Elimde hazine kıymetinde iki önemli atlas var.
Millî Eğitim Bakanlığı tarafından "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" kapsamında hazırlanan "Hakan ve Bilge’nin Türk Dünyası Yolculuğu" ve "Türk Dünyası Kültür Atlası" isimli iki eseri incelerken aklımdan yığınla soru geçiyor. Nereden nereye!..
Millî Eğitim Bakanlığının hazırladığı bu eserler, pedagojik, stratejik ve sosyo-kültürel derinliğiyle, genç beyinlerde "mikro" yerellikten "makro" bir medeniyet tasavvuruna geçişi hedefleyen bütüncül bir eğitim politikasının somut yansıması aslında.
Millî Eğitim Bakanımız Yusuf Tekin Beyefendi, bu eserlerin takdim yazılarında bu politikayı net bir şekilde ifade ediyor:
"Türk dünyasının birlikteliğini sağlayacak temel yaklaşım, İsmail Bey Gaspıralı’nın 'Dilde, Fikirde, İşte Birlik’ ilkesinde anlamını bulmuştur. Bu bağlamda ortak bir dili, kültürü ve geleceği inşa etmeyi amaç edinen, bunun için plan ve projeler üreten gençler yetiştirmek hepimizin en büyük hayalî olmalıdır."
Eğitimin en temel işlevlerinden biri, bireye içinde yaşadığı toplumu ve dünyayı anlamlandırabileceği bir kimlik ve aidiyet duygusu kazandırmaktır. Temel eğitim kademesi için tasarlanan "Hakan ve Bilge’nin Türk Dünyası Yolculuğu", tam da bu noktada muhteşem bir pedagojik formül sunuyor.
Kitapta, iki kardeşin dedelerinin kütüphanesinde buldukları gizemli atlas ve rehberleri “alageyik” eşliğinde çıktıkları yolculuk hikâye edilerek başlıyor. Ziya Gökalp’in “Çocuktum, ufacıktım/Top oynadım acıktım” dizeleri bizleri de bu yolculuğa dâhil ediyor zira bu dizelerle bizler de çocukluk yıllarımıza dönüyoruz…
Bu yolculukta ülkelerle ilgili bilgiler, öğrencilere didaktik ve ezberci bir yaklaşımla dikte edilmeyip, olay örgüsü içinde, akran diyalogları ve oyunlaştırma dinamikleriyle sunuluyor.
Mesela, Bilge ve Hakan, Özbek çocuklar Timur ve Nargiza tarafından kadim şehir Semerkant’ta gezdirilirken İmam Maturidi hazretlerinin türbesini ziyarete götürülüyor ve Timur şöyle diyor:
“Burası İmam Maturidi’nin kabri. O da Semerkant’ın köklü ilim ortamında yetişen büyük âlimlerden biri. Bilgiye ulaşırken akıl yürütmeye, düşünmeye ve sağlam kanıtlara önem vermiş; ortaya koyduğu görüşler yüzyıllar boyunca geniş bir coğrafyada etkisini sürdürmüştür.”
Ve bu bilginin üzerine çocuklar İmam Maturidi’nin kabri başında dua ediyorlar.
Çocuklar, bu atlaslarda Türk dünyasının bütün kadim şehirlerini, mimari şaheserlerini, önemli şahsiyetlerini ve geleneksel hayat biçimlerini doğrudan tecrübe ederek öğreniyorlar. Bunun güçlü bir coğrafi ve tarihî bilinç inşa ettiğini ve genç zihinlerde kanıksama yoluyla geleceğe taşınacağını söyleyebiliriz.
Ortaöğretim kademesine hitap eden "Türk Dünyası Kültür Atlası" ise akademik derinliğiyle lise çağındaki gençlerin millî aidiyet ve öz güven duygularını tahkim etmeye odaklanmış bir eser olarak bir ilki ifade ediyor.
Ahlat’tan Mostar’a, Bakü’den Ötüken’e, Issık Göl'e, Türkistan’a uzanan aks üzerinde tarih, coğrafya ve medeniyet unsurları donuk bir geçmiş olarak değil, bugünü şekillendiren canlı bir süreç olarak veriliyor. Haritalar, fotoğraflar ve "Turkuaz Kimlik" gibi özgün bölümlerle desteklenen içerikler, yeni neslin teknolojik yönelimlerine de tam uyum sağlayan bir altyapıyla tasarlanmış. Karekod entegrasyonuyla EBA üzerinden sunulan sanal turlar, etkileşimli haritalar ve animasyonlar, eseri dijital çağın dinamikleriyle buluşturuyor.
Hasılı, bugün Türk Devletleri Teşkilatı 2040 vizyonu çerçevesinde yürütülen siyasi, ekonomik ve diplomatik entegrasyon hamlelerinin toplumsal tabanda karşılık bulması, eğitim ve kültür yoluyla mümkündür. Her iki atlasın stratejik boyutuna baktığımızda bu kabil eserlerle bu entegrasyon sürecine çok önemli katkı verildiği görülüyor. Yani pedagojiden stratejiye Türk Dünyası gerçekliği, MEB tarafından millî bir politikaya dönüştürülmüştür.
MEB, bu eserlerle geleceğin diplomatlarını, bürokratlarını, akademisyenlerini ve iş insanlarını ortak bir vizyona hazırlıyor aslında. Müfredata yeni dâhil edilen "Ortak Türk Dünyası Edebiyat, Tarih, Coğrafya" seçmeli derslerinin altyapısını kuran bu çalışma, dağınık hâldeki kültürel verileri pedagojik bir süzgeçten geçirerek standart ve kurumsal bir devlet politikasına dönüştürmüştür.
Amaç, gençliği sadece geçmişin nostaljisiyle avutmak değildir hiç kuşkusuz. Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin Beyefendinin de vurguladığı gibi tarihimizin derin köklerinden beslenen, modern dünyanın enstrümanlarını kuşanmış ve geleceğe dönük ortak vizyon geliştirebilen aksiyon sahibi bir nesil yetiştirmek bütün Türk dünyasının ortak ideali olmalıdır.
Bu kıymetli eser için Millî Eğitim Bakanımız Yusuf Tekin ve ekibini yürekten kutluyoruz...


