Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Erdem Bayazıt notları
0:00 0:00
1x
a- | +A

Lise yıllarımda ölçüsüz şiir pek sevmezdim. Şairane üslupla yazılmış kompozisyonlar gibi gelirdi.
O yıllardan beri bende fikrisabit olan bu anlayış pek değişmedi.

Bir gün lise edebiyat hocam cumhuriyet devri şairlerinden bir kaçını tavsiye edince ona karşı da savunma yaptım.

Ben heyecanla klasik şiir anlayışını savunurken hocam ‘Erdem Bayazıt’ adını zikretti. ‘Sen git onun bir kaç şiirini oku, üzerine konuşalım’.

O gün akşam internetten Erdem Bayazıt’ın şiirlerine bakayım dedim.

Tabi o yıllarda internette çok şiir sayfası yoktu. Forum sitelerinden birinde “Sana, Bana, Vatanıma, Ülkemin İnsanlarına Dair” şiiriyle karşılaştım.

Okumaya başladım. “Kadınlar bilirim ülkeme ait” kısmı gelince çarpıldım. “Dağ gibi otururlar evlerinde/ Limanlar gemileri nasıl beklerse/ Öyle beklerler erkeklerini / Yaslandın mı çınar gibidir onlar sardın mı umut gibi” mısraları tam olarak annem ve büyük annelerimi anlatıyordu.

Liseli bir genç olarak şiir müktesebatım çok yoktu. Ancak o zamana kadar edebiyat kitaplarında gördüğüm serbest vezinli hiçbir şiirde bu duyguyu hissetmediğimi dün gibi hatırlıyorum.

**

Derken ansiklopedi kitaplarına yöneldim ve hayatı hakkında notlar çıkardım. Vefatının sene-i devriyesinde paylaşmak yerinde olacak:

Erdem Bayazıt yalnızca şiirleriyle değil, hayatı, dostlukları, düşünce dünyası ve yaşadığı döneme karşı geliştirdiği tavrıyla Türk edebiyatının önemli isimlerinden biri olarak hafızalarda yer etti.

1939’da Kahramanmaraş’ta doğan Bayazıt’ın asıl adı Adil Erdem.

Çocukluğu, gelenekle ve tabiatla iç içe geçti.

Yazlarını yaylalarda, kışlarını ise Yörükselim’deki büyük aile konağında geçirmesi, ileride şiirinin temel damarlarından biri olacak doğa duygusunun da ilk kaynağını oluşturdu.

Edebiyat dünyasına adım atması ise Maraş Lisesi yıllarında başladı.

Cahit Zarifoğlu, Rasim Özdenören, Alaeddin Özdenören ve Mehmet Âkif İnan gibi isimlerle kurduğu dostluk, yalnızca bir arkadaşlık çevresi değil, Türk edebiyatının önemli damarlarından birinin doğduğu bir kültür ortamıydı.

Şiiri ilk dönemlerinde yüksek sesli, heyecanlı ve başkaldıran bir karakter taşıdı.

Güneş, dağ, deniz, savaş ve yolculuk gibi güçlü semboller üzerinden insanına seslendi.

1973’te Sebep Ey, bu şiir anlayışının en belirgin misallerinden biri oldu. Ancak Bayazıt’ın şiirindeki asıl dönüşüm zamanla ortaya çıktı.

Başlarda dışa dönük isyan ve yükselme arzusu, giderek iç dünyaya ve maneviyata yönelen bir derinleşmeye dönüştü.

Bayazıt yalnızca şair değildi. Öğretmenlikten bürokrasiye, dergicilikten yayınevine, gazetecilikten milletvekilliğine uzanan hareketli bir hayat yaşadı.

Mavera dergisi ve Akabe Yayınları’nın yönetimini üstlenmesi, özellikle 1970’li ve 1980’li yıllarda İslâmî düşünce çevresindeki edebiyatın gelişiminde önemli bir rol oynadı.

Afganistan savaşı sırasında gerçekleştirdiği yolculuk ise onun dünyaya ve emperyalizme bakışını daha da görünür kıldı. Bu seyahatini İpek Yolundan Afganistan’a adlı eserinde topladı.

1987’de yayımlanan Risaleler ile şiir dünyasındaki yerini daha da sağlamlaştıran Bayazıt, sonraki yıllarda gazetelerde köşe yazıları yazdı, radyo programları hazırladı.

Edebiyat tarihçileri onun için şu değerlendirmeyi yapıyor:

Şiirleri, modern dünyanın insanı kendi köklerinden ve maneviyatından koparan yönlerine karşı bir arayışın ifadesi olarak değerlendirildi.

Erdem Bayazıt’ın hayatına bakıldığında aslında tek bir çizgi görülür: Dış dünyaya karşı yükselen bir sesin zamanla insanın kendi içine yaptığı yolculuğa dönüşmesi.

2008’de İstanbul’da hayatını kaybeden Bayazıt, ardında yalnızca şiir kitapları değil, bir edebiyat anlayışı ve bir neslin ruhunu taşıyan güçlü bir miras bıraktı.

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.