Geçen gün, bir hastanenin "doğum servisi"ni ziyaret ettim. Özel bir hastane idi...
Ve de güzel bir hastane!...
Kapısında duran bekçisinden danışmadaki görevlisine, hemşiresinden, başhemşiresine, doktorlarına kadar farklı insanlar...
Her taraf tertemiz...
Ne sıvası dökülmüş duvar görebiliyorsunuz, ne yere atılmış izmarit...
Merdivenler geniş ve rahat...
Asansörler temiz ve güvenilir.
Salonlar güzelce döşenmiş... Halı ve koltuklar uyum içinde.
Duvarlarda iç açıcı tablolar... Köşelerde bakımlı çiçekler. Ortada ve yanlarda sehpalar...
Her odada banyo, tuvalet...
Her odada televizyon...
Yataklar ortopedik, karyolalar otomatik...
Bir düğmeye basıyorsun, baş ucunu yükseltiyor, öteki düğme ayak ucunu...
Hasta, nasıl rahat ederse, öyle ayarlıyor kendisi.
- Özel hastaneler böyle de, devlet hastaneleri, sigorta hastaneleri neden böyle değil Güler Hanım?
Diye mi soruyorsunuz?
Onları da özelleştirelim, onları da rekabet ortamına sokalım, bakın, ne güzel olur!..
- Fakirler ne yapsın? Onların gücü yeter mi özel hastanelere?
Diye bir kaygı mı var içinizde?
Üzmeyin kendinizi... Her sorunun bir çözümü var...
Amerika''yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Bunu da halletmiş başka ülkeler.
Ve biz, modası çoktan geçmiş bu "devletçilik" anlayışıyla ne kadar dirensek de özelleştirmeye, er geç olacak bu iş!
AB''ye aday ülke kabul edilmemiz, hız kazandırırsa özelleştirmeye sevineceğim.
Halkım adına, ülkem adına sevineceğim.

