Özetle Dinle
Kaydet
Köşe Yazıları 1 saat önce

Haber, İsrail'in petrol, doğalgaz ve su kaynakları üzerinden yürüttüğü savaşları ve gelecekte suyun önemini ele almaktadır.

  • İsrail'in petrol rezervi oldukça azdır ve dünya sıralamasında 87. sıradadır.
  • İsrail, son 15 yılda Akdeniz'de yaptığı doğalgaz keşifleriyle gazda bağımsızlığa kavuşmuştur.
  • Orta Doğu, küresel tatlı su kaynaklarının sadece %1'ine ev sahipliği yapan kurak bir bölgedir.
  • İsrail, işgal ettiği Batı Şeria'daki yer altı su kaynaklarını kontrol ederek bunu Filistinlilere karşı bir meta olarak kullanmaktadır.
  • İsrail, günlük tatlı su ihtiyacının büyük kısmını deniz suyunu arıtarak karşılamaktadır ve bu konuda dünya lideridir.
  • İran'ın İsrail'in su arıtma tesislerini vurma tehdidi, bombalı tehditten daha güçlü kabul edilmektedir.
Türkiye Gazetesi
Su savaşları
0:00 0:00
1x
a- | +A

Eskiden "Dünya bugün petrol savaşları yaşıyor; geleceğin savaşları su yüzünden olacak" denirdi. Bugün yaşadığımız ve dünya savaşına dönme riski her geçen gün büyüyen ateş hattında İsrail bir taraftan da kendi emellerine uygun ayrı bir savaş yürütüyor. Önce petrol mü, su mu? Gelin cevabını birlikte arayalım...

İsrail'in petrolü yok denecek kadar az seviyede. Ülkenin kanıtlanmış petrol rezervi, 1,29 milyon varil seviyesinde. Yani dünya rezervinin binde birinden bile az. Bu rezervle İsrail dünyanın 87'nci sırasında.

Rezerv açısından ilk üçte 303 milyar varille Venezuela, 267,2 milyar varille Suudi Arabistan, 208,6 milyar varille de İran bulunuyor. Yani dünyanın petrolünün neredeyse yarısı bu üç ülkede. (ABD, Venezuela'nın yönetimini beğenmeyip arada petrolüne el koydu ve dünya 'bana dokunmayan yılan bin yaşasın' deyip unuttu, o da başka...)

Fakat İsrail'in gücü doğalgaz. Son 15 yılda Akdeniz'de büyük doğalgaz keşifleri yaptı. Kendi ihtiyacının büyük kısmını karşıladığı gibi Mısır ve Ürdün'e gaz ihraç ediyor. Gazda bağımsızlığa kavuştu ama petrol için aynı şey söylenemez.

İsrail'in suyu var mı peki?

Bu sorunun cevabını, Orta Doğu'nun geneline bakarak cevaplamak gerek. Orta Doğu, dünyanın en kurak ve suyu kıt bölgelerinden biri. Dünya nüfusunun yüzde 5'ine ev sahipliği yaparken, küresel tatlı su kaynaklarının sadece yüzde 1'i bu bölgede bulunuyor. Bölgede göller ve nehirler aşırı kullanım ve iklim değişikliği sebebiyle hızla azalıyor ve kirleniyor. Ülkemizden doğan Fırat ve Dicle nehirleri Suriye ve Irak'tan geçer ve 'bereketli hilal' olarak bilinen Mezopotamya'nın tarihî su kaynağıdır.... Sulama ve anlaşmazlıklara konu olan bu suları Türkiye 'sınır aşan sular' olarak değerlendirirken, aşağı kıyıdaş ülkelerin 'uluslararası sular' iddiası bulunur.

İsrail'in komşularıyla yaşadığı çatışmalarda su önemli bir faktör olmuş ve olmaya devam ediyor.

İsrail, 1967'den sonra işgal ettiği Batı Şeria'daki dağlık bölgeleri kontrol altına aldı. Buralar bölgenin en önemli yer altı su kaynaklarını barındırıyor. İsrail, Filistin'i vururken önce su kaynaklarını vuruyor ve insanları katletme yolunda suyu önemli bir meta olarak kullanıyor.

Öte yandan günlük tatlı suyu, 'desalinasyon' denilen deniz suyundan arıtma yöntemiyle ediniyor ve bu konuda dünya lideri. Tüketiminin yüzde 50-80'ini bu denizden karşılıyor ve bağımsızlığını azaltıyor. İşte bu nedenle İran'ın 'su arıtma tesislerini vururuz' tehdidi, 'üzerine bombalar yağdırırız' tehdidinden çok daha güçlü bir tehdit oldu.

Evet, denizden arıtma su kullansa da yer altı su kaynaklarını elinde tutmak 'hayati' değerde. Yani Batı Şeria, Golan veya Lübnan sınırındaki çatışmalara su katkısı hiç yabana atılır gibi değil.

Yani, duruma baktığımızda evet, enerji çok büyük önem taşıyor ama körüklenen ateşe baktığımızda tek sebebin petrol, enerji ya da "vadedilmiş topraklar" olmadığı ortada. Hayat kaynağı su, ateşi söndürmüyor, büyütüyor artık!..

Canan Eraslan'ın önceki yazıları...