Türkiye gazetesinde ilk yazımı yazacağım hafta aile hayatımda mühim bir yeri olan Abidin Arslan eniştemizin vefat ettiğini duydum. Cenazesine gidememenin de hâsıl ettiği duyguyla “vardır bir hayır” diyerek ilk yazımda onu anlatmak istedim.
Böylece “Bir kalem ve bir gazete kör talihi nasıl değiştirir?” başlıklı hatıra ortaya çıktı.
Evet, kalem ve gazete son iki asırda hayatları değiştiriyor.
Günümüzde artık dijital bir yayın hayatının içindeyiz. Ne gerçek manada bir kalem var, ne de gazetecilik mesleği yıllar önceki ihtişamlı günlerini yaşıyor.
Dijital yayıncılık bile çok hızlı bir şekilde değişerek yapay zekâ (AI) ile kısa zamanda dönüştü.
Bu değişme ve dönüşme muhtelif çalışmalara ve trendlere göre sürekli, hızlı ve tuhaf şekilde devam ediyor.
İnsanlar bu akıntı karşısında bazen tamamen teslim oluyor bazen fazla direnç gösteriyor.
Netice olarak bizden öncekilerin yaşadığı teknolojik değişimden çok daha fazlasını yaşıyoruz.
Bu teknolojik ilerleme ve değişme anaforunda, ölçülü hareket edenler, istikrarlı ve temkinli davrananlar kazanıyor.
Biz de bütün bu hengâmede bir taraftan ülkedeki ve dünyadaki haberlerin takipçisi olmaya, diğer taraftan fikir dünyamıza dair bir şeyler yazmaya çalışacağız.
Hem editörlük hem yazarlık iki koldan insanı zorlayabiliyor. Ancak haberin çilesi kalemimizi de pişiriyor.
Haber yazmak eğer ajans desteğiniz varsa ve konuya hâkimseniz çok kolay oluyor.
Ancak zorluk o desteğin olmadığı özel haberlerde kendini gösteriyor.
Köşe yazarlığı ise bambaşka bir mecra. İnsan burada tuhaf bir şekilde yazılarını okuyanlarla arasında güçlü bir bağ hissediyor. Zamanla bu bağın daha güçlenmesi ve faydalı hikâyeleri, fikirleri, bilgileri sizlere aktarabilmek niyetiyle…

