Her dört yılda bir dünya spor gündeminde bir numara olan Olimpiyat Oyunları dev bir organizasyondur. Mesela bu yıl Avusturalya''da yapılacak bu organizasyona 200 ülkeden 10 200 sporcu 5 bin antrenör ve idareci katılacak, Olimpik ruhla cins, ırk ve din farkı gözetmeksizin yarışılacak. Ayrıca bu yıl Olimpiyatlara triatlon ve kadınlarda sırıkla atlama gibi yeni dallar da eklendi. Yarışmaların yapılacağı dev stadlar, sahalar hazırlandı. Dünyanın en büyük spor olayını bütün dünya izleyecek. Ama seyircilerin hiç görmediği başka büyük bir hazırlık var. Uluslararası Olimpiyat Komitesinin (IOC) Tıbbi komisyonunun Doping kontrolü hazırlıkları. Sporcular tıbbi açıdan doping kontrolünden geçecekler.
Yakın zamanda Sydney''de başlayacak Olimpiyat oyunları aklımıza şu sloganı getiriyor: Daha hızlı, daha yükseğe, daha güçlü...(citus,altius,fortius) Her biri ülkelerinde pek çok sporcu arasından seçilerek gelen sporcular acaba normal insanlar mı? Yoksa normal metabolizmaları ile oynanmış yapay insan-süper atletler mi? Uluslararası Olimpiyat Komitesi, doping ile savaşabilmek için yüzlerce tıbbi personel, laboratuvar imkanlarını hazırlıyor. Ama her dopingi tesbit edebilmek pek de kolay değil. Vücudun zaten normalde ürettiği hormonların arttırılması şeklinde doping yaparak süper sporcular oluşturulabilir. Bunları bilinen testlerle yakalamak çok zordur. İşte Olimpiyat Komitesinin Tıbbi komisyonu laboratuvarlarında sürekli yeni testler geliştiriyor. Mesela Eritropoetin türünden dopingleri teşhis etmek çok zor. Eritropoetin normal olarak böbreklerden salgılanan bir hormon. Eritropoetin vücutta alyuvarların üretimini arttırır. Kanda oksijen taşıma görevi olan alyuvarlar artınca kaslara daha fazla oksijen taşınır. Yani eritropoetin arttıkça kan alyuvarları artar. Alyuvarlar arttıkça dokulara daha çok oksijen taşınır. Kaslar daha güçlü ve dayanıklı olurlar. Artık Eritropoetin laboratuvarlarda yapay olarak elde edilebiliyor. Sporcular da bunu doping maksadı ile kullanıyorlar. Dışarıdan fazladan alınan bu madde sporcunun kanında alyuvar sayısını arttırıyor. Daha fazla alyuvar, kanda daha fazla oksijen demektir. Daha fazla oksijen de daha güçlü ve daha dayanıklı kaslar demektir.
Ama doping amaçlı kullanılan tek madde Eritropoetin değil. Piyasada büyüme hormonu (hGH), Insulinelike Growth Factor-1 gibi birçok hormonun birçok farklı tipleri var. Yüzlerce steroid çeşidi var. Mesela erkeklik hormonlarından testosteron molekülü laboratuvarda kimyasal olarak milyonlarca çeşitte sentezlenebiliyor. Böylece doping kontrolünde hepsini tesbit etmek imkansızlaşıyor. Maalesef çoğu zaman antrenörlerin de teşviki ile sporcular tarafından doping sürekli yapılıyor. O zaman insan vücudunun sınırları nereye kadar zorlanacak? Doping yapan sporcular kısa vadede başarılı ve üstün görülseler de ilaçların uzun vadede yan etkileri ne olacak? Herkesin hayranlıkla izlediği, gençlerin örnek aldığı elit sporcuların hile yapmaları, doping yaparak bir sahtekar olmaları Olimpiyatların en üzücü tarafı.

