Türkiye, üç başkentte atılan bir dizi imzayla, Avrasya petrolleri üzerindeki "Büyük Oyun"da çok önemli bir adım attı... Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı, aslında, Kafkasya ve Doğu Akdeniz''i yeniden şekillendirecek bir proje... Konuyu açalım; ¥ Proje, Hazar petrollerinin, Batı''ya en yakın üç yönetimi tarafından garanti altına alınarak dünyaya ulaşmasını öngörüyor. Türkiye bir NATO üyesidir, Gürcistan ve Azerbaycan''ın da yakında NATO üyesi olmaları beklenmelidir. ¥ Projenin tamamlanması, Doğu Akdeniz''i, bir anda, Basra Körfezi kadar önemli bir petrol yoluna çevirecektir. ¥ Sanayileşmiş ekonomiler, Bakü-Ceyhan projesi ile, Basra Körfezi''nde yeni bir savaş çıkması halinde, geçmişte tek alternatif kaynak olan Rusya''nın insafına kalmayacaktır.
¥ Doğu Akdeniz''in güvenliği büyük önem kazanacaktır. Bu nedenle, Suriye-İsrail kalıcı barışının sağlanması ve Kıbrıs''ta nihai bir çözüme kavuşulması yönünde büyük baskılar yaşanacaktır. ¥ Dünya, Türkiye''nin Ceyhan petrol limanı nedeniyle, Doğu Akdeniz''in "hayati önemde alternatif petrol yolu olduğu" bir süreçte, ne Türk-Yunan ne de Suriye-İsrail askeri gerginliklerine asla izin vermeyecektir.
¥ Bugünün koşullarında, Türkiye-İsrail-Ürdün ve ABD dörtgeninde şekillenen "Doğu Akdeniz Stratejik Birliği" petrolün akmaya başlamasına yakın günlerde Mısır''ın da katılımıyla güçlenecektir. ¥ Petrol boru hattı demek, "güvenlik" demektir. Aynı şekilde, dünya, Ermenistan''ın, Rusya''nın güdümünde Kafkasya''da sorun çıkartmasını engelleyecek, Gürcistan''daki etnik sorunların yumuşamasını sağlamaya çalışacaktır. ¥ Boru hattının geçiş yolu nedeniyle, Türkiye''nin güneydoğusunda bir daha, PKK benzeri bir "silahlı eylemin" gerçekleşmesine sıcak bakılmayacaktır. Avrupa Birliği''nin Türkiye''ye "siyasi çözüm" olarak dayattığı formül, temelde, kendi stratejileri doğrultusunda, "alternatif petrol yollarında istikrarı sağlama" formülüdür. ¥ Kuşkusuz, Türkiye''nin de bu bölgede istikrarı sağlama formülü masaya konulacak -ki, askerler bunun, bölgenin sosyo-ekonomik kalkınmasından geçtiğinde ısrarlıdırlar- sonuçta ortak bir noktada buluşulacaktır. ¥ Bu gelişme, Irak''ın toprak bütünlüğünün korunmasına karşılık, Türkiye''nin Kuzey Irak''daki gücünü artıracaktır. Irak''ta, Saddam Hüseyin''den sonra yazılacak yeni bir anayasa ile "otonom" hüviyet kazanacak Kürt yönetimi, Türkmenler''in de katılımını sağlayarak, Bağdat''tan çok Ankara''ya yakın bir stratejik noktada yerleşecektir. ¥ Türkiye, bu gelişmeyle, Avrupa Birliği''nin, "stratejik üyesi" olma özelliğini kazanacaktır. Bu durum, Türkiye''nin tahmin edilenden daha hızlı AB üyesi olmasını sağlayacaktır. Bunun karşılığı, petrol ve doğalgazın bir bölümünün, Yunanistan üzerinden Avrupa''ya ulaşması olacaktır.
Gördünüz mü... "Bir boru hattı" deyip geçmeyin...
Ülkelerin kaderlerini belirliyor... Bakü-Tiflis-Ceyhan, Türkiye''nin 21. yüzyıldaki serüveninin yolunu açıyor.
Rusya küme düştü ¥ Rusya, adı Sovyetler Birliği olan "ikinci süper gücü" yönetirken, "Ortadoğu Barış Süreci"ni Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte başlatmıştı. Nitekim, "Kudüs çatışmalarının" başlamasından hemen sonra da Rusya Dışişleri Bakanı İgor İvanov Balkanlar''dan bölgeye geçmiş ve Arap liderlerle bir dizi görüşme yapmıştı. ¥ Çatışmaların kontrolden çıktığı bir dönemde, ABD, bölgeye ağırlığını koyarak Mısır''ın Şarm el-Şeyh kentinde İsrail Başbakanı Ehud Barak ile Filistin lideri Yaser Arafat''ı biraraya getirdi. ¥ Ortadoğu Barış Süreci''nin ayrılmaz bir parçası olan Mısır''ın lideri Hüsnü Mübarek''in de bulunduğu zirvede, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin yoktu. ¥ Zirveye katılacak taraflar, Rusya için "davetiyeyi", Putin''e değil, Dışişleri Bakanı İvanov''un adresine çıkartmışlardı. ¥ Bu gelişme üzerine Putin, Rusya''nın Ortadoğu Barış Süreci''nin ayrılmaz bir parçası olduğunu fakat, Şarm el-Şeyh zirvesine katılmayacaklarını açıkladı. ¥ Kuşkusuz, Rusya için "indirici darbe", Avrupa Birliği Genel Sekreteri Javier Solana''nın zirveye davet edildiğinin açıklanması oldu. Zirvede, "gözlemci" olarak yer alan Solana, böylece, Avrupa''nın bölgesel çıkarlarını korumuş oldu. ¥ ABD Başkanı Bill Clinton''ın, bir süper güç başkanı olarak tüm yetkilerini kullanarak ağırlığını koyduğu zirve, Ortadoğu''nun geleceğinde Amerika ve Avrupa''nın birinci derecede söz sahibi olduğunu, Rusya''nın ise, artık Ortadoğu''dan uzaklaştırıldığını ortaya koydu.
...Ve ABD parmağını Rusya''ya uzattı... ¥ Sovyetler Birliği''nin dağılmasından sonra, Rusya''nın en yakın müttefiki olmayı sürdüren Belarus''ta geçtiğimiz haftasonu yapılan seçimler, Yugoslavya benzeri gelişmelere sahne oluyor. ¥ Ülkeyi, Moskova''ya bağlı olarak yöneten Devlet Başkanı Lukaşenka''nın büyük yolsuzluklara ve bağlantısında fakirliğe neden olan yönetimini protesto eden muhalefet bu seçimleri de boykot etti. ¥ AGİT gözlemcileri seçimlerin normal demokratik süreçte yaşanılmadığını belirtirken Amerikan yönetimi, bu seçim sonuçlarını "kabul etmediğini" açıkladı.
Avrupa''nın Balkan manevrası ¥ Dünya, Avrupa Birliği''nin neden, Yugoslavya''daki Slobodan Miloşeviç yönetimini deviren Kostunica''ya bu kadar hızlı sahip çıktığını tartışıyor. Balkanlar''da yeniden çizilen harita ise, bunun temelinde öncelikle ekonomik, buna bağlantılı siyasi bir telaş olduğunu ortaya koydu. ¥ Yugoslavya, bugün, Avrupa Birliği üyesi Yunanistan ile Avusturya-Almanya-İtalya hattından başlayan "Birlik" ülkeleri arasındaki tek bağlantı noktası. Komşularından, Bulgaristan, Romanya, Macaristan ve uzak komşu Türkiye ise Avrupa Birliği''ne tam üyelik için bekleyen ülkeler. ¥ Bu nedenle, Yugoslavya''nın içinden geçen otoyollar, Avrupa Birliği açısından "hayati önem" taşıyor. Miloşeviç döneminde bu yollar kapalıydı. ¥ Aynı şekilde, Karadeniz''i Orta Avrupa''ya bağlayan Tuna Nehri de, Kosova savaşı sırasında yıkılan köprüler nedeniyle bir senedir ulaşıma kapalıydı. Bu durum, Avrupa Birliği açısından, milyarlarca dolarlık ticaret hacminin yok olması, bölgedeki gelişmekte olan ekonomilerin de büyük zararı anlamına geliyordu. ¥ Avrupa Birliği, Miloşeviç yıkıldığı gün, Yugoslavya''ya koymuş olduğu ambargoyu kaldırarak, bu ticaret kaybını önleme yönünde büyük bir adım attı. ¥ Siyasi gözlemciler, "yeni Yugoslavya"nın artık, Avrupa Birliği tam üyeliği için yolun açıldığını, Avrupa''nın bir daha böyle bir riskle karşılaşmamak için Belgrad''ı en hızlı şekilde tam üyeliğe alabileceğini belirtiyorlar. ¥ Yugoslavya''nın AB üyesi olması halinde, komşusu Yunanistan gibi, Rusya ile çok yakın bağlara sahip, kolay söz dinlemeyen bir üye olması da bekleniyor.
Sınır ötesi
İran''da molla tartışması İran, tarihinde ilk kez, din adamlarının sosyal ve siyasi rolünü tartışmaya açtı. Kum, Tahran ve Hamedan''dan gerçekleştirilen bir dizi toplantıda yapılan açıklamalar, "Şii anlayışının" din adamlarına yüklediği sosyal ve siyasal sorumlulukları ele aldı. Dini lider Ali Hamaney, açıklamasında, İran''ı yeniden Amerikan etki alanına sokmaya çalışan güçlerin din adamlarını sosyal ve siyasal yaşamdan dışlamaya çalıştığını vurguladı. Cumhurbaşkanı Hatemi''nin bunun üzerine televizyonda yaptığı konuşmada, "sisteme dönük bazı eleştirilerin birer komplo olarak değerlendirilmemesi gerekir" demesi dikkat çekti. Irak zengin ediyor Körfez Savaşı sonrasında BM''nin koyduğu ambargo karşısında Kerkük-Yumartalık petrol boru hattını bile işletemeyen Irak''ın, aslında, her yıl 2 milyar dolarlık petrolünü yasadışı yollardan dünya pazarlarına sürdüğü belirlendi. Yasadışı ticaret ağırlıklı olarak Birleşik Arap Emirlikleri''nde yerleşik bazı küçük ve orta ölçekli petrol tüccarları tarafından gerçekleştiriliyor. Araştırmalar, Saddam Hüseyin ve yakın çevresinin bu gelirin 600 milyon dolarına el koyduğunu belgeledi. Suriye zorlanıyor... Babası Hafız Esad''dan devraldığı devlet başkanlığı görevinde ilk Ortadoğu krizi deneyimini yaşayan Suriye''nin genç lideri Beşar Esad''ın çok zor durumda kaldığı belirtiliyor. Ülke ekonomisinin yeniden yapılanması için ABD başta Batı''nın desteğine ihtiyaç duyan Suriye lideri, kendisini bir anda, bir çatışmanın içinde buldu. İran''ın, Güney Lübnan''da örgütlediği Hizbullah aracılığıyla bölge politikalarına ağırlık koymasını dengelemek için İsrail''e sert çıkan Suriye, bir hafta içinde Mısır başta diğer Arap ülkelerinin yumuşamaları nedeniyle kendisini Amerika karşısında yalnız buldu.
Bir ''yıldız'' kaydı... ¥ Dünya ve Türk kamuoyunun, ağırlıklı olarak Ortadoğu''daki gelişmelerle yakından ilgilendiği bir dönemde, Balkanlar''da, bir "yıldız", sessiz sedasız siyaset sahnesinden çekildi. ¥ Bosna-Hersek''in üç bölgeli, kollektif yönetiminin devlet başkanı Aliya İzzetbegoviç, artık, 75 yaşında ve giderek sağlık durumunun el vermediğini belirterek bu görevinden ayrıldı. ¥ Böylece, Bosna Savaşı''na Amerikan inisiyatifinde son veren 1995 tarihli Dayton Anlaşması''na imza koyan üç liderden sonuncusu da tarih sahnesindeki yerini almış oldu. Bilindiği gibi, imzacılardan Hırvatistan eski Devlet Başkanı Tudjman ölmüş, Sırbistan lideri Miloşeviç ise geçtiğimiz günlerde yaşanılan halk ayaklanmasıyla köşesine çekilmeye zorlanmıştı.
Türk sorunları
Azerbaycan''da muhalefet dağılıyor Azerbaycan''daki Haydar Aliyev yönetiminin, ABD ve AB''den gelen baskılar üzerine, ülkede 5 Ekim''de yapılacak seçimlere dönük kısıtlamaları kaldırmasından sonra, bu kez de, 10 partiden oluşan muhalefetin dağılma sürecine girdiği bildiriliyor. Dağılmanın, Azerbaycan Halk Cephesi''nin ikiye bölünmesinden kaynaklandığı belirlendi. Seçimlere ortak katılmaya çalışan 10 parti, Azerbaycan Halk Cephesi''nin bu adla seçimlere katılıp katılamayacağı konusunda anlaşamadılar. Kaynaklar, partiler''den beşinin Musavat Partisi lideri İsa Kamber''in de başını çektiği "muhafazakarlar" grubunun yanında yer aldığını, diğer dördünün ise "reformculardan" yana tavır koyduğunu belirtiyorlar
Kazakistan''da Uygur sorunu Rusya ve Çin ile birlikte, Asya''da ortak güvenlik için kurulan "Şangay Beşlisi"nin en önemli üyesi olan Kazakistan''da güvenlik güçlerinin, Çin''deki bağımsızlık mücadelesini yürüten Uygur Türkleri''ne karşı baskı uyguladığı ileri sürüldü. Kazakistan Uygur Cemaati Başkanı Farkhad Hasanov, Kazak polisinin son günlerde çok sayıda Uygur''u "terörist" olduğu gerekçesiyle tutukladığını belirterek, "Esas bizi rahatsız eden, Kazak medyasının tüm Uygurlar''dan terörist olarak söz etmesidir. Kazakistan''daki Uygurlar''ın, Çin''in Sincan bölgesindeki gelişmelerle hiç bir ilişkisi yoktur" dedi.
Türkmenistan''da demokrasi tartışması Türkmenistan Devlet Başkanı Saparmurat Niyazov, ülkenin henüz, tam bağımsızlık yolunda emekleme döneminde olduğunu ve sistemin yeni oluşmaya başladığını belirterek, ülkesi için çok partili tam demokratik siyasi yaşam için "erken olduğunu" açıkladı. Niyazov ayrıca, Türkmenistan petrol ve doğalgaz sektörünün önümüzdeki 10-15 yıl içinde asla özelleştirilmeyeceğini de vurguladı.
Kırgızistan''da seçim gerginliği Kırgızistan''da 29 Ekim''de yapılacak seçimlere muhalif olarak katılan adaylar Almaz Atembaev, Ömürbey Takabaev ve Melis Eşimkanov, yaşanabilecek seçim hilelerine karşı, Avrupalı gözlemcilerle ortak çalışma grubu kurma kararı aldıklarını açıkladılar. Üç aday, son kamuoyu yoklamalarında Devlet Başkanı Akaev''in desteğinin yüzde 25''e düştüğünü de ileri sürdüler.
Özbek-Tatar ilişkisi Stalin döneminde, anavatanları Kırım''dan alınarak, çoğunluğu Özbekistan''a sürülen Tatarlar''ın topraklarına geri dönüşü sürüyor. Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra Ukrayna egemenliğinde kalan Kırım''da ülkede yaşanılan ekonomik zorluklar nedeniyle çok zor günler geçiren Tatarlar''ın bir de Ukrayna ve Özbekistan yönetimlerinin politikalarından kaynaklanan sorunlar yaşadıkları belirlendi. Ukrayna vatandaşı olmak isteyen Tatarlar''dan, Kiev''deki Özbek büyükelçiliğinin,gerekli belgeler için 100 dolar istemesi giderek vatandaşlık değişimini olanaksız hale getirdi. 100 dolar, bir Tatar işçisinin Ukrayna''da ancak iki ayda kazanabildiği bir miktar.

