Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Balkanlar bağımsızlık, paşalar darbe peşindeydi!
0:00 0:00
1x
a- | +A

Osmanlı Devleti’nin son elli yılına damga vuran paşalardan biri de Gazi Osman Paşa idi. Adı muhteşem Plevne savunmaları ile özdeşleşen bu paşa maalesef Türk tarihinde bir türlü hak ettiği değeri bulamadı. Konuşulmadı. Adına anma programları yapılmadı...

Osman Paşa’yı tanımak ve tanıtmak adına tarihin bu en önemli devresine ışık tutacağız. Zira buradan çıkarılacak çok büyük dersler olacaktır.

Geçen hafta belirttiğimiz üzere 1876 yılında, Balkanlar tam bir kargaşa içinde bulunmaktaydı. Bir taraftan Bosna-Hersek olayları, diğer taraftan Karadağ İsyanı ve Bulgaristan’daki iç huzursuzluk bölgeyi tam bir barut fıçısı hâline getirmişti.

Osmanlı hükûmeti, Balkanlardaki huzursuzluğu bir an evvel gidermek için bazı tedbirler almış, kabiliyetli komutanları tespit ederek Rumeli’ye tayin etmişti. Bunlardan biri de Osman Paşa idi...

Vidin’deki kuvvetlerin başına geçen Osman Paşa karargâhını Adliye kasabasında kurmuştu.

Bu sırada Çarlık Rusyası, Prusya-Fransa savaşından ve bu savaşın Fransa’nın yenilgisi ile sona ermesinden istifade etmek istiyordu. Öncelikle Paris Muahedesi’nin Karadeniz’in tarafsızlığı hakkındaki hükümleriyle bağlı saymadığını Avrupa devletlerine bildirdi.

Balkan Hristiyanlarının bağımsızlık temayülü ise gittikçe artış göstermiş, Hersek Hristiyanları arasında zuhur eden silahlı mukavemet Bosna’ya da yayılmıştı. Sırbistan ve Karadağ da olayları dolaylı olarak destekleyerek teşvik ediyordu.

Bütün bu olayların gerisinde Çarlık Rusyası bulunmaktaydı. Tam bu sırada Bulgaristan’da da isyan baş göstermiş, Sırbistan ise harp hazırlığına girişmişti.

Peki bütün bu sıkıntılar kapıda iken Osmanlı Devleti’nde neler oluyordu?..

Osmanlı Devleti’nin merkezinde paşaları, seraskeri ve şeyhülislamı ile darbe teşebbüsleri ile meşgul idiler!..

Sultan Abdülaziz Han, Mithat ve Hüseyin Avni Paşaların başını çektiği cunta tarafından darbe ile tahtından alaşağı edilmişti. Orada da durmamışlar dört gün geçmeden büyük bir komplo ile kendisini şehit ettirmişlerdi.

Sultan V. Murad’ın zaten bozuk olan psikolojisi daha da bozulmuştu. Bir anlamda devlet merkezi felç vaziyette idi.

Pusuda Osmanlı Devleti’ni bölüp parçalamak isteyen veya ondan ülkeler almak için fırsat bekleyenler için bunda âlâ fırsat olur muydu?

Padişahını şehit etmiş olan bedbaht paşalar sanki yabancı ülkelere buyurun ülkemiz sizin, davetiyesi çıkarmışlardı!..

"Ortodoks Haçı İçin!.."

Fakat buna dur; bu ülke kolay lokma değil diyecek cesur, vatansever paşalar da bulunuyordu. Nitekim Vidin’deki kuvvetlerin başına geçmiş bulunan Osman Paşa, Sırpların hareketlerini günü gününe takip ediyordu.

27 Haziran 1876’da Sırplar, Adliye kasabasında bulunan Osmanlı kuvvetlerinin geri çekilmesi ve Sırp Knezi Prens Milan’ın Bosna Valiliğine tayini isteğini içeren bir ültimatomu İstanbul’a gönderdi. Ancak Osmanlı Devleti bütün bu istekleri reddetti.

Gelişmeler üzerine Osman Paşa da 1 Temmuz 1876’da emri altındaki bütün kumandanlara ordugâhta toplanmaları emrini verdi ve kendilerine gelen telgrafı okudu:

“Sırp ordusunun Yenipazar-Vidin cihetinde taarruza geçmesi ihtimali çok fazladır. Hepinize itimadım vardır. Askerlik namusunu ifa edeceğinizden her an eminim. Şimdiden bütün gazi arkadaşlarımın alınlarından öperim. Fedakârlık bugün içindir. Dün kararlaştırılan plan gereğince hareket edilecektir. İlan-ı harp haberi geldiği dakikada, ordumuz Sırp hududunu geçecektir. Şimdi kıtalarınızın başında son emrimi bekleyiniz. Allah hepinizin yardımcısı olsun.”

Öte yandan Prens Milan, ültimatomun reddedilmesi üzerine, 2 Temmuz 1876’da Osmanlı Devleti’ne harp ilan etti. Slavlık hareketlerinin önde gelen şahsiyetlerinden Çernayef adlı bir Rus generali Sırp kuvvetlerinin başına getirilmişti.

Çernayef aldığı emir üzerine hazır bekleyen Sırp kıtalarını harekete geçirdi. General Yayınladığı bir manifesto ile de Balkan halklarını Müslümanlara karşı galeyana getirmeye çalışıyordu.

“Bizler mukaddes Slavlık için... Özgürlük için... Ortodoks Haçı için savaşıyoruz. Çok yaşa Balkan halkları birliği!"

General Çernayef, Bulgarları ayaklandırmayı ve Rusya’nın da desteğini kazanarak Sofya’ya ulaşmayı ve bu yolla Bulgaristan’ı bağımsızlığa kavuşturmayı ümit etmekteydi. Hareket, Sırp kuvvetlerinin Vidin ve Yenipazar taraflarına saldırısı ile başladı. Bu gelişmeyi bekleyen Karadağ da hemen ardından harbe katıldı.

Vidin Komutanı Gazi Osman Paşa, Sırpların harp kararını Adliye kasabasındaki ordugâhında haber almıştı. Osman Paşa, hazırlanan plan gereği, düşmanı Vidin’in kapısı sayılan Zayçar’da karşılayacaktı...

Osman Paşa’nın gözyaşları!

Sırp piyadesinin en önünde Miralay Leşayanin idaresinde "mukaddes tabur" adını verdikleri seçkin fedailer birliği hareket etmekteydi.

Osman Paşa, önce emrindeki kuvvetlerin bir bölümünü düşmanı oyalamak için öne sürmüştü. Bunların görevi düşmanın Adliye Geçidi’nden geçmesine mâni olmaktı. Adliye Geçidi’ne doğru ilerleyen Sırpların mukaddes taburu üzerine Osman Paşa’nın birlikleri bir anda kara bulut gibi çökmüştü. Neye uğradığını şaşıran Sırp birlikleri darmadağın olmuş Leşayanin kaçmaya mecbur kalmıştı.

Sırplar toparlanmaya çalışırken Osman Paşa, 3 Temmuz sabahı Sırp sınırını geçmeye başladı. Hedefinde Zayçar bulunuyordu. Ancak Timok Nehri'ni geçmesi zaman alacaktı. Nehir hattı boyunca mevzi çatışmalar bir ay boyunca sürmüştü.

Osman Paşa, 4 Ağustos günü Sırpların hiç beklemediği bir sırada, yaptığı ani bir hücumla stratejik önem taşıyan İzvor tepelerini zaptetti. Ardından Rus generallerinin komuta ettiği Sırp ordusunu perişan etti. Sırplar bozgun hâlinde kaçarlarken topları ve silahları Osmanlıların eline geçmişti.

Böylece Osman Paşa, 6 Ağustos günü Zayçar’a kolaylıkla girdi. 7 Ağustos’ta ise Sırbistan’ın doğu sınırı ve Timok havzasında Kinzavaç da Osmanlı ordusunun eline geçti.

Göstermiş olduğu bu başarıları üzerine kendisine tahta yeni çıkacak olan Sultan II. Abdülhamid Han tarafından ikinci rütbe Mecidiye nişanı ile müşirlik (mareşallik) rütbesi verilmiştir.

Terfisi geldiği zaman Osman Paşa ağlamış ve büyük bir tevazu içinde kolordunun kurmay başkanı Tahir Paşa’ya:

“Tahir Paşam, bizi müşir yaptılar, fakat ben bir şey yapmadım” deyince Tahir Paşa “Öyle demeyin paşa hazretleri, yarın tarih isminizi iftiharla yazacaktır” cevabını vermiştir.

Bizi kim kurtarabilir?

Art arda gelen bozgunlar üzerine Prens Milan’ın müracaatı ile savaşa ara verildi ve üç haftalık bir mütareke imzalandı. Bunun üzerine Osman Paşa Vidin’e dönmüş, ordusunun eksiklerini tamamlamaya ve askerlerinin eğitim ve disiplini ile uğraşmaya başlamıştır. Bu sırada Osman Paşa’nın komutası altındaki kuvvet kolordu derecesine çıkarılmıştır.

Sırbistan da yeniden birliklerini toparlamaya çalışmaya başlamıştı. Ancak Sırp birliklerinin gözü iyice yılmış bulunuyordu.

3 Ekim’de Sırbistan ile tekrar harbe başladığında Osmanlı birlikleri durdurulamaz hâle gelmişti. Nihayet 29 Ekim’de yapılan savaşta Sırp ordusu ve general Çernayef ağır bir bozguna uğramış ve perişan bir şekilde çekilmeye başlamıştır.

Artık Belgrad yolu Osmanlılara açılmış bulunuyordu.

29 Ekim’deki bu ağır bozgun üzerine Prens Milan, Çara bir telgraf çekerek:

“Sırbistan’ı bir Tanrı, bir de siz kurtarabilirsiniz” diyerek acilen Rusya’dan askerî yardım talebinde bulunmuştur.

Çardan gelen talimat üzerine Rus Elçisi İgnatiyef, Babıâli’ye bir ültimatom vererek, Sırbistan ile kırk sekiz saat içerisinde bir mütareke yapılmasını ve Osmanlı kuvvetlerine askerî hareketlerini hemen durdurmaları emri verilmesini, aksi hâlde Rusya’nın Osmanlı Devleti ile siyasi münasebetlerini keseceğini bildirmiş ve harp hazırlıklarına başlamıştı...

Şimdi yeni bir devre giriliyordu.

Osmanlı Devleti’nin başına II. Abdülhamid Han geçmiş ise de ipler Mithat Paşa cuntasının elinde idi. Tam bir diplomasi yapılması gerekirken padişahın düşüncelerinin aksine İngiliz ve Avrupalıların yardımına güvenilerek gözü kara bir şeklide "93 Harbi"ne sebep olunacaktı.

Osman Paşa ise bu defa Plevne’de olacaktı. İnşallah haftaya devam edeceğiz...

TEFEKKÜR

Geh neş’e-yâb-ı şevk oluruz geh pür-humâr

Keyfiyyet-i zamâneyi gördün mü ber-karâr

Haşmet

(Bazen sevinçle neşelenir, bazen acı çekeriz,

Zamanın durumunu gördün mü aynı kararda?)

Ahmet Şimşirgil'in önceki yazıları...

Soru 0 / 6
Türkiye Gazetesi dijital abonelik ve arşiv kampanyamızı ilk nereden duydunuz?

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.