“Deli ve Dâhi ve kelimeler” yazımıza gelen yorumlardan bir kısmı yapay zekâ üzerindendi.
Gelen yorumların hülasası şöyle:
Artık yapay zekâ çağındayız, ne sorsak söyleyen, ne dersek yapan uygulamalar var. Böyle bir değişme ve ilerleme devrinde artık kelimelere eski-yeni şeklinde takılmanın ne anlamı var?
**
Yapay zekâ uygulamalarını ben de sıklıkla kullanıyorum. Evet, denildiği gibi artık bu dönemin bir gerçeği. Ancak yapılan yorumlar yapay zekânın dünü, bugünü ve yarını istikametinde yapılan yorumlar değil.
Zira pek çok kimse yapay zekâ uygulamalarının nasıl ortaya çıktığı, neye hizmet etmesi için kurgulandığı, şu anda ne yaptığı ve gelecekte neye hizmet edeceği konusunda kafa yormuş değil. En azından bana gelen yorumlar bunu gösteriyor.
**
İftarda yazılımcı bir grup arkadaşla konuştuğumuzda hepsi yapay zekânın aslında bir zekâ olmadığını ifade ettiler ve şunları söylediler:
“...Bir şeyin zekâ olabilmesi için aslında kendi kendine akıl yürütebilmesi ve insan zekâsının ulaştığı, gerçek hayatta karşılığı olan neticelere varabilmesi gerekir.
Hâlbuki şu hâliyle bu uygulamalar bir “Machine Learning”, makine öğrenmesi yapıyor; bilgileri, materyalleri tasnif ediyor.
Kullanılan sistemler çok ileri teknolojide olduğu için bunu çok hızlı yapıyor. Kullanıldıkça da kendini güncelliyor. Bunu da bir algoritma çerçevesinde yapıyor…”
**
Konuşulanlardan anladığım şu oldu: Yapay zekâ esasında bir illüzyon. Pek çok insan sistemin çok boyutlu ve gelişmiş yapısı içinde kendini kaybediyor, onu anlamıyor veya yanlış anlıyor.
Bu mevzuda istişarelerde bulunurken, farklı farklı yapay zekâ uygulamalarını uzun süredir kullanan bir ağabey güzel bir cümle kurdu:
“Yapay zekâ, iyi bir köle kötü bir efendidir”
**
Bu cümleyi düşününce kendime şu nasihatleri yaptım:
Günümüzde yapay zekâ uygulamalarına bakışımızı öncelikle bir düzeltmeli, kapıldığımız bir illüzyon varsa bundan kurtulmalı.
Bu uygulamaların “iyi bir köle, kötü bir efendi” olduğu gerçeğini kavramaya çalışmalı.
Onu bir efendi gibi görür, her şeyimizi onun yönlendirmesine göre yaparsak, bir illüzyonun içine zihnimizi hapsetmiş oluruz.
Eğer iyi bir köle, bir asistan olarak görüp ona iyi bir efendilik yaparsak hem istifademiz hem de dijital çağın gidişatına adapte oluşumuz kaliteli olacak.
**
Bu düşüncelerden sonra Gemini ve sosyal medya analizleri yapan bazı yapay zekâ uygulamaları ile sosyal medyada kelimeler, Türkçenin gidişatı, entelektüel bir gencin bilmesi gerekenler gibi konu başlıklarını araştırdım.
Günümüzde sosyal medya kullanıcılarının uzak olduğu ifade ve kavramları şöyle sıraladı:
Fıkıh ve hukuk aklı; usûl-i fıkıh, ahkâm, icma, içtihat kıyas, istihsan, örf, maslahat, taklit.
Kelam ve itikad; akıl–nakil dengesi, sıfatlar meselesi, kader, kesb, irade-i cüz’iyye, iman–amel münasebeti, hüsn–kubuh (iyilik-kötülük) nübüvvet, ahiret.
Tasavvuf ve ahlak; tasavvufta tarikat şeriat–tarikat–hakikat ilgisi, marifet, zühd, nefs terbiyesi, ihlas, takva, sohbet, irşad.
Siyaset ve cemiyet; adalet, nizam (düzen), devlet (devlet-i ebed müddet) siyasetnâme geleneği, liyakat, biat, meşruiyet, kamu yararı (maslahat-ı âmme), emr-i bi’l ma’ruf nehy-i ani’l münker.

