir. Eşleri çalışmaktadır. Adı geçen bölgelerde 14 aydır çalıştık. Eğitim-Öğretimin yarıda kalmaması ve öğrencilerimizin mağdur olmaması için sizlerden bu konuda bizlerin sesini ilgililere duyurmanızı istiyoruz. Bu bölgelerde çalışan asker-öğretmen arkadaşlarımız eş ve çocuklarını yanlarına almadan görevlerini yaptılar. Zorlukla karşılaştığımız günler oldu.

Bizler o bölgede çalışır olarak göründüğümüz için yeni öğretmen alınmayacak. Ancak Kasım ayından sonra bu bölgelerde atamalardaki aksamalardan dolayı okulların çoğu kapanacak, çocuklarımız öğretmensiz kalacaktır. Burada öğretmen, öğrenci ve velilerin sıkıntılarını giderecek bu uygulamanın bir an önce Milli Eğitim Bakanlığı tarafından çözüme kavuşturulması gerekir. Asker Öğretmenler Adına-Manisa

Birimizin Derdi Hepimizin Derdi Yetti artık Bizler 1994-1995 yılı sağlık meslek lisesi mezunlarıyız. 1995 yılında mezun olduğumuzda çok ümitliydik. Birbirimize başarılar diliyorduk. Geleceğimize güvenle bakıyorduk. Sağlık memuru olmayı hak etmiştik. Ekmek teknemizin olduğunu düşünüyorduk. Ama birden sağlık memuru atamaları durduruldu. Başlangıçta fazla tedirgin olmamıştık. Devletimize güvenmeyecektik de kime güvenecektik? Ancak sonradan görüleceği üzere, bize ekmek teknemiz verilmedi. Aradan bir iki derken, tam dört yıl geçti. Hâlâ atamalarımız yapılmadı. Şimdi duyuyoruz. Sınava girecekmişiz. Sınavdan sonra ne olacak bilmiyoruz. Belki bir dört yıl daha bekleriz... Yoo artık yeter... Bizler hakkımız olan kazandığımız müktesep haklarımızı istiyoruz. Artık bir dört yıl daha beklemeye sabrımız kalmamıştır. Yetkililerden insaf ve hizmet bekliyoruz. Mağduriyetimize son versinler artık...

Sağlık Memur adayları adına

AF-Korkuteli

İşçi emeklisinin çilesi Halen 73 milyon lira emekli aylığı aldığını söyleyen okuyucumuz yazdığı mektubunda diş tedavisi ile ilgili olarak başına gelenleri anlatıyor ve şöyle diyor: "Benim aldığım aylığın dışında hiçbir gelirim yok. Dişlerimin tedavi görmesi gerekir. SSK yapamıyor. Devlet hastanesinde yaptırdığımda bunun için bana ödediği para yaptığım harcamanın üçte biri bile değil. Çaresiz kalarak dişi yaptırdım. 105 milyon lira tutan masrafımı SSK Antalya Hastanesi Başhekimliğinden istedim. Dışarda dişimin yapılması için hastaneden sevk yazısı da almıştım. Sonuçta bana uzun yazışmalardan sonra 37 milyon 500 bin lira ödendi. 73 milyon olan emekli aylığım ile dişçinin faturasını nasıl ödeyeceğim? Hani SSK sağlık hizmeti veriyordu? Bu mu hizmeti? SSK''da reform diye tutturanlara bu mağduriyetimi ithaf ediyorum. AHMET LÜTFİ GÖKALP-Antalya

Hapishanede ayırımcılık Eskişehir Özel Tip Kapalı Cezaevi''nde yatmaktayım. Benim merak ettiğim burada yapılan hediyelik eşyalarda birtakım yasakların bulunmasıdır. Mesela hilal yapmak yasaktır. Buna karşılık bölücü ve solcuların devletimiz ve milletimiz aleyhine her türlü simgeleri hediyelik eşya yapımında motif olarak kullanma özgürlüğü vardır. Doğrusu bu ayırımcılığı içime sindiremiyorum. Ben ülkücü filan değilim. Ancak devletimize kurşun sıkanlara gösterilen bu müsamahayı ve kayırmayı kabul edemiyorum. Bir de MHP hükümet ortağıdır. Neden bizleri bu vatan hainlerine özendiriyorlar buna da bir anlam veremiyorum. Benim İstanbul''da devam eden beş mahkemem var. Fakat beni Eskişehir''e naklettiler. Devlet düşmanlarına bu nakillerde de ayrımcılık yapılıyor. Cezamızı çekmeye hazırız. Çekiyoruz da ancak daha ağır suç işleyen katillere bölücülere bu özel uygulama neden? İşte bunu kabul edemiyoruz. ADNAN ÇİÇEK-Eskişehir Cezaevi-Eskişehir

TÜKETİCİ KÖŞESİ Bosch''tan acıklama Bosch buzdolapları ile ilgili şikayetler konusunda tüketici köşemizde ve basında yer alan haberler üzerine sözü geçen firma tarafından bir açıklama yapıldı. Bu açıklamada şöyle denildi. " Kısa bir süre önce aşağıda belirtilen model ve seri nolu üretilen 60 cm genişliğinde Bosch marka No-Frost buzdolaplarındaki soğutma kontrolünü sağlayan elektronik kartların voltaj dalgalanmaları ve elektrik kesintilerine karşı hassasiyetinden dolayı arızalanabileceği tarafımızca tesbit edilmiştir. BOSCH MODEL SERİ NO

KSU- 3020

I-2088

KSU- 3320

I-3561

KSU- 3620

I-6774. Bu model ve seri nolu buzdolaplarına sahip müşterilerimiz soğutmama şikayeti nedeniyle yetkili servislerine başvurduklarında yetkili servislerimiz öncelikle sözkonusu şikayetin tesbit edilen elektronik devre arızasından kaynaklanıp kaynaklanmadığını belirleyeceklerdir. Eğer sorun bundan kaynaklanıyorsa, müşterilerimizin buzdolapları yine Bosch marka 70 cm genişliğinde No-Frost buzdolabı ile değiştirilecektir. Diğerinden 10 cm. daha geniş olması nedeniyle bu değişim hizmetimizi alamayan kullanıcılarımıza, arzu ederlerse, buzdolaplarının bedeli güncel fiyat listesi üzerinden iade edilecektir. NESİM LEVİ-Yönetim Kurulu üyesi İcra Kurulu Sözcüsü

Kırık cep telefonu onarıldı 20 Haziran tarihli yazınıza istinaden yaptığımız araştırma sonucunda 28 Nisan 1999 tarihinde servisimize gelen ...nolu GF 768 Ericson marka cep telefonunun yapılan servis incelemesinde bildirilen şikayetlerin yanı sıra display''in çalışmadığı (Çatlak sebebiyle) tesbit edilmiştir. Bu tür kırılmalar, darbe sonucu olduğundan garanti kapsamına girmemektedir. - Cihaz sahiplerinin çalışır durumdaki cihazlarını servise kendilerinin getirmediği koşullarda (örneğin kargo sırasında veya ikinci şahısların servise getirmeleri sonucunda) düşen veya darbe gören cihazlarını sağlam zannettikleri gözlenmektedir. - Servisler ise aykırı olan bu durumlarda arada kalmakta ve suçlanan ilk kişi olmaktadır. - Müşterimiz tarafından yaptırılmaktan vazgeçilip geri alınan cihaz tekrar 26.6.1999 tarihinde servise verilerek, kırık ekranının ücretini Gen-Pa karşılayacak şekilde, arızanın ücretsiz giderilmesi sağlanmıştır. - Ayrıca müşterimizin talep ettiği şekilde cihazın değiştirilmesi sözkonusu değildir. Değişimi yetkili servisler karar verir. Cihazın arızasının giderilmemesi halinde böyle bir işlem yapılır. Garanti şartları içerisinde kanunlarımıza göre cihazların tamir edilmesi vardır. ASLIHAN YILDIRIM-Gen-Pa Halkla İlişkiler Sorumlusu-İSTANBUL

Promosyonlar aksıyor Bir promosyon belası da bizim başımızda var. Yeni Yüzyıl gazetesiyle Emsan çelik tencere seti veriliyordu. Kuponlar 6 Haziran 1998 tarihinde bitti. Yaysat bayiine başvurduk. Şu an gelmedi dediler. İstanbul''daki merkeze telefon ettik. Onlar da aynı cevabı verdi. O tarihten beri telefon ediyoruz. Bir aydır neredeyse her hafta soruyoruz. Hep yakında cevabını alıyoruz. Şunu söyleyebilirim. Tencereleri almak için ödediğimiz telefon paraları ile inan olun ki, kupon karşılığı verilen tencereden fazlasını alırdık. Ayıp ve yazıktır. Tencerelerimizin verilmesini istiyoruz. FEVZİ ÇAKMAK TEL /0262 744 66 61