* Afganistan''da yönetimi elinde bulunduran Taliban''ın, ülkenin kuzey kesimlerinde kazandığı son askeri başarılardan sonra, Orta Asya''daki Türk Cumhuriyetleri arasında, bu ülkeye dönük politikalar açısından çok ciddi görüş ayrılıkları doğdu. * Ülkesinde, ciddi bir aşırı dinci gerilla eylemiyle karşılaşan Özbekistan lideri İslam Kerimov, Taliban''ın, kendisine güvenlik konusunda güvence vermesi halinde bu yönetimi diplomatik olarak tanıyabileceğini gösterdi. Türkmenistan lideri Saparmurat Türkmenbaşı''nın da Kerimov''un bu politikasını desteklediği anlaşıldı. * Buna karşılık, sorunu, Rusya ile birlikte çözmeyi amaçlayan Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan, Taliban''a taviz verilmemesini, gerekirse, Rusya, Çin ve Hindistan''ın da katılacağı bir koalisyon ile, bu yönetime karşı askeri müdahalenin de yapılmasını istiyorlar. * Bölgedeki gelişmeleri değerlendiren Fransız uzman Olivier Roy, "Özbekistan''ın konuya yaklaşımı gerçekçi görünmüyor. Gerçekçi olan bir başka unsur da, Orta Asya cumhuriyetlerininTaliban''a karşı bu aşamada tam bir cephe açamayacaklarıdır. Bu nedenle, çok yakında Tacikistan ile Özbekistan arasında bu konuda çok ciddi bir gerginlik doğabilir. Elde edilen istihbarat, Taliban kuvvetlerinin içinde Pakistan ordusunun da yer aldığını gösteriyor. Kendisine karşı Pakistan''dan tehdit algılayan İran, çok yakında bu ülkeyle askeri bir gerginlik yaşayabilir" dedi.
Uygurlar''a AIDS öğretilmedi! * Çin''in, Sincan bölgesi, Türk siyasi sözlüklerinde Doğu Türkistan olarak geçiyor ve bölgede yaklaşık 10 milyon Uygur Türk''ü yaşıyor. Bölge, zaman zaman Çin yönetiminin kendilerine ekonomik ve siyasal baskı yaptığını, kültürlerini ortadan kaldırmaya çalıştığını ileri süren Uygur Türkler''inin ayaklanmalarına sahne oluyor. * Bölgeye bilinçli olarak ekonomik yatırım yapmayan, Çinli nüfusu, ekonomik destekle bu bölgeye yerleştiren Çin yönetimi ise, geçmişte, nükleer denemelerini daha çok bu coğrafyada gerçekleştirmiş, bu denemeler aynı zamanda, Kırgızistan ve Kazakistan''ı da etkilemişti. * Uygur asıllı Amerikalı gazeteci Alim A. Seytoff''un dünyaya duyurduğu son gelişme, Çin yönetiminin, Uygurlar''ı, AIDS hastalığı konusunda hiç bilgilendirmediğini ve bölgenin büyük bir AIDS salgınıyla karşı karşıya kaldığını ortaya koydu. * Araştırmaya göre, AIDS, 1995 yılına kadar bu bölgede hiç görülmedi. Bölgedeki nüfus, o güne kadar, bir uyuşturucu türü olarak afyonla tanışmıştı ama, bu tarihten sonra, dünya uyuşturucu üretiminin merkezi olan Tayland''daki "Altın Üçgen"den bölgeye çok miktarda eroin akmaya başladı. * 1996 yılında yapılan taramalarda ise, bölgedeki her dört uyuşturucu kullanıcısından birinin AIDS virüsü taşıdığı belirlendi. Çin hükümeti, bu gelişmeye karşın bölgede hiçbir tedbir almadı ve halkı aydınlatıcı hiçbir kampanya düzenlemedi. * Çin''de şu anda toplam 500 bin AIDS hastasının olduğu biliniyor. Uygurlar ise, "B/C tipi" olarak adlandırılan HIV virüsünün Çin yönetiminin bilgisi dahilinde bölgeye yayıldığına inanıyorlar.
Çeçenler petrole kurban * Rusya Devlet Başkanı Putin''in, Paris''te Avrupalı liderlerle yaptığı görüşmeler, yeni bir enerji krizinden korkan Avrupa''nın Çeçenistan konusundaki girişimlerini yumuşattığını ortaya koydu. * Çeçenistan, Hazar petrol ve doğalgaz kaynaklarının Rusya üzerinden Avrupa''ya ulaştırılmasında kavşak ülke. Bu ülkede patlak veren Çeçen bağımsızlık direnişini sona erdirmek, Rusya''nın Kafkasya stratejileri açısından hayati önemde. * Bu nedenle Rus ordusu, özellikle son 18 aydır, bölgede, Avrupa''nın insan hakları standartlarını zorlayan bir savaş yürütüyor. Fransa başta, Avrupa ülkeleri ise, Rus ordusunun Çeçen sivillere karşı giriştiği yer yer katliam izleri taşıyan operasyonlara karşı çıkıyorlar. * Fakat bu hava, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin''in, bu hafta başında Paris''te AB liderleriyle buluşmasında dağıldı. Nezavisimiya Gazeta zirveyi değerlendirirken, "Enerji krizi, Rusya ile AB''yi birbirlerine yakınlaştırdı. Putin, Avrupalılarla ortak dili konuşmak için çok uygun bir ortam buldu" diye yazarken, Vremya Novostoi de, "Avrupa Birliği, kendi basınlarından ve kamuoylarından kaynaklanan tepkilere sessiz kalmamak için Çeçenistan sorununu son derece resmi ve ileri gitmeyen bir tarzda gündeme getirdi" dedi. * Nitekim, AB dönem başkanı Fransa Devlet Başkanı Chirac ile Putin''in Paris''te düzenledikleri ortak basın toplantısında, her iki tarafın da Avrupa''nın istikrarı için aynı görüşleri paylaştıklarının ve "AB-Rusya stratejik işbirliğinin" yolunu açtıklarının vurgulanması dikkat çekti. * AB ve Rus liderler, Avrupa-Rusya enerji ortaklığının kurulacağını belirtirken, Rus basını bu girişimin, Rusya''nın Avrupa''ya satacağı petrol ve doğalgaz karşılığında Rusya''ya yapılacak Avrupa yatırımları anlamına geldiğini belirttiler.
Atina''da "ırkçı" tartışma * Bir Avrupa Birliği üyesi olan Yunanistan, kendini, bir anda, bu statüsüne hiç yakışmayan "ırkçı" çizgiler taşıyan bir tartışmanın içinde buldu. * Tartışmanın kaynağı, Selanik''teki Nea Mihaniona Lisesi''nin 15 yaşındaki başarılı öğrencisi, Arnavut asıllı Odysseus Cenai''nin, Yunan Ulusal Bayramı''nda, lisesi adına bir Yunan bayrağını taşıyıp taşıyamayacağıydı. * Yunanistan kanunları, ulusal günlerde Yunan bayrağını ancak Yunan vatandaşlarının taşıyabileceğini öngörüyor. * Arnavut vatandaşı Cenai, özellikle yerel halk ve medyadan gelen sert tepki üzerine, ulusal bayram gününde bayrağı taşımayıp, bütün gün evde oturmayı tercih etti. * Bu arada ülkede internet üzerinden yapılan kamuoyu yoklamaları, halkın yüzde 52''sinin "Arnavut Cenai bayrağı taşıyabilir" derken, yüzde 46''sının buna karşı çıktığını ortaya koydu. * Yunanistan Devlet Başkanı Kostas Stefanopulos derhal duruma el koyarak, "Yunan okullarında okuyan bütün gençler Yunanlı sayılır" dedi. Buna karşılık, Selanik''in Ortodoks Kilisesi Başpiskopos''u Pandeleimon, "Tanrı aşkına, sonunda bu ülkeyi Arnavutluk''a mı çevireceğiz" diyerek Stefanopulos''a karşı kampanya açtı. * Yunanistan, ülkenin Alman Nazizmi''ne karşı direnişinin yıldönümünü bu tür bir ırkçı çizgiler taşıyan bir tartışma ile geçirirken, Makedonya ve Trakya Bakanı Yorgo Paşalidis''in, bir gece boyunca ağladığı ifade edilen Arnavut öğrenciyi makamına davet ederek hediyeler vermesi ve kendisine ömür boyu öğrenim bursu verileceğini açıklaması yüreklere biraz su serpti.
9. Cumhurbaşkanı Demirel Türkiye''nin Avrasya Stratejisi''ni özetledi... Bağımsızlıklar korunmalı...''
* Marmara Grubu Vakfı''nın düzenlediği, 19 bölge ülkesinin katıldığı 3. Avrasya Ekonomi Zirvesi bugün sona eriyor. Zirve''nin açılışında konuşan 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel''in, bölgeye dönük stratejik yaklaşımı, aslında, Türkiye Cumhuriyeti''nin bölge stratejilerinin anahatlarını göstermesi bakımından önemliydi. Rutin haber akışının içinde kaybolmaması için Demirel''in stratejik değerlendirmelerini özetliyoruz: * "Avrasya''nın son 10 yılda yaşadığı büyük değişimin içindeyim. Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak bütün olayların en üst seviyedeki şahidiyim." * "Türkiye için iki stratejik kavram vardır. Avrupa Birliği''ne tam üyelik ve Avrasya entegrasyonu. Bunlar birbirinden ayrılamaz. AB''ye tam üyelik yolu, Avrupalılar kendileri de söylüyorlar, Türkiye''nin son 10 yılda Avrasya''da gösterdiği üstün performanstan sonra açılmıştır. Türkiye''nin AB tam üyelik statüsü ise, Avrasya''daki gücünü artırmıştır. Bunlar birbirlerinden ayrılamazlar." * "Türkiye Cumhuriyeti''nin bölge stratejisinin temelinde, bu bölgedeki devletlerin uzun bir aradan sonra kazandıkları bağımsızlıkların ne pahasına olursa olsun korunması yatmaktadır. Kardeş cumhuriyetlerin bağımsızlığından taviz verilemez." * "Bundan 10 yıl önce bölge devletleri için işbirliği, bir başka devletin hegemonyası anlamına geliyordu. Bugün ise, dünya milletler topluluğunun eşit üyeleridir ve eşitlik temelinde işbirliğini tanıyorlar. Bu nedenle, birtakım güçlerin bölgede hegemonya kurmaya kalkması önlenmelidir." * "Bölge ülkeleri, enerji kaynaklarının boru hatlarıyla uluslararası pazarlara ulaşması ve Avrupa-Asya iletişim/ulaşım yolu yani eski İpek Yolu''nun canlanmasıyla zenginleşeceklerdir. Para, bu ülkelerin bağımsızlıklarını korumalarının temel şartıdır. Türkiye, bir İpek Yolu ülkesi olarak ve tarihin en önemli projesi olan Bakü-Ceyhan Boru Hattı ile bu ülkelerin vazgeçilmez ortağıdır." * "Tarihinin en kritik döneminden geçen Rusya ile barış önemlidir. Rusya ile işbirliği için de beraber çalışma koşulları geliştirilmelidir." * "Avrasya''da 2010 yılına kadar çok önemli gelişmeler bekliyoruz. Bizim önerdiğimiz Kafkasya İstikrar Paktı, Avrupa istikrarı için en az Balkan İstikrar Paktı kadar önemlidir. Avrupa''da yaşayan halklar ve devletler bunun öneminin bilincinde olmalıdır."
Bölge politikaları... 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel''in, İstanbul''da gerçekleştirilen 3. Avrasya Ekonomi Zirvesi nedeniyle yaptığı bölgeye dönük stratejik değerlendirmeleri bu sayfada okuyorsunuz. Demirel''in, Türk-Rus ilişkilerinin Avrasya entegrasyonu açısından önemini vurgularken, "bölgeye dönük eski hegemonya eğilimlerinin önlenmesi gerekir" demesi dikkat çekici. Bu kaygı, aslında, bölge ülkeleri başta, dünyanın Avrasya''yı yakından izleyen tüm güçlerinde var. Özellikle Rusya lideri Vladimir Putin''in Çeçenistan''da siyasi çözümü bir kenara bırakıp, işi tamamen askeri olarak çözmeye kalkışmasından bu yana. Çeçenistan sorunu bu şekliyle sürdükçe, Azerbaycan ve Gürcistan''ın kendilerini güvende hissetmeleri mümkün değil. Avrasya''nın "zengin" Avrupa kanadındaki gelişmeler ise, Rusya''nın, bu politikasına prim verme yönünde.
Türkiye, "enerji ihtiyacı" nedeniyle Rusya''ya yumuşak yaklaşan Avrupa''nın tavizleri sonrasında Moskova''nın hangi bölgeye nasıl müdahale edebileceğini iyi hesaplamak zorunda. Demirel''in, "kazanılmış bağımsızlıklar ne pahasına olursa olsun korunmalıdır" demesi de sanıyoruz bu kaygıdan kaynaklanıyor. Kafkasya bölgesi, Çeçenistan, Dağlık Karabağ''dan kaynaklanan Türk-Ermeni-Azeri gerginliği, Abhaz-Gürcü sorunu, yakında şekillenmesi beklenen Dağıstan gelişmeleri nedeniyle dünyanın, en az Balkanlar ve Ortadoğu kadar "kritik" bir bölgesi haline gelmiş durumda. Bu gelişmelere, Afganistan''daki Taliban yönetiminden kaynaklanan askeri sorunların Orta Asya''ya sıçraması da eklendi. Amerika, Rusya, Türkiye, Çin, İran, Hindistan, Pakistan-Suudi Arabistan-Taliban ittifakı... Herkesin eli bu bölgenin içinde... Sonuç: Büyük bir zenginlik vadeden doğal kaynakların fakir bekçileri haline gelen Orta Asya ve Kafkasya halkları... Ve bunlarla işbirliğini geliştirerek 21. yüzyılın "stratejik Avrupalı gücü" olmaya çalışan ülkesi Türkiye... Bu noktada, herkesin bölge politikaları önem kazanıyor: * Türkiye, Bakü-Ceyhan-Tiflis petrol boru hattı ile Hazar geçişli Türkmenistan doğalgazı projelerini önümüzdeki dört yıl içinde ne yapıp ne edip hayata geçirmek zorunda. * Orta Asya''nın, Pakistan-Suudi Arabistan-Afganistan ittifakından kaynaklanan ve Basra Körfezi''ndeki zengin petrol şeyhliklerinin, bölgedeki petrol kaynaklarının uluslararası pazarlara geç ulaşmasını sağlamaya dönük girişimlerine karşı aktif politikasını sürdürmelidir. Çünkü, Türkiye''nin bu konuda meydana getireceği bir boşluk, derhal, Rusya, Çin ve Hindistan, hatta İran tarafından doldurulacaktır. * Türkiye''nin, Özbekistan ve Kırgızistan ile yapmış olduğu askeri anlaşmalara, Rusya''nın ilk kez "homurdanmaması" çok önemli bir göstergedir. * Türkiye, İstanbul''dan başlayıp Çin sınırına kadar uzanan eski İpek Yolu''nun günümüz şartlarında canlandırılması projesinin takipçisi olmalı, gerekirse, ECO''yu kullanarak, İran ile bu konuda, işbirliğini geliştirmelidir. * Türkiye, artık, ABD ile kurduğu stratejik ittifak kadar, Avrupa Birliği ile ilişkilerine de önem vermelidir. AB''nin "stratejik ortak adayı" konumundaki Türkiye, Avrasya''ya dönük Avrupa politikalarında en az Rusya kadar önemli olduğunu ortaya koymalıdır.

