Yarın, 30 Ağustos... 77 yıl önce, doğan güneşin, ordularımıza zafer müjdelediği gün!.. "Milletimiz tutsak yaşamasın, bu topraklarda bayrağımız özgürce dalgalansın" diye, askerlerimizin ölümü göze alarak düşmana saldırdığı ve onu bir meydan savaşında ezip tepelediği gün!.. "Türkler, bir daha belini doğrultamaz"mış!.. Öyle mi? "Türkler, Eskişehir ve Afyon''daki düşman mevzilerini, 6 yılda geçerlerse, 6 ayda geçtik diye övünsünler" diyorlardı; değil mi? Ne altı yıl, ne altı ay!.. Altı gün bile sürmedi. Askerlerimizin 26 Ağustos''ta çaldığı hücum marşı, dört gün sonra, evet, sadece 4 gün sonra "zafer marşı"yla noktalandı. Elbette, Gazi M. Kemal''di başkomutan. Ve arkadaşları: F. Çakmak, İ. İnönü, R. Orbay, K. Karabekir, F. Altay, F. Cebesoy... İnanıyorlardı... Kesin zafere inanıyorlardı hepsi de. Meclisimiz ve halkımız da inanmıştı buna. İşte bu yüzden elinde, avucunda ne varsa verdi ordusuna, bu millet. Asker mi? Elbette... Eli silah tutan herkes... İyi de, ne yer bunca asker, ne içer?.. Buğdayını, arpasını, nohutunu... İncirini, üzümünü, fasulyesini de... Silah mı?.. Tüfek mi, süngü mü, kılıç mı?.. Barut mu, kurşun mu, mermi mi? At mı, eşek mi, katır mı? Öküz mü, deve mi, camız mı? Kağnı mı, at arabası mı? Giysi de gerekli elbet. Şapkadan çoraba, gömlekten paltoya, kemerden potine kadar... Gece gündüz demedi, hepsini yaptı bu millet. Fabrikada değil, (fabrika nerde?) elde, tezgâhta hem de... Ordusuna da güvenmişti, Meclis''ine de... Meclis''in Başkanı Başkomutan''ına da... Sonuç işte ortada!.. O günlerin inancına ve heyecanına ihtiyacımız var bugün yalnızca. Savaşın yaralarını sarıp bugünlere erişen Türkiye, depremin yaralarını da sarıp daha güzel ufuklara doğru yürüyecek güvenle.
Bugün ne pişirelim Kabak dolma, fırında makarna, salata, sütlâç.
Doğranmış domates Salça yapımında uygun bir ortamınız yoksa domatesleri doğrayın. Tabii kabuklarını soyarak.. Büyük bir tencereye koyup, tuzunu atarak karıştırın. Kavanozlara koyup, üzerlerine arzu ederseniz birer acı biber koyun. Tencerede artan suyu da kavanozdaki domateslerin üzerine koyun. Kavanozların ağzını iyice kapatıp, bir kazanda kaynatın. Yeteri kadar kaynattıktan sonra kazandan çıkarıp bir battaniye üzerine ters çevirerek yerleştirip üstünü iyice örtün. Ertesi günü evinizde serin bir yere koyup kışın afiyetle yiyin.

