Lezzet denildiğinde ilk akla gelen isimler arasında yer alan Ebru Koralı’dan bir davet aldık:
-9-11 Ekim’de yapılacak Adana Lezzet Festivali öncesi Vali Mustafa Yavuz önemli mesajlar vermek için sizleri bekliyor.
Yolculuk böyle başladı. Beklenti Lezzet Festivali, ama Adana Valisi Mustafa Yavuz’un sunduğu fotoğraf bir kentin kalkınma hamlesiydi.
Mayıs ayından bu yana Adana Valisi Mustafa Yavuz tüm kenti harekete geçirip büyük bir kalkınma projesi için düğmeye basmış.
Kalkınma projesinde herkes var. Mesela Adana Sanayi Odası Başkanı Zeki Kıvanç işin tam göbeğinde. Vali Yavuz projeyi anlatırken jest ve mimiklerinden her şeyden haberdar olduğunu anlıyoruz. Adana Ticaret Borsası Başkanı Şahin Bilgiç de öyle…
Projenin kısa sürede bu kadar ayrıntılı hâle nasıl geldiğini şu sözlerle anlatıyor:
-Valimiz zaten Adana’yı bizim kadar biliyor.
Çukurova Kalkınma Ajansı’nın genç genel sekreteri Ahmet Rifat Duran proje anlatımını kendisine çok iş düşeceğini tahmin eden bir yüz ifadesi ile dinledi.
Esnaf Odaları Başkanı Niyazi Göger, kalkınan Adana mutluluğu yaşıyordu.
Toplantıya Ticaret Odası Başkanı Yücel Bayram seçim çalışmalarından dolayı katılamadı. Ancak bir önceki buluşmada proje ile ilgili bilgi sahibi olduğuna ilişkin işaretler verdi.
Ve bir süre önce başkanlık seçimini kazanan Adana Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Bekir Sütcü bir başka toplantı nedeniyle bu önemli buluşmada yoktu.
Şimdi olayı özetlemeye çalışalım. Cumhuriyetin ilk sanayileşmeye başlayan illeri arasında Adana yer alıyordu.
Sonra Adana durdu. Rakip iller Adana’yı geçti. Olayı yakından takip edenler bu gerilemenin bazı iş insanlarının Adana’yı terk etmesine bağladı.
İşte şimdi Adana, Vali Mustafa Yavuz’un önderliğinde yeniden ilk sıralarda yer almak için geniş çaplı bir hazırlık yapıyor.
Sizlere Vali Mustafa Yavuz’un aktardığı bilgilerden birkaç başlık verelim:
* 391 milyar TL'lik mevduat tutarıyla Türkiye'de 7. sırada. Bu para yatırıma dönüşebilir.
* Adana gıda (%23.2), kimya (%20,4) gibi geleceğin sektörlerinde atak yapabilecek özellikler taşıyor.
* Geniş ve bereketli tarım arazileri ve köklü bir sanayi kültürüne sahip Adana; gelişen lojistik imkânlarıyla birlikte Marmara Bölgesi'ne alternatif bir üretim ve cazibe merkezi olma yolunda ilerliyor.
* Kentte 6 Organize Sanayi Bölgesi (OSB), 6 Endüstri Bölgesi, 1 Serbest Bölge ve 7 Küçük Sanayi Sitesi bulunuyor.
* Türkiye'deki tüm petrol boru hatlarının kesişim noktası olan Ceyhan-Yumurtalık hattında petrokimya ve kimya sanayinde önemli gelişmeler bekleniyor.
* Karataş Sera OSB’nin altyapısı tamamlandı; tarıma elverişli olmayan atıl arazide topraksız tarım tekniğiyle 300 milyar dolarlık bir gelir elde etmenin mümkün olduğu ifade ediliyor.
Lezzet Festivali ve diğer etkinlikler vasıtasıyla kente gelen turist sayısı, satılan şalgam sayısı burada ayrıntı kalıyor.
Vali Mustafa Yavuz’un Adana Projesi’nin Gaziantep’e oradan da Irak’a uzanması hâlinde neler olacağı tahmin bile edilemez.
Heyecan verici… Belki projeyi daha önceden dinlemiş olan Zeki Kıvanç’ın Ceyhan’ın bölgesel bir petrokimya üssü hâline gelmesi ile ilgili yorumu ilginçti:
-Sanayide ilk sıraya geliriz.
Evet, Adana yeni bir atağa hazırlanıyor. Kent eski günlerini arıyor. Şimdi el ele verme zamanı…
Ömer Bolat destek veriyor
yeni kahramanlar çıkıyor
Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve Bakan Yardımcısı Volkan Ağar’ın Türkiye’nin dört bir yanında başlattığı dijitalleşme çalışmaları bütün hızıyla sürüyor.
Dijitalleşmeden e-Ticaret'te ve e-İhracat'ta önemli gelişmeler elde ediliyor.
Son olarak konuyla ilgili çalışma Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) bünyesinde yapıldı.
Konuyla ilgili öneri TOBB Hizmetler Meclisi Başkanı Hüseyin Bozdağ’dan geldi. TOBB Patent ve Marka Vekilleri Meclis Başkanı Kemal Yamankaradeniz ile TOBB Perakende Sektör Meclisi Başkanı Alp Önder Özpamukçu da destek verdi.
Güvenilir Ürün Platformu tarafından düzenlenen etkinliğin eğitimi ise Alibaba.com ve DHL'den geldi.
100’ü aşkın girişimci ihracatın yeni kahramanı olmaları için bilgilendirildi.
TOBB Girişimcilik Daire Başkanı Saygın Baban’ın desteği ile gerçekleşen etkinlikte önemli mesajlar da verildi.
Hüseyin Bozdağ yeni işini büyütmek ve dünyaya açılmak isteyen kuruluşlara şöyle seslendi:
-Bu toplantılara TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu büyük önem veriyor. İyi ki veriyor. Bizim ülke ekonomisini büyütmek için mutlaka dünyaya açılmamız gerekiyor. Biz 20 yıl önce ihracatçı birliklerinde bu işi öğrenmeye çalıştık. Dünyaya gıda ürünlerimizi sattık. Şimdi bu iş daha da kolaylaştı. Teknoloji kullanabiliyorsunuz. Bu fırsatı iyi değerlendirmek gerekiyor.
Sonra kürsüye Alp Önder Özpamukçu geldi ve şu bilgileri aktardı:
-1990’lara gittiğimizde ilk hipermarketleri gördü Türkiye. Bu hipermarketler gelince "Allah, yandık bittik" dedik. "Küçük esnafımız ne olacak?" tartışmaları yaşandı. Arkasından 2000’li yıllarda discount marketler girdi. "Aman ne oluyor, Türkiye tükenecek" diye konuşuldu. Arkasından e-Ticaret geldi. E-Ticaret'le birlikte "Aman ne yapacağız, işimizden ekmeğimizden olacağız" sesleri duyuldu. O hipermarketlerin gelmesiyle beraber üretim tarafında bir hareketlenme başladı. Bu üretimle beraber onu öğrenenler yavaş yavaş markalaşmayı ortaya koydular ve yurt dışına açılabilir hâle geldiler. Yani bu pazarlar büyüdükçe aslında biz üreticimiz güçlendi ve dünyaya mal satar hâle gelmeyi iç pazardaki bu dinamiklerden öğrendi. Bizim perakende markalarına baktığımızda hepsinin içinden yüzlerce ihracat markası çıkmış olduğunu görüyoruz. E-İhracat konusu da aynı şekilde korkularımızı tetikleyen bir şey; daha doğrusu e-Ticaret tarafı. Fakat bu e-Ticaret bize e-İhracat'ın kapılarını açtı. Orada da yine aynı şekilde kalite sistemlerimizi buna yönelik sistemlerimize adapte ederek aslında ciddi bir e-İhracat sıçraması yapma kabiliyetine haiziz. Bu üreticilerimizin, buraya e-İhracat yapma kabiliyetine ulaşan üreticilerimizin önünde şu anda aslında bir taraftan büyük bir tehdit bir taraftan da büyük bir fırsat var. Yani iki konuya dikkatinizi çekmek istiyorum: E-İhracat'ın içinde olmak bize e-Ticaret'in açtığı bir yol. Bu yolu iyi değerlendirmek son derece kıymetli.
Sonra Kemal Yamankaradeniz e-Ticaret ve e-İhracat'ın mutlaka markalaşma ile bütünleşmesi gerektiğinin altını şu sözlerle çizdi:
-Bugün Türkiye, Avrupa’nın en çok marka müracaatının yapıldığı ülkelerin içerisinde ilk sırada. Bu çok önemli bir gelişme. Burada tabii ki hem ihracatın hem de e-Ticaret'in gelişmesinin çok büyük bir rolü var. Yani bugün Türkiye’de bir yılda 180 bin marka müracaatı yapılıyor. Bu 180 bin marka müracaatı aslında sadece iş adamlarına ait değil; bunun içinde ev hanımları da, öğrenciler de, çalışanlar da, patronlar da var. Dolayısıyla bu ülkede yaşayan herkes marka sahibi olabilir, markanın müracaatını yapabilir.
Bahsettiğimiz gibi dijitalleşme ticaretin ekonominin önünü açacak çok önemli bir gelişme. Bu konuda kim ne yapabiliyorsa yapmalı. Ticaret Bakanlığı bu konudaki farkındalık çalışmalarına tam destek veriyor. Bu konuda adım atacak e-İhracat yapacakların teşvik ve desteklerle önü açılıyor.
Başarı ödülleri verildi
Konuyla ilgili bilgilendirme çalışmalarını tam bir sosyal sorumluluk anlayışı ile Alibaba’dan Sezen Hüseyinoğlu organize etti.
Kentte ekonomiye omuz vermiş bazı isimlere de teşekkür plaketi verildi. Plaket alanlar arasında Önder Sürenkök vardı. TÜRMOB’un duayen isimlerinden Yahya Arıkan da teşekkür edilenler arasındaydı. Ankara’da sanayici ve iş insanlarının duayeni Veli Sarıtoprak da teşekkür edilen bir başka isim oldu.

