Telefonun icadı büyük bir olay
tabii. Ya cep telefonu?.. O daha büyük elbette. Ancak, o konuda da kurallara uymayı beceremiyoruz hâlâ.
Masaya yemek geliyor, yarım saatte yenip bitirliyor da, ya onun hazırlanışı?.. Pazara çıkacaksın, malzemelerini alacaksın... Sebzesi, meyvesi, pirinci... Yağı, tuzu, biberi... Mutfak, ocak, ateş... Tencere, tava, kepçe... Ya bunların üretimi?.. Bahçe, tohum, gübre... Çapalamak, sulamak, ilaçlamak... Toplamak, taşımak, pazarlamak... Bütün bunlardan sonra, pişirmek de ayrı bir sanat tabii. Televizyonda seyrettiğimiz yarım saatlik, bir saatlik programlar da öyle. Siz sadece sofrayı hazırlayanı, yemekleri sunanı, görürsünüz. Oysa arkada görünmeyen nice kişinin günler süren emeği var. Yönetmeni, yönetmen yardımcısı, kameramanı, ışıkçısı, resim seçicisi, sesçisi ve dekor hazırlayanları... Sözgelişi bizim "Güler Erkan Sizlerle" programı... İlk kez, dokuz yıl önce, TRT-1 İzmir televizyonundan yönetmen Adnan Sait Tabakçı ile başlamıştık. Sonra TGRT... Tecrübeli televizyoncu Semra Sevim''in katkıları.. Yönetmen Zeman Göl ve Mustafa İslâm... Ve şimdi yönetmenim Kudret Kabadayı, yönetmen yardımcısı Arzu Kılıç...
Her program bir takım oyunudur. Futbol gibi aynı. Bütün oyuncular iyi oynasa ama kaleci görevini yapmasa, takım yatar. Bizim iş de öyle. Bir hafta önce çekimde, tam programın ortasında, bir cep telefonu çalmaz mı? Çekimi durdurup: -Kimin telefonu bu? Diye sordum sertçe. Sonunda anlaşıldı tabii. Kimin telefonuymuş çalan biliyor musunuz? Çok ayıp ama söyleyeyim: Benim cep telefonummuş çalan! Mazeretim var tabii!.. Stüdyoya girerken, kapatmayı unutmuşum!.. Kendime bir ceza vererek ödedim tabii bu hatamın faturasını.

