Kaydet
|

Ankara’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) 13. Liderler Zirvesi, sadece üye ülkelerin entegrasyon süreçlerini değil, küresel jeopolitiğin fay hatlarını derinden sarsacak yeni bir hamleye sahne oldu.

Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in, Rusya Federasyonu’nun "TDT+" formatıyla veya gözlemci üye statüsüyle teşkilata dâhil edilmesi yönündeki teklifi, diplomatik kulisleri ve başkentleri âdeta alarma geçirdi.

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin geçtiğimiz aylarda ortaya attığı Türkiye-Rusya-Çin (TRÇ) İttifakı önerisini hatırladığımızda Tokayev'in de bu teklifiyle bizlere bazı hayati gerçekleri anlatmak ve hatırlatmak istediğini söyleyebiliriz.

Madalyonun bir yüzüne baktığımızda Tokayev'in bu teklifinin içinde muazzam fırsatları barındırdığı kadar, teşkilatın geleceğini rehin alabilecek çok boyutlu stratejik riskleri de içerdiğini görüyoruz.

Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev'in bu teklifinin hemen ardından Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov’un "Son derece doğal ve mantıklı" açıklaması ve Rus medyasında büyük ses getiren yorumlar, Moskova’nın niyetini ayan beyan ortaya koydu.

Peskov'un "Münferit bölgeler değil, bir bütün olarak Rusya katılmalı" şerhi de bu niyetin ispatı niteliğinde! Moskova, iplerin tamamen kendi elinde kalmasını şart koşuyor. Yani Peskov, TDT’na Tataristan değil, Yakutistan değil, Dağıstan ve Başkurdistan değil; Rusya Federasyonu katılabilir, diyor!

Madalyonun diğer yüzünü çevirdiğimizde önümüze vizyoner ve ezber bozan bir fırsat penceresi açılıyor. Rusya Federasyonu sınırları içinde resmî olarak 12 milyon, sosyolojik gerçeklikte ise 20 ila 25 milyon arasında değişen devasa bir Türk soylu nüfus yaşıyor. Tataristan, Başkurdistan, Çuvaşistan, Tuva, Yakutistan ve Altay gibi otonom cumhuriyetler, bugün Moskova’nın egemenlik duvarları arkasında âdeta dış dünyaya ve akraba topluluklara kapalı bir durumda varlığını sürdürüyor.

Dolayısıyla Rusya’nın TDT bünyesine resmen dâhil olması, bu duvarlarda meşru gedikler açabilir. TÜRKSOY veya Türk Akademisi gibi kurumlar aracılığıyla Sibirya’nın ve İdil-Ural bölgesinin kadim Türk topluluklarına doğrudan, engelsiz ve kurumsal erişim sağlanabilir. Yok olma tehlikesi altındaki diller ve kültürler, TDT fonlarıyla koruma altına alınabilir. Bu senaryo, Türk dünyasının kültürel ve coğrafi derinleşmesi adına yüzyılın en büyük "yumuşak güç" hamlesine dönüşebilir.

Çin hegemonyasına karşı çift başlı kalkan!

Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev'in sunduğu teklifin kalbini oluşturan en dinamik parametre, Pekin odaklı bir denge arayışı da olabilir. Pekin’in “Kuşak ve Yol” inisiyatifi kapsamında Türkistan’da kurduğu agresif ve milyarlarca dolarlık ekonomik hâkimiyet, bugün hem Moskova’yı hem de TDT üyesi devletleri derin bir tedirginliğe sevk edegelmekte. Kazakistan ve Kırgızistan gibi coğrafi olarak Çin’in doğrudan nüfuz alanında bulunan aktörler için bu hamle, hayati bir "jeopolitik panzehir" arayışı kabilinden okunabilir!

Türkistan devletleri tek başına Çin’in bu devasa ekonomik tahakkümüne karşı koyamayacaklarının farkındadır. Rusya’yı TDT şemsiyesi altına çekmek, bölgede hızla büyüyen Çin hegemonyasına karşı çok taraflı ve çift başlı bir denge mekanizması kurma stratejisi yürütülüyor olabilir. Astana ve Bişkek, Ankara’nın batı kapısı vizyonu ile Moskova’nın kuzey güvenlik kalkanını aynı masada birleştirerek, doğudan gelen Çin baskısını göğüslemek istiyor olabilirler ve bu da oldukça makul ve anlaşılabilir bir istektir.

Binaenaleyh, "Orta Koridor ve Enerji Jeopolitiği" ekseninde de kritik bir süreç işlediğini hatırlatalım. TDT'nin Hazar geçişli lojistik hattı, Rusya'nın Kuzey Koridoru'na doğrudan, pragmatik ve güçlü bir alternatiftir. Rusya’nın teşkilata gözlemci üye olarak katılması, bu kritik enerji ve ticaret rotasını içeriden manipüle etmesine yol açabilme ihtimali vardır ve bu büyük bir risktir.

En hayati tehlike…

Türkiye'nin Kırgızistan'a gerçekleştirdiği Bayraktar TB2 satışları ve daha da önemlisi Kazakistan'da açılması planlanan ANKA SİHA fabrikası gibi devasa stratejik ortaklıklar, bölgedeki savunma dengelerini kökten değiştirecektir. Rusya’nın, teşkilata dâhil olmasıyla birlikte, TDT'nin bağımsız bir güvenlik aktörüne evrilmesini içeriden frenlemek isteyebilir!

Ve madalyonun en karanlık yüzü!

TDT’nin en büyük küresel çekim gücü, etnik, dilsel ve tarihsel homojenliğidir. Rusya gibi devasa bir Slav-Avrasya gücünün bu masaya oturması, teşkilat içine bir "Truva Atı" gibi girmesi, kurucu üyeler arasındaki güç dengelerini bozacak ve Türkistan devletleri üzerindeki Rus baskısını kurumsal düzeyde meşrulaştıracaktır.

En önemlisi de Rusya’nın varlığı TDT’nin Batı başkentlerinde "Batı karşıtı bir Rus-Türk bloku" olarak fişlenmesine sebep olacaktır.

Hasılı, Tokayev'in bu teklifi Türk dünyası için iki ucu keskin bir bıçaktır. Rusya’yı içeri alarak hem Rusya Federasyonu içindeki kardeşlerimize ulaşma hem de Çin'in ezici ağırlığını dengeleme vizyonu ne kadar büyükse, Moskova’nın ağırlığı altında ezilerek TDT’nin bağımsızlığını ve askerî entegrasyon potansiyelini kaybetme riski de o kadar gerçektir.

Meryem Aybike Sinan'ın önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.