"Belçika''nın ayakları toprağın üstünde" başlığını taşıyan bir gazetenin bu cümlesi, rakip Türkiye''yi küçük görmenin, bir başka deyişle maçı kazanacaklarının peşin ifadesiydi. Büyüklük hastalığına yakalanmış fanatik taraftarları maç boyunca saygısızlığın en katı örneğini verdiler.
Genellikle gözümüzde çok büyüttüğümüz Belçika karşısında ilk dakikalardaki bocalamamızı çabuk atlattıktan sonra üst üste girdiğimiz ve kaleciyle karşı karşıya kaldığımız gol pozisyonlarından sonuç alabilseydik, çok daha farklı galip gelebilirdik.
24. dakikada Hakan Şükür, 32. dakikada Okan, 35. dakikada Arif takımımızın 3-0 galip duruma gelmesini önleyen futbolcularımızdı. Ancak sık sık ofsayta düşen ve adeta sahada gezinen Hakan Şükür, Alpay''ın havaya diktiği ve yere düşüp sıçrayan topa, Belçika savunmasının duraklamasını geç de olsa farkederek, kalecinin üstünden vurduğu kafayla ilk golümüzü atarken, bütün Belçikalılar adeta damdan düşmüş hâle döndüler. Belçikalı futbolcular 18 dışından attıkları şutlarla sonuca gitmeyi düşündüler ve sık sık da bunu uyguladılar. Bu şutların bir kısmı savunmamızca, bir kısmı da Rüştü tarafından önlendi. Mağlubiyetin acısıyla ikinci yarıda saldıran Belçikalı futbolcular kontrataklarımız karşısında aciz duruma düştü. Nitekim yine bir akında Suat''ın getirdiği ve Hakan Şükür''e aktardığı topu bu futbolcumuz ikinci golümüz olarak filelere gönderirken, çeyrek finale yükseldiğimizin adeta müjdesini veriyordu. Bu dakikadan sonra 2-0''ın verdiği avantajı koruma gayesiyle Mustafa Denizli savunmaya faydalı olabilecek Ergün ve Osman''ı alarak akıllı değişiklikler yaptı.
Türk takımını küçümseyen, ilk baştaki mağlubiyet sebebiyle Mustafa Denizli''yi yerden yere vuran bizim çok bilmişlerin bu galibiyetten sonra kuyruklarını altlarına alarak bir daha kalkmamak üzere yerlerine oturmaları gerekir. Türk gencinin azmettiği zaman yapamayacağı, başaramayacağı şey yoktur. Dün bu bir kere daha görüldü. Varolasınız aslanlarım!..
Türkiye yerin üstünde!..

