Dört yıl kadar önceydi. Bahçeşehir Kentbank şubesine gitmiştim bir iş için. Her zamanki gibi gerekli ilgiyi gösteren Müdür Yardımcısı Meral Hanım: - Güler Hanım, müdürümüz değişti. Yeni müdürümüz Bânû Kayıran hanım; sizinle mutlaka tanışmak istediğini söyledi bana. Deyince: - Tabii, dedim, tanışalım... Zevkle döşenmiş ve çiçeklerle donatılmış müdür odasına girince, güleryüzlü, genç ve güzel bir hanım gördüm karşımda. Beni görür görmez, hemen ayağa kalkıp: - Vay, Güler ablacığım, hoş geldin!.. Demesin mi? Tanışıyor muyduk acaba? Beynimi yokladım ama hiçbir iz bulamadım. - Hiç kendinizi zorlamayın. Siz beni tanımazsınız ama ben sizi tanırım. - Nerden?... - Şehremini''den... - Kimlerden... - Dürcan Hanım''ın kızı Bânû''yum ben. Çocukluğum ve genç kızlık yıllarım Şehremini''de geçti. Dürcan Abla''yı tanımaz mıyım? Çok sevindim tabii. Eğitim Fakültesini bitirmiş. Bankacılığı seçmiş. Bilgisi, yeteneği ve çalışkanlığı sayesinde ikişer üçer çıkmış basamakları. Ve genç yaşta müdür olarak transfer edivermişler bu bankaya. "Müdür olmuşum nasıl olsa... Odamda, masamda oturayım" demedi. Ya mevduatta, ya dövizde, ya senetlerde gözünü ve kulağını dört açmış olarak gördüm onu hep. Yine şık giyimli ve bakımlı... Yine güleryüzlü ve kibar... Öyle bir çekip çevirdi ki bankayı, nerdeyse, yüzde yüz artırdı iş hacmini ve verimi. Gözlerden kaçmadı onun bu çalışkanlığı. Anadolubank, Hadımköy/Beylikdüzü şubesine yine müdür olarak tranfser etti iki hafta kadar önce. Çalışkan gençleri gördükçe, nasıl da kıvançla dolup taşıyor içim! Kim demiş: - Çalışkan horlanır, körlenir... Çalışan adam olmaz bu memlekette. İlle de dayın, ille de arkan olacak!.. Diye. Tembellerin uydurması bu bence. Yeni görevinde de üstün başarılar diliyorum sana sevgili Bânû''cuğum...
Bugün ne pişirelim Sebze çorbası, patlıcan musakka, bulgur pilavı, salata

