Kaydet
a- | +A

Sayın Çalışma Bakanının ve Telekom Genel Müdürlüğünün dikkatine!.. - Bizler Acıbadem merkez binası temizlik işçileriyiz. İşimiz bir müteahhide verildiğinden hepimiz bu taşaron firmada çalışıyor görülüyoruz. Çalışma şartlarımıza göre, 5 gün çalışmamız gerekir. İşe girerken öyle anlaşmıştık. Ancak, bizler cebren haftanın altı günü çalıştırılıyoruz. Şu anda elimize geçen para 63 milyon liradır. Mesai, ikramiye ya da benzer herhangi bir ek gelirimiz yoktur. İtiraz da edemiyoruz. Beğenmiyorsan çık git. Kapıda bir sürü işsiz var deniyor. Kısacası, işsizlik belası yüzünden bir lokma ekmeğe esir zenciler gibi çalışıyoruz. Aynı zamanda ne vergimizin ne de sigorta primlerimizin ödenip, ödenmediğini de bilmiyoruz. Korkumuz böyle bir ödemenin yapılmamış olmasıdır. Çünkü, hasta arkadaşlara vizite kağıdı verilmiyor. Acil durumda, sağlık ocağına gönderiyorlar. Bu ülkede işçisi işvereni barışık yaşam tazını benimsemez ise boşuna kürek sallanıyor demektir. Bu çalışma şartları, sürdükçe, kesinlikle kalkınma olmaz. Kalkınan ülkelerin hepsinde, işçiye değer verilir. Onların hakları teslim edilir. İşçiyi ezerek, kalkınma hayal edenlerin hesabı bugüne kadar yanlış çıkmıştır. Bundan sonra da çıkacaktır. Genel müdürlüğün bu, taşeron müteahhidin yolsuzluğuna çanak tutmasını ya da taraftar olmasını düşünmek bile istemiyoruz. Böyle çirkin bir ittifak sömürüyü daha da tahammül edilmez bir hale getirir. Yetkililerin duruma el koymasını bekliyoruz.

Temizlik İşçileri Adına (İsmi mahfuz) ÜSKÜDAR/İSTANBUL

Turizmi kendimiz sabote ediyoruz "Kültür Bakanlığı ile Turizm Bakanlığı''nın Dikkatine! "14-15 Temmuz tarihinde burnumuzun dibindeki Ihlara Vadisi ile Peri bacalarını gezelim dedik. Diyen sen misin... Vatanımızın bir parçası olan ayrıca görmeye değer bu güzelim yerlerin gezilip, görülebilmesi için giriş bedelleri (ücret) resmi olarak belirtilmediğinden başımız neredeyse belaya giriyordu. Bir defa ücreti kimin belirlediği belli değil. Ayrıca alınan para karşılığında verilen makbuz da, şüpheye davetiye çıkarıyor. Hangi giriş yerine varsanız kim olduğu belli olmayan birileri elinde mühürlü ya da mühürsüz bir kartonu suratınıza tutuyor. Bu kartonda, "Giriş ücretlidir" yazıyor. İster asker, ister öğrenci, ister öğretmen isterse turist kim olursa olsun, farketmiyor. 20 dolar ya da bir milyon lira alınıyor. Üstelik bu kadar para alındıktan sonra gezilip görülecek yerlerde niçin dükkanlar açılıyor bunu da anlamış değilim. Madem bu kadar para alınıyor iç mağara insan pisliğinden geçilmiyor. Neden temizlik yapılmıyor. Bakım yok. Turizm sektörü için bir de dertli deniyor. Ancak bundan nemalananlar nedense hep alıyor. Üzerine düşen görevleri yapmıyor. İnanmazsanız sade bir vatandaş gibi geziniz ve çirkinlikleri kendi gözlerinizle görünüz. ALAETTİN SARIOĞLU-KIRŞEHİR

Avrupa''daki Türkler''den

iki ayrı ses Bize de yeni bir imkan tanınsın Yapılmakta olan Sosyal Güvenlik Reformu diye adlandırılan düzenlemeler pek çok bakımdan çok geç kalınmış önlemlerdir. SSK''nın Bağ-Kur ve Emekli Sandığının ıslahı ile çağdaş bir görünüme kavuşturulması gerekir. Ancak bu yapılırken, adalet asla elden bırakılmamalıdır. Binler mağdur edilmemelidir. Bu arada yurt dışından emekli olmadan yurda dönüş yapan orta yaşlı veya genç vatandaşlarımızın da mağdur edilmemesi lazımdır. Daha önceleri yurt dışında çalışıp, ülkemize erken dönenler için beş bin işgününe karşılık yatırılması gereken beş bin dolar (günlük bir dolar) maalesef Refah-Yol döneminde günlük iki buçuk dolar üzerinden ''on iki bin beşyüz dolara çıkarılmıştır. Sayılarını abartılı yazmak istemiyorum. Benim gibi binlerce arkadaş, bu parayı yatıramadı. Perişan oldu. Ayrıca bu para ile herkes bizi emekli ve sigortalı da yapar. Yeni kanunla ülkemize dönüp, iş kuran ve başkalarına iş imkanı sağlayan arkadaşlarımızın da mağdur edilmemesini bekliyorum. ZİYA NAMNI-BUCA /İZMİR

Çocuklarımız zehir tuzağında Hannover Yabancılar Meclisi Başkanı, SPD İl yönetim Kurulu ve Aşağı Saksonya Sosyal Demokratlar Genel Başkanı Veli Yıldırım yaptığı açıklamasında uyuşturucu bağımlısı ve satıcısı Türk çocuklarındaki artışa işaret etmekte ve aileleri bu konuda çocukları ile ilgilenmeye çağırmaktadır. Veli Yıldırım şöyle demektedir. "Türk aileler çocuklarıyla ilglienmeli çocuklarına sahip çıkmalı, çocuklarını mafyanın tuzağına düşürme imkanları vermemelidir. Aileler, çocuklarına sevgi ve hoşgörü ile yaklaşmalıdır. Polis uyuşturucuya karşı daha etkin bir mücadele içerisine de girmelidir. Kim ve hangi ülkenin vatandaşı olursa olsun uyuşturucu işine bulaşan, mafya bağlantılı sabıkalıların derhal sınır dışı edilmesi gerekir. Üstelik bunların gönderildikleri ülkelerde, ceza görmeleri de sağlanmalıdır. Çocuklarımız her geçen gün artan uyuşturucu tehdidi ile yüzyüzedir. VELİ YILDIRIM-HANNOVER

Bayramları herkes kutlamalı Hatay''dan mektup yazan öğretmen okuyucumuz bayram kutlamalarının askeri resmi geçitlerle sınırlı kalmasını eksik buluyor. Yıllardır süre gelen bayram kutlamalarında demokrasinin gereği katılımcılığın geniş tutulmasını savunuyor ve mektubunda şöyle diyor. "Biz Hataylıyız. Türkiye''deki Bayram kutlamalarının benzerini bizler Suriye TV''lerinde hep seyrediyoruz. Kanaatime göre, demokrasiyi benimsemiş, çağdaş ülkelerde bayramlar farklı kutlanıyor. Bayramlar halkla bütünlük içerisinde kutlanıyor. Rap-rap adımlarla geçit törenleri yerine, sokaklar da karnaval şeklinde kutlamalar yapılıyor. Milli ve manevi değerlerimizin gözardı edilmediği çağdaş kutlamaların zamanı geldi diye düşünüyorum. Ülkemiz yıllarca devlet-halk kopukluğunu yaşıyor. Devlet halktır? Millettir. Bunu bilelim. Bu idraki bayram kutlamalarına da yansıtalım. Yeni hükümetten bu konuda değişim bekliyoruz. FATİH MEHMET KARACA-HATAY

Bir şiir Türk''ün bayrağı Az bir ordu milyonlarla savaştı Dünyadaki milletler buna şaştı. Dağlar yürüdü. Denizler coştu. Gökteki yıldızla ay Türkün bayrağına düştü.

Bayrağım, şehidimin aşk öyküsüsün. Tabutumun şanlı örtüsüsün. Dalgalan yurdumun üstünde dünya durduka. Sana uzanan eller kırılacaktır biz var oldukça. Z. ASLAN-SİVAS

Birimizin Derdi

Hepimizin Derdi

Nasıl malûlen emekli olabilirim özlerim göremiyor. Doktor bana 30 numaralı gözlük verdi. Ama Türkiye''de 25 numaralı gözlükten yukarısı yokmuş. Dışarıdan getirdik. Yine göremiyorum. Malülen emekli olabilmek için, şartlar nelerdir? CAFER YILMAZ-TOSYA

CEVABIMIZ- Malûlen emeklilik için beş yıllık sigortalılık süresi ve bu süre içerisinde en az, 1800 gün prim ödeme gün sayısını doldurmanız gerekir. Ancak malülen emeklilik konusundaki kararı, tam teşekküllü bir SSK hastanesinden alacağınız, sağlık raporu belirleyecektir. Bunun için kendinizi eğer diğer şartları yerine getirmiş iseniz hastane sağlık kuruluna sevkinizi yaptırınız.

"İftiraya uğradım" Manisa devlet hastanesinde iki yıl çalıştım. 2.6.1999 tarihinde işime son verildi. Ben de hakkımı almak için mahkemeye başvurdum. Hastanede taşaron firması bana iş vermişti. Duruşmaya girdik. Şirket sahibi, hakkımı vermemek için bana iftira etti. Beni görev yaptığım otoparkın parmaklıklarını zimmetime geçirmekle suçladı. O zaman ben de durumu otopark ve dernek başkanı olan Manise Devlet Hastanesi Başhekimi Nürer beye anlattım. O da dernek muhasibi ve devlet hastaneleri müdürü Nurettin Tüfekçi''den durumu araştırmasını istedi. Sonuçta hastane otoparkına bir borcum olmadığı anlaşıldı. Bana temiz kağıdı verildi. Böylece taşaron Baki Kılıç''ın iftirasından kurtuldum. Diyorum ki Allah çalışanı böyle patronlardan korusun. Hiç şüphesiz her patron böyle kötü bir insan değildir. İftiradan kurtuldum. İşçi arkadaşlarıma önerim, öyle işverenin önüne koyduğu her kağıdı imzalamasın sonra başına işler açılır. E.K.-MANİSA

Tüketici Köşesi Böyle servis olur mu? Elektronik cihazların en iyilerinden olduğunu düşünerek 1996''da Tetra Bilgisayardan bir ''Olivetti JP 450'' yazıcı satın aldım. On ay geçmedi otomatik kağıt besleme ünitesi arıza yaptı. Bir süre elle kağıt besleme ile idare ettim. Sonra 1977 Kasım''ında garanti süresi, henüz dolmamışken, Sebanik caddesindeki ancak telefonla ulaşılabilen teknik servise makineyi tamire verdim. 7.11.1997''de bana 4 milyon 600 bin lira tamir masrafı çıkarıldı. Parayı fazla bulduğumu söyledim. Parçamı değiştirdiniz dedim. Bana hayır sadece bakım yaptık. Masraf, 2 milyon üçyüzbin liradır, cevabını aldım. Ücreti verdim. Sevinçle makineyi tamirciden aldım. Burdur''a döndüm. Sonra hiçbir tamir yapılmadığı halde benden tamir parası alındığını Burdur''da yazıcıyı çalıştırınca anladım. Soruyorum, Olivetti teknik servisinin firmaya ya da bana bu konuda bir sorumluluğu yok mudur? Ben bu servise tamir için yazıcımı artık nasıl verebilirim? En yeni model yazıcı için yüksek bir fiyat ödemiştim. Şimdi elle kağıt besleme suretiyle yazıcıyı kullanabiliyorum. Olivetti firmasını müşterilerine karşı ciddiyete davet ediyorum. ÜZEYİR DERELİ-ARAŞTIRMA GÖREVLİSİ-BURDUR

Yolcuların hakkını kim koruyor? 17.7.1999 cumartesi günü İstanbul''dan Bursa''ya ailemle birlikte yaptığım seyahatte "METRO" firmasını tercih etmiştim. Esenler otogarından bilet aldım. Saat, 13''te 34 EIV 01 plakalı ve 186 sefer sayılı araca (İzmir arabasıymış) bindiğimde şaştım. Çünkü otobüsün bana ayrılan 22 sayılı koltuğu içe çökmüş, otorulacak gibi değildi. Oturmanın imkanı yoktu. Duruma itiraz ettiğimde, hostes hanım isterseniz yaka numaramı alın sonra da istediğiniz yere şikayet edin diyerek aklınca benimle dalga geçti. Bu arada arabanın bir şoförü hadi otobüsten inelim beraber şikayet edelim diyerek hostese katıldı. Sadece diğer şoför, bu koltukta seyahat edemiyeceğimi anlayarak, bana minder verdi. Oturmamı sağladı. Yolculara gösterilen bu saygısızlığı vasıtanızla duyurmak isteyorum. Bir dövülmediğimiz kaldı. Bu otobüsleri kontrol eden bir yetkili yok mu Biz yolcuların haklarını kim koruyor. Metro yetkililerini bu türden hizmet verdikleri için kınıyorum.

Parça satışında haksız kazanç TAMSA SHARP ER-2100.. nolu yazar kasanın kullanıcısıyım. Yazar kasanın MA kodlu maliyeti, 250 bin liradan fazla olamayacak anahtarını kaybettim. Telefonla Aksaray servisini aradığımda KDV dahil benden beş milyon lira istendi. Buna itiraz ettim. İSKİ skandalını aratmayacak bir skandalla yüzyüzeydik. 250 bin lira değerindeki bir anahtar için bizden beş milyon lira isteniyordu. Doğrusu şaştım. Aldığımız makinenin değeri böyle bir kıyaslama ile bize satılmış ise o takdirde kazıklanmışız demektir. Biz Sharp kullanıcısı olarak, cezalandırılıyoruz. Aslında firmanın ayıp ediyorsunuz efendim. Bir anahtarın lafı mı olur. Kullanıcılarımıza kolaylık olsun diye biz size getirelim demeleri gerekirken bu yapılmıyor. Çünkü ülkemizde tüketici malı aldıktan sonra, unutuluyor. Firma malını satana kadar müşteryi yağlıyor. Malı sattıktan sonra ne halin varsa gör diyor.

R. SUYABATMAZ-Hasköy/İSTANBUL.