Savaş 2 gündür gökyüzünü kapladı. Bazı televizyonlarda bölgeden haber sunanlar "Hava karardığında füzeleri gözle de görebileceğiz" derken, o füzelerin düştüğü yerdeki acıları yansıtmakta eksik kalsalar da durum bütün bölgeyi tehdit eder boyutta. İnsanlar 28 Şubat sabahına uyandığında sadece gökyüzündeki füzeleri izlerken, bugün bu ateşin cüzdanları da kapladığı gerçeğiyle yüzleşiyor. Her ne kadar siviller hedef alınmıyor denilse de, 2,5 yıla yakın zamandır kadın, çocuk, hasta demeden sivilleri öldüren İsrail ile birlikte hareket eden ABD'nin başlattığı savaş, felaketin eşiği... ABD ve İsrail'in başlattığı savaş, isim vermeyi çok seven ABD tarafından Operation Epic Fury, yani "Destansı Gazap Operasyonu" olarak adlandırıldı. İsim bile Hollywood filmi gibi. Operasyon, sadece bir ülkenin rejim değişikliğini istemiyor. Küresel ekonominin sinir uçlarına dokunan, bütün dünyayı acıya sürükleyip fakirleştirmeye aday bir hareketi de başlatıyor. ABD ve İsrail İran'a, İran ABD'nin üssü olan ülkelere füzeler atıyor. Çatışmanın önce Körfez sonra Asya'ya yayılma riski çok büyük. Bazı görüşler ise "3. Dünya Savaşı"nı bile körükleme ihtimalini dillendiriyor. Bu ihtimalin gerçekleşmesi sonrası ise ne piyasa kalır konuşacak, ne cüzdan...
Şimdilik, bugün itibarıyla en bariz yara petrol! Hürmüz Boğazı'ndan her gün geçen 17-20 milyon varil petrol, dünya talebinin yaklaşık yüzde 20-25'ini oluşturuyor. Şu an mayın tarlası gibi. İran misilleme olarak tankerlere, rafinerilere, hatta Körfez’deki ABD üslerine füze yağdırırken, bazı şirketler sevkiyatları askıya aldı. Brent ham petrolü cuma kapanışında 72 dolar civarındayken, bugün açılışta 80-90 bandına hareket edeceğini, hatta uzun süreli bir tıkanmada 100 doların üstüne sıçrayabileceğini söylüyor. Kısa vadede yüzde 10-20’lik bir sıçrama ise neredeyse kesin gibi.
Peki bu ne anlama geliyor?
Avrupa’da ve Türkiye’de benzin istasyonlarında zam yağmuru başlar.
Fabrikalarda enerji maliyeti artar, taşımacılık pahalılaşır, zincirleme enflasyon tetiklenir.
ABD’de Trump’ın “ucuz enerji” vaadi bir gecede sorgulanır; midterm seçimleri öncesi pompa fiyatları seçmenleri kızdırabilir.
Çin gibi İran petrolüne bağımlı ekonomiler alternatif arayışa girer, küresel rekabet kızışır, fiyatlar daha da yukarı gider.
Altın ise tam bir sığınak. Devam eden Ukrayna-Rusya savaşı sebebiyle son yılların gözdesi malum. 53 yılın da rekorunu kırdı. Belirsizlik tetiklendikçe herkes altına koşuyor, savunma hisseleri hariç borsalar düşüyor, korku endeksleri rekorlar kırıyor. Yarın ise ne olacağı belli değil. Güç savaşlarının galibi kim olursa olsun, kaybedeni insanlık oluyor...
Sosyal tarafı ise daha sinsi ve derin. İran’da zaten kırılgan olan ekonomi, şimdi bombardıman altında. Enflasyon, işsizlik, ilaç ve gıda kıtlığı… Ali Hamaney'in öldürülmesi sebebiyle 40 günlük yas ilan edilen ülkede sokakların kaynaması an meselesi. Bu da olursa insanlar hem bombalar hem ekonomik krizin enkazı altında kalacak.
Tabii ki dileğimiz tam tersi ama, dünyada da domino etkisi yaşanacak maalesef... Avrupa'da enerji faturalarının artması toplumları sokağa sürükleyebilir. Tedarik zincirleri sekteye uğrar, fabrikalar yavaşlar. Bizim gibi ülkelerde akaryakıt zamları zaten yüksek olan enflasyonu iyice körükler. En yoksullar daha da yoksullaşır.
Yani bir generalin emriyle bir füze atılıyor, ertesi gün milyonlarca insanın lokması küçülüyor. Petrol fiyatının yüzde 10 artması, dünyada yüz milyonlarca insanın daha da fakirleşmesi anlamına geliyor ama bu kimin umurunda? Filler ve çimler misali...
Yine de umut var mı? Belki. Eğer bu hafta diplomasi devreye girer, Hürmüz açılır, çatışmalar sınırlı kalırsa belki. Ama eğer rejim boşluğu kaosa dönerse, vekil güçler devreye girerse, Boğaz haftalarca risk altında kalırsa… O zaman bu felaket senaryosu bile hafif kalır maalesef.
Şu an elimizdeki tek gerçek: Sessiz kalmak yetmiyor. Bu gölgenin altında hepimiz varız. Dünyanın büyük çoğunluğu 2,5 yıldır Gazze'yi görmezden geliyor ama şimdi ateş her an her yerde.
Umarım birileri ateş her yeri sarmadan masaya yumruğunu vurup 'yeteeeer' diye bağırma cesareti gösterir.

