Kaydet
|

Sınav haftalarının başlamasıyla öğrencisi olan her evde telaşeler başladı. Bu süreci daha verimli ve sağlıklı nasıl geçirebiliriz? Günümüzde akademik kaygılar ve başarı kaygısı artık sadece üniversiteye hazırlanan gençleri değil, geniş bir yelpazede tüm öğrencileri etkisi altına almaktadır. Neredeyse anaokulu çağından itibaren çocuklar ve ebeveynleri, bir yarış içerisine sokulmuşçasına en iyi performanslarını gösterebilmek için bir uğraş içindeler. Gerek liselere gerek üniversiteye girmek için mevcut olan sınav sistemi içerisinde, öğrencilerin sadece bilgi ve akademik başarı olarak değil, aynı zamanda psikolojik olarak da bir sınavdan geçtikleri söylenebilir. Bu süreçte biz ailelere çok iş düşmektedir. Dikkat etmemiz gereken birkaç kuralı hatırlatmak isterim:

-Olağanüstü bir durummuş gibi davranmayalım

-Sorumluluklarından taviz vermeyelim

-Ders çalışabileceği sakin bir ortam oluşturalım

-Sınav sürecinde misafir kabullerimize ve gezmelerimize ara verelim

-Ekran sürelerimizi azaltalım

-Şartlı sevgi sunmayalım

-‘Ya yapamazsam’ sorusuna birlikte cevap bulalım

- ‘Okursan hem bizi hem kendini kurtarırsın’ gibi kahramanlıklar yüklemeyelim

-Akranlarıyla karşılaştırma yapmayalım

-Bu süreçte kendileri de gergin oldukları için beden dilimize ve ses tonumuza dikkat edelim

-Gerekirse öğrenci koçluğu desteği alınabilir.

Bu sürecin verimli geçmesi aile içi iletişimden geçmektedir. Eğer çocuğumuz yeterli çalışma sağlamış ise emin adımlarla yürüyecektir biz ona sadece yol arkadaşlığı yapmış olacağız.

Sınav süreci bittiğinde sınav sonuçlarını hepimiz merakla bekliyor olacağız. Önce kendimizi sonra çocuklarımızı sınav sonucu ne olursa olsun onlara olan sevgimizin değişmeyeceğine inandırmalıyız. Sınav sürecimizin bitiminde malum ilk sınavlar olması münasebeti ile bir rehavete kapılmadan ara vermeden konu tekrarlarımız ve düzenimizi yine kurup bir sonraki sınav maratonumuza hazırlanmamızı unutmayalım. Son noktaya bırakılan çalışmalar gerginlik, üzüntü ve stresi beraberinde getirir, başarı ise ara vermeden düzenli ve planlama ile gelir kalıcı olur. Şimdiden bütün çocuklarımıza başarılar diliyorum…

Tuğba Kaynak-Çocuk Gelişim Uzmanı

Küresel geleceğin müzakere edilecek olması sebebiyle

Ülkemiz, 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na (COP31) ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Dünyanın dört bir yanından binlerce delege, diplomat ve iklim uzmanı küresel geleceği müzakere etmek üzere bu bölgede bir araya gelecek. Ancak bu ışıltılı organizasyonun hemen ardında, bölge sakinlerinin yıllardır çözüm bekleyen somut altyapı ve kentsel sorunları duruyor. Gelin beraber kısaca inceleyelim:

Bölgedeki temel hizmet ve altyapı eksiklikleri. İmar ve ruhsat süreçleri: Bölgedeki imar ve parselasyon planlarının uzun süredir tamamlanamamış olması, mülkiyet sorunlarını beraberinde getirirken planlı kentleşmenin önüne geçiyor.

Doğalgaz ve temel altyapı: İmar süreçlerindeki belirsizlikler nedeniyle doğalgaz dağıtım ağları ve kanalizasyon gibi en temel altyapı hizmetleri mahalleye ulaşamıyor; mahalle sakinleri kış aylarını alternatif ısıtma yöntemleriyle geçirmek zorunda kalıyor.

Ulaşım güvenliği ve trafik sinyalizasyonu: Size ismini gönderdiğim ilçenin ana arteri konumundaki Bulvar üzerinde yaya güvenliğini sağlayacak sinyalizasyon (trafik ışığı) sistemlerinin yetersizliği, karşıdan karşıya geçişlerde ciddi riskler oluşturuyor. Yaşlılar ve çocuklar için karşıdan karşıya geçmek neredeyse imkânsız...

Yol bakımı ve çevre temizliği: Sokaklardaki bozuk ve bakımsız yol şartları ile düzenli yürütülemeyen çevre temizliği, günlük hayatı olumsuz etkiliyor. Uluslararası ölçekte devasa bütçelerin, çevre yatırımlarının ve "sürdürülebilirlik" vizyonunun konuşulduğu bir organizasyonun, henüz en temel altyapı ihtiyaçlarını karşılayamamış bir yerleşim alanında düzenlenmesi dikkate değer bir tezat oluşturmaktadır!

Çevre ve iklim konularında küresel mesajlar verilirken, ev sahibi bölgedeki hayat standartlarının bu vizyonun gerisinde kalması kabul edilebilir bir durum olabilir mi?

Beklenti; uluslararası organizasyonlar vesilesiyle sağlanan kamu kaynağı, ödenek ve koordinasyon gücünün, organizasyon alanıyla sınırlı kalmayıp ilçe ve çevre mahallelerin imar, doğalgaz, ulaşım güvenlik ve çevre temizliği gibi birikmiş kronik sorunlarını çözmeye yönlendirilmesi harika olur. Saygılarımızla...

Amine Kübra Salar

Avrasya Tüneli İstanbul’un taşımacılığını nasıl çözdüyse...

“Toplumun daha sağlıklı daha huzurlu daha başarılı bir topluma dönüşebilmesi için siyaset üstü en temel birkaç alanda paradigma değişikliğine gidilmesi lazım. Bunlardan birisi eğitim... Eğitimde sık sık model arayışı yapmak yerine en önemli konu eğitim çağındaki çocukların sağlıklı beslenmelerini sağlamak. Bu bence bütün yöntemlerden daha faydalıdır.

Günde bir meyve haftada bir avuç fındık alamayan yiyemeyen bir öğrenciye hangi sistemi uygularsanız uygulayın fayda sağlamaz. Gelecek, vücudu sağlıklı ve dengeli beslenen çocuklarındır.

İkinci paradigma değişikliği sağlıkta yapılmalıdır. Bu konuda uzun uzadıya öneri getirmeyeceğim. Bir yabancı profesörün dediği gibi “Tıp o kadar ilerledi ki hasta olmayan kimse kalmadı” sözü bu alandaki yaklaşımı anlatmak açısından manidar değil mi?

Bir başka konu da ulaşımdaki paradigma değişikliğidir. Bir Avrasya Tüneli İstanbul’un taşımacılığını nasıl inanılmaz rahatlatabildiyse Anadolu’ya yapılacak demir yolu ağlarıyla da yolculuklar hem ekonomik açıdan hem güvenli yolculuk açısından ülkeyi çok daha iyi bir seviyeye getirecektir. Tarımda yapılacak paradigmayı geçen gün bu köşede okudum, çok memnun oldum. Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımızı tebrik ediyorum. Tarım ve hayvancılıkta kendi kendine yeten ülke hâline gelelim, bütün başarılar başkalarının olsun bu başarı bize yeter de artar bile... Saygılarımla.”

İsmail Sekizkardeş

Anlat Derdini Feridun Ağabey'de önceki yazılar...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.