Kelimelerin fikir dünyamıza ne tesir ettiğine dair çarpıcı bir hadise yaşandı ancak bu pek bizim umurumuzda olmadı.
Aslında bu vaka, Türkçe konusunda ne kadar umarsızlaştığımızı da gösteriyor.
Evet, dilimiz kimsenin umurunda değil.
Neden?
“ARTİFİCİAL” ARTIK “SUPER”
Son Birleşmiş Milletler toplantısında ABD Başkanı Donald Trump, “Yapay zekâ sürekli konuşuluyor ve bundan sonra yapay zekânın ‘süper zekâ’ olarak anılmasını istiyorum. Çünkü yapay kelimesi yapay zekâyı yalan hâle getiriyor ancak bu yalan değil, sahte bir zekâ değil, gerçek. O yüzden dikkatli olmamız gerek. Ve bunun sonuçlarına da dikkatle yaklaşmamız lazım. Bundan sonra bütün ABD belgelerinde daha doğru olan terimin kullanılmasını istiyoruz. Süper zekâ diyeceğiz. Yapay zekâ demeyeceğiz. Süper zekâ.” demişti.
Geçtiğimiz hafta dediğini yaptı ve ABD’de bu ifadeyi resmileştirdi.
Trump, “yapay zekâ” (AI) yerine “süper zekâ” (SI) tabirinin kullanılmasını kabul eden başkanlık kararnamesini imzalayarak sosyal medya hesabından paylaştı.
“Beyaz Saray Süper Zekâ Mutabakatı” başlıklı belgeyi Alphabet Üst Yöneticisi (CEO) Sundar Pichai, Anthropic CEO'su Dario Amodei, Meta CEO'su Mark Zuckerberg, OpenAI Başkanı Greg Brockman, xAI CEO'su Elon Musk ve Nvidia CEO'su Jensen Huang, sorumlu teknoloji geliştirmeye yönelik taahhütlerde bulundu.
Trump sayesinde ABD’deki resmî karar aslında “artificial” kelimesine veda etti.
İngilizcenin en meşhur ve otorite lügatlerinden “Webster's Dictionary”, “artificial” kelimesini şöyle açıklıyor:
“Sanat yoluyla yapılmış veya uydurulmuş; tabii olanın aksine, insan becerisi ve emeği ile üretilmiş veya değiştirilmiş. Mesela; suni ısı veya ışık, suni değerli taşlar, tuzlar, mineraller, çeşmeler, çiçekler.”
Netice olarak kelime, insan eliyle üretilen ve böyle üretildiği belli olan her türlü şeyi tarif ediyor. Ancak kurgulanan zekâ algoritması başından beri aslında bir “learning machine” idi. Yani öğrenen makine…
Bu öğrenen makine, insanlar kullandıkça daha kompleks hâle geldi ve öğrendiği bilgileri her güncellemede bir üst seviyeye taşıdı.
ABD ve Çin arasındaki rekabet başta olmak üzere dünyadaki teknoloji yarışıyla da teknolojik altyapısı daha da güçlendi. Güçlenerek de ilerlemeye devam ediyor.
Bugün fotoğraf ve video yapan modelleri de dil modellerini de gördükçe artık “süper zekâ” denilmesine yanlış diyebilir miyiz?
TRUMP'IN TÜRKÇEYE İYİLİĞİ
Yıllardır alışılagelen “yapay zekâ” ibaresi ne kadar “süper” şeklinde kabul edilecek, göreceğiz. Ancak şu da bir gerçek ki Trump Türkçeye farkında olmadan bir iyilik yaptı.
Türkçede “yapay” tabiri zaten yok. Çünkü Türkçede fiilden sıfat yapan +ay diye bir ek yok.
Dolayısıyla yapmak fiilinden uydurulan yap+ay kelimesi zaten yanlış bir tabirdi. “Yapılmış, yapma” kelimeleri var, ama “yapay” yok.
Doğrusu en başından beri “yapma zekâ” ya da “sunî zekâ” olmalıydı.
Yapma zekâ, taklit zekâ, sahte zekâ, tekno zekâ, dijital zekâ gibi… Aslında Türkçeye daha uygun bir tabir üretilmeliydi.
Bir kesim “suni” kelimesini zaten Arapça menşeli olduğu için kasıtlı olarak tercih etmiyor. Günlük dilde de kullanılması azaldığı için “suni zekâ” demek de tuhaf duruyor. Aslında tuhaf olan yapay kelimesi ama doğrusunu kullanmak kusur görülüyor.
“Madem kelimelerin Arapçalarına karşıyız, Türkçesini neden doğru kullanmıyoruz?” diye düşünen de yok. Başta iddia ettiğim gibi kimsenin umurunda değil.
Ayrıca “süper” tabiri zaten Türkçeye geçmiş hâlde ve kimse buna karşılık bulmaz.
Dolayısıyla Donald Trump “artificial” yerine “süper”i getirerek bizi “yapay”dan kurtardı.

