Diyelim ki, Ermenistan, Amerika Birleşik Devletleri''nin bir "seçim yılı" yaşamasından ve bu ülkedeki diasporasının gücünden yararlandı ve bir gün, "1915 sözde Ermeni soykırımı" iddialarını içeren bir karar tasarısını Amerikan Kongresi''nden geçirdi... Biliniz ki, kararı veto etme yetkisine sahip Amerikan Başkanı''nın, "Oval Ofis"teki masasının üzerine bırakılacak karar metnine bakış tarzı, Amerikan-Türk Konseyi Başkanı Lincoln McCurdy''ninkiyle aynı olacaktır. Ne diyor McCurdy? x) Türkiye, ABD''nin NATO''dan güçlü bir müttefiki olarak Avrasya''da stratejik açıdan çok önemli bir ülkedir. ¥ Türk-Amerikan ilişkileri, Kore Savaşı''ndan Çöl Fırtınası''na kadar uzanan bir çizgide ve tüm Soğuk Savaş yılları süresince karşılıklı çıkar esasına dayanmış son derece güçlü ilişkilerdir. ¥ Türkiye, ekonomik potansiyel olarak önümüzdeki 20 yıl içinde dünyanın ilk 10 ekonomisi içine girebilecek bir potansiyele sahiptir. Amerikan teknoloji, iletişim, enerji ve savunma sanayi firmalarının bu gelişmeden büyük kâr beklentileri vardır. ¥ Türkiye, Avrasya enerji hatları açısından son derece önemlidir, Amerika''nın uzak pazarlara girmesinde stratejik ortağıdır. ¥ Türkiye, ayrıca Balkanlar ve Doğu Akdeniz''in güvenlik ve istikrarı açısından hem Amerika''nın yakın ortağı hem de stratejik önemde bir ülkedir. Sonuç: "Amerika''nın Ermeni sözde soykırım iddiaları nedeniyle Türkiye''yi küstürmesi, öncelikle Amerikan çıkarlarına aykırıdır." Bu "kendinize gelin!" mesajını veren bir tek Lincoln McCurdy değil... Merkezi Washington''da, bir siyasi araştırma merkezi olan Cato Institute''un önde gelen isimlerinden, yazar Doug Bandow da, Ermenistan''ın Washington''daki diplomatik savaşının hüsranla biteceğine inananlardan... Bandow''a gore, "Amerikan yönetiminin, Türkiye gibi çok önemli bir stratejik müttefikini, bugüne kadar Rusya''ya yakın politikaları ile dikkat çeken Ermenistan nedeniyle küstürmek gibi bir lüksü yok..." Bu nedenle, Ermeniler belirli ilerlemeler sağlasalar bile, bu serüven bir "başkanlık vetosu" ile sona erer... Bandow, aynı gerçeğin, bir başka boyutta, Amerikan-Azerbaycan ilişkileri açısından da geçerli olduğuna inanıyor... Bu noktada geçerli olan stratejik çıkış noktası, petrol... Amerika, Türkiye kadar önem vermese de, Azerbaycan''ı, petrol nedeniyle dışlamak gibi bir lükse sahip değil. Nitekim, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev''in 11-12 Eylül tarihlerinde gerçekleştirdiği Washington ziyaretinde, "siyasetten çok ticareti konuşalım" demesi ve Ermeni lobisinin baskısıyla ülkesine karşı 1992 yılında konulmuş olan "yardım ambargosunun" kaldırılmasını istemesi de buna dayanıyor. Türkiye ve Azerbaycan, yönetimleri ve "kamuoyları" ile Ermeni lobisi tarafından Washington''da tezgahlanan oyunlara karşı uyanık olmalıdır... Ama "stratejik bakış açısından" değerlendirildiğinde, Ermenistan''ın, kaybetme ihtimali çok yüksek bir diplomatik manevraya giriştiği belli oluyor...
Fransa Taliban''ı tanıyor! ¥ Fransa''nın, dış politikasında büyük bir değişimle, Afganistan''daki Taliban yönetimini tanıyan ilk "batılı ülke" olmaya karar verdiği bildirildi. ¥ Araştırma kuruluşu Stratfor''a göre Taliban yönetimi Dışişleri Bakan Yardımcısı Maülvi Abdülrahman Zahid, Fransız Dışişleri Bakanlığı''nın "üst düzey yetkilileri" ile tanınma konusunda bir dizi görüşme gerçekleştirdi. ¥ Fransa''nın bu diplomatik manevrayı, Orta Asya''nın güneyi, İran ve Hindistan''da büyük yatırımlara girmiş olan dev petrol şirketlerinin baskısıyla gerçekleştirdiği bildiriliyor. ¥ Fransız şirketi TotalFinalElf, halen, İran''ın en büyük doğalgaz rezervleri üzerindeki 2 milyar dolarlık yatırımını sürdürüyor. Fransız petrol şirketleri aynı zamanda, Kazakistan ve Türkmenistan''daki doğalgaz yataklarında da benzer yatırımlar yapmış durumdalar. ¥ Fransız şirketlerinin hedefi ise, Orta Asya ve İran''da işletmeye başlayacakları doğalgazı, Afganistan üzerinden, 1995-2000 yılları arasında doğalgaz tüketimi iki misli artan ve 2005 yılına kadar da yüzde 60 artması beklenen Asya''nın üçüncü büyüklükteki doğalgaz pazarı Hindistan''a sevketmek. ¥ Fransız şirketi Alstom, Hindistan''ın batısında bir elektrik santralinin Elf Gas India ise dev bir doğalgaz dolum ve dağıtım tesisinin yapımına başlamış durumdalar. Fransa, ayrıca, İran''dan başlayıp, Pakistan üzerinden Hindistan''a uzanan bir doğalgaz boru hattı projesinin yapımını da sürdürüyor. ¥ Afganistan''ın yüzde 90''ını elinde bulunduran Taliban yönetimi, bugüne kadar Pakistan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından resmen tanınmış durumda. Fransa''nın alacağı "tanıma" kararıyla birlikte, bölgedeki "oyunculardan" Rusya, Hindistan, Çin ve İran''ın da bu yönetimi tanıması bekleniyor
Rusya atakta... ¥ Rusya''nın, Kafkasya''dan başlayıp Karadeniz kıyısındaki Novorossisk''e kadar uzanan petrol boru hatları yolu açısından stratejik önemdeki Çeçenistan''da yeni bir saldırı başlatması dikkat çekti. ¥ Birinci ve İkinci Çeçen savaşlarında ağır kayıplar veren Rus ordusunun, bu kez, başkent Grozni dahil, Çeçen kentlerini kuşatarak, Çeçen gerillalara hareket imkanı vermeden savaşması dikkat çekiyor. Kafkasya''yı endişelendiren asıl gelişme ise, Rusya''nın, Çeçen gerillaların saklandığı veya sızdığını ileri sürerek Gürcistan, Dağıstan ve Azerbaycan sınırlarına asker yığması. ¥ Rusya, Gürcistan ve Azerbaycan''dan gelen kamyon trafiğini durdurdu, iki ülkeye karşı ekonomik ambargonun ilk işaretini verdi. ¥ Bu gelişme, Azerbaycan ve Gürcistan''da ciddi endişeye yolaçtı. Her iki ülkenin, NATO''dan, Rusya''ya karşı korunma güvencesi istemeye hazırlandığı bildiriliyor.
¥ Rusya''nın, Kafkasya''daki askeri varlığını artırırken, ülkenin dev petrol ve doğalgaz şirketleri, LUKoil, YUKOS ve Gazprom''un ortaklığında yeni bir "Hazar Petrol Şirketi"nin kurulması da dikkat çekti. ¥ Bu gelişme üzerine, Amerikan yönetiminin, ani bir kararla, Azerbaycan''a, "Hazar Denizi''ndeki sınırlarını korumak amaçlı" modern silahlarla donatılmış, tam teçhizatlı iki adet devriye botu vermesi, Moskova ve Tahran''dan yapılan açıklamalarla kınandı. İran ve Rusya, yaptıkları ortak açıklamada, Amerika''nın Hazar Denizi''nde bir donanma üssüne sahip olmaya hazırlandığını savundular.
İran''da "Muta Nikahı" tartışması... ¥ İran, Şii''liğin doğum yıllarından bu yana bir sosyal gelenek olarak süren, bir kadınla bir erkeğin üzerinde anlaştıkları belirli bir süre için evlenmelerine olanak tanıyan "muta nikahını" tartışıyor. Bu tür bir nikah, birkaç saatliğine bile yapılabiliyor. ¥ Tartışma, Ayetullah Mükerrem-i Şirazi''nin, "muta nikahı medeni kanun içinde yer alsın" yolunda bir kanun önergesini parlamentoya sunmasıyla alevlendi. ¥ Kanunu destekleyenler, ekonomik şartlar nedeniyle evlenemeyen İran gençliğinin bu sorunun, "geçici süreli de olsa" çözümlenebileceğini savunuyorlar. ¥ Kanuna karşı çıkanlar ise, uygulamanın teşvik edilmesinin ülkede fahişeliğin yayılmasına ve geleneksel İran ailesinin yıkılmasına neden olacağını ileri sürüyorlar. ¥ Ülkedeki kadın dernekleri ve kadına dönük yayın yapan tüm basın-yayın organları, "kadın haklarını yok eden ve sadece erkeği rahatlatan" bu uygulamaya sert tepki gösteriyor.
...Ve Amerika "Orta Asya"ya dönüyor... ¥ ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright, geçtiğimiz ilkbahar aylarında Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan''a yaptığı ziyaret sırasında çok net bir mesaj vermişti: "Amerika, Orta Asya sorunlarında birinci derecede rol almayacaktır." Albright, açıklamalarında, bu ülkelerdeki demokratikleşme ve insan hakları sorunlarını da gündeme getirip, üç ülkeye toplam 10 milyon dolar gibi bir yardımı bırakıp, meydanı Moskova''ya bırakarak bölgeden ayrılmıştı. ¥ Oysa, kendisi ekonomik zorluklar yaşayan Rusya, bu meydanı dolduramadı. ¥ Meydanı bir anda dolduran ise, sadece Kazakistan''a 1999 yılında toplam 1.1 milyar dolarlık yatırım yapma gücüne sahip Çin oldu. Çin lideri Zemin, temmuz ayında ziyaret ettiği Türkmenistan ve Tacikistan ile bir dizi ekonomik anlaşma imzaladı, Kazakistan petrolünü Çin''e taşıyacak boru hattının yapımı başladı, Özbekistan bir anda Çin yatırımlarına boğuldu, hatta Moğolistan''ın özelleştirme ihalelelerinin yaklaşık tamamını Çin şirketleri aldı. ¥ Bu arada, Afganistan''da yerleşip, Tacikistan üzerinden Özbekistan''a sızan Özbekistan İslami Hareketi gerillalarının meydana getirdiği kaos da, bölge devletlerinin Çin Halk Cumhuriyeti ile askeri yakınlaşmasını doğurdu. Çin, özellikle, Özbekistan''a doğrudan askeri yardımı başlattı. ¥ Bu gelişmeler üzerine, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Bill Clinton ile geçtiğimiz temmuz ayında gerçekleştirdiği zirvede, Amerikan yönetiminin tekrar Orta Asya ile ilgilenmesini açıkça istedi. Bu istek, bu ayın başlarında gerçekleşen Birleşmiş Milletler buluşması sonrasında kesinlik kazandı ve Amerikan yönetimi, ilk kez, Özbekistan''a, "uluslararası terörizme karşı savaşması için" askeri yardımda bulunacağını açıkladı.
"Hazar geçişi"ne darbe... Türkmen doğalgazını Türkiye''ye taşıyacak "Hazar Geçişli Türkmen Doğal Gazı Projesi"nin en büyük ortaklarından, General Electric-Bechtel ortaklığından oluşan Amerikan PSG konsorsiyumu, projenin geleceğinde doğan belirsizlikler ve Türkmenistan''ın Rusya ile imzaladığı son anlaşmalar çerçevesinde, Aşkabat''taki temsilciliğini kapattığını açıkladı.
Ukraynalı editör kayıp... Ukrayna''nın muhalif yayın organlarından İnternet gazetesinin 31 yaşındaki Genel Yayın Yönetmeni Georgi Gongadze''nin şüpheli bir şekilde kaybolması ülkede yönetime karşı eleştirilerin artmasına neden oldu.
Kaçaryan kaçıyor... Ermenistan Meclis Başkanı Armen Koçaryan''ın, göreve geldiği günden bu yana, başkent Erivan''da çok az oturup, "Memlekete yabancı yatırım ayarlıyorum" bahanesiyle sürekli pahalı geziler yapması üzerine, partisi, Ermenistan Halk Partisi''nin bile sabrının taştığı bildiriliyor.
Balkanlar''da gergin pazar! ¥ Yugoslavya, bu haftasonu Pazar günü genel ve yerel seçimler için sandık başına gidiyor. "Savaş suçlusu" olarak aranan Sırp lider Slobodan Miloşeviç''in, yapılan kamuoyu yoklamalarında, muhalefet adayı ılımlı milliyetçi Vojislav Kostunica''nın tam 20 puan gerisinde çıkması, bölgede gerginliği tırmandırdı. ¥ Yugoslavya Federasyonu''nun küçük ortağı Karadağ''ın batı yanlısı Devlet Başkanı Milo Djukanoviç, Miloşeviç''e diktatörlük yetkileri veren son anayasa değişikliklerini protesto amacıyla, seçimleri boykot etti. Bu gelişme üzerine Yugoslav ordusunun Karadağ''da alarma geçtiği ve Belgrad''dan "müdahale ederiz" açıklamalarının yapıldığı izlendi. ¥ NATO, bu gelişmeler üzerine, Kosova ve Bosna''ya yeni kuvvetler yığdı. Brüksel''den yapılan NATO açıklamasında, Yugoslav ordusunun Karadağ''a müdahalesi halinde, NATO''nun da derhal bölgeye gireceği vurgulandı. "Tek taraflı, karadan ve havadan askeri müdahale" anlamına gelen bu NATO açıklamasına Rusya sert tepki gösterdi. ¥ ABD Başkanı Bill Clinton, bu aşamadan sonra, Miloşeviç''in seçimleri ancak, "büyük bir hileyle kazanabileceğini" belirterek, "Bunu yapsa bile, artık yolun sonuna gelmiştir" dedi. Avrupa Birliği ise, Yugoslav halkına yaptığı duyuruda, seçimi, muhalefetin kazanması halinde, bu ülkeye karşı uygulanan ticaret ambargosunun kaldırılacağını bildirdi. ¥ Kaynaklar, seçimleri normal şartlar altında kaybedeceğini anlayan Miloşeviç ve en yakın destekçisi Sırp ordusunun bölgede şiddeti tırmandırması halinde, yeni bir Balkan Savaşı''nın da patlak verebileceğini, bu durumun çok ciddi Rusya-NATO gerginliğine dönüşebileceğini belirtiyorlar.
Suudiler Balkanlar''da... ¥ Bosna-Hersek''te 1992-95 yılları arasında süren savaşta, Sırp ve Hırvatlar''ın, büyük çoğunluğu Osmanlı döneminden kalma yaklaşık 600 camiyi tahrip ettikleri bildiriliyor. Suudi Arabistan''ın bu camilerden 160 tanesini onarırken, mimarilerindeki "Osmanlı-Türk karakterini" tamamen yok ettiği, yerine "Suudi mimarisini" hakim kıldığı belirtiliyor. ¥ Suudi Arabistan''ın, Balkanlar''da yerleşme politikası doğrultusunda son gövde gösterisi, Saraybosna''da inşa edilen Kral Fahd Camii ve İslami Kültür Merkezi''nin açılışının Riyad Valisi Prens Salman Bin Abdülaziz tarafından yapılmasıyla gerçekleşti. Bosna''nın Müslüman lideri Aliya İzzetbegoviç''in açılış töreninde, "sağlık sorunlarını gerekçe göstererek" çok az kalması dikkat çekti.

