Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Savaş ve gizli yoksulluk
0:00 0:00
1x
a- | +A

Bir gün bir aile televizyonun arkasından duman çıktığını görünce panikle tamirciye koşmuş. Tamirci, tüplü televizyonun (şimdiki çocuklar tüplü televizyonu hatırlamaz ama) arkasını açınca ekmek kırıntıları, parçacıkları görmüş. Televizyon fazla ısınınca o ekmek kırıntıları da yanmaya yüz tutmuş ve küçük dumanın sebebi bulunmuş. Fakat anlamamışlar; o televizyonun içinde ekmek kırıntısının işi ne? Karıncalar da taşımadığına göre... Sonra bir gün anne, sandalyeyle ulaştığı televizyonun tüp bölümüne bir şeyler atıldığını fark etmiş. Meğer küçük kız, aç çocuk görüntülerini izledikçe, kendince onlara yardım etmek için ve tabii çocuklara gideceğini düşündüğü için televizyonun arkasına ekmek atmaya başlamış...

Ütopik bir söz olarak söylenir ya hani; dünyayı çocuklar yönetse diye... Tam olarak böyle işte. Dünyayı ateşe boğanlar bırakın çocuk kalbi taşımayı, kalp taşıdıklarını dahi unuturken, hatta çocuklara yaptıkları sayısız kötülükler de ne hikmetse savaşın hemen öncesinde ortaya çıkmışken; gerçekten dünyayı ateşe sürükleyenlerin kalbinin nasıl çalıştığını düşünebilmek bile imkânsız. Ateşin asıl kaynağı olan İsrail'in 2,5 senedir kaç çocuğu öldürdüğü muamma ama bazı rakamlar 50 binden fazla çocuğun öldürüldüğünü söylüyor. İsrail ve ABD tarafından İran'a karşı başlatılan ve Körfez bölgesinde diğer ülkeleri de zaman zaman içine alan saldırılarda daha kaç çocuk öldü? Dünyada 854 milyon insanın kronik açlık ya da yetersiz beslenme ile karşı karşıya olduğu, 318 milyon kişinin açlıkla mücadele ettiği biliniyor ama bu savaşların daha kaç milyon kişiyi açlığa sürükleyeceğini bilmiyoruz. Bildiğimiz bir şey varsa; o da savaşın sebep olduğu hareketler ve silah satarak zenginleşenler hariç, savaşın yüzlerce milyon insanı fakirleştirdiği...

Çünkü savaştan hemen önce petrol 70 dolarlardaydı. Savaş sürecinde 120 doları aşan seviyelere ulaştı. Gıdayı taşıyanlar "maliyetimiz arttı" deyip lojistiğe zam yaptı. Antalya'dan çıkan sebze ve meyve daha kamyona yüklenmeden büyük şehirlerdeki aracılar; yani fırsatçılar zam yaptı. Geçen hafta yazmıştım bizim mahallenin manavını. Savaşta ilk bomba atıldı, yarım saat sonra adam etiketlerini değiştirdi. Yarım saat diyorum... Maliyeti arttı diye yükselen fiyat yok. "Ne oldu şimdi?" dedim; "Savaş çıktı ya abla, duymadın mı?" diyor bana. Duydum da, yarım saat oldu daha... "Füze düşmeden fiyatın artmış" dedim, güldü...

Evet serbest piyasa ama bu kapitalizmin beşiğinde serbest piyasa yok mu? Tabii ki var. Ama dünyada yüzde 2,4 artan gıda fiyatları ne hikmetse bizde yüzde 4,5 artıyor. Sebze-meyve ise günlük. Tüketici haklarının en yılmaz savunucularından olan, market market dolaşıp fiyat araştıran, hak ihlali tespit eden TÜKODER Başkanı Aydın Ağaoğlu ile aynı fikirdeyim. Tüketiciyi kandıran, serbest piyasa özgürlüğünü kötüye kullananlara öyle bir ceza vereceksin ki, dokunacak! On bin küsur mağazası olan bir markete, sadece bir şubesinin 1 saatlik cirosu kadar ceza verirsen olmaz. Birkaç yüz bin liralık cezalar, küçük esnafı batırır ama büyükler için birkaç etiket oynaması ancak...

Her konu olduğunda söylediğimiz, ancak bitmeyen, bitmesi de zor görünen bir sıkıntı...

Şimdi savaşla birlikte enerji maliyetinin artması yüz milyonlarca insanı fakirleştiriyor. Petrol fiyatının artması, her şeyin fiyatını artırıyor. Avrupa'da ve ülkemizde enerji fiyatları artıyor. Bazı ülkelerde 2,5 avroya dayanan akaryakıt fiyatı, bizde 80 lirayı bulan motorin fiyatı var. Birçok ülke doğalgaza, elektriğe yüzde 25'e varan zam yaptı. Ülkemizde elektrik ve doğalgazda kademeli faturalandırma var. Tüketicilerin kullandığı elektrik ve doğalgazda yüzde 75'e varan devlet desteği var ama fatura giderek yükseliyor. Enerji gideri artan orta ve dar gelirliler, sabit gelirliler ilaç ve gıda bütçesinden kısmak zorunda kalıyor. Evet aç kalmıyorlar belki ama beslenme kaliteleri düşüyor.

Peki çözüm ne?

Çözüm savaşın bitmesinde... Savaş bittiğinde de enerji fiyatları çıktığı zirveden, çıkış hızıyla inmeyecek tabii ama en azından umut edebileceğiz.

Canan Eraslan'ın önceki yazıları...