Kaydet
a- | +A

Bilmem siz de öyle misiniz? Yıllar önce çekilen siyah-beyaz filmleri, tekrar izlemeyi seviyorum ben. Zevk alıyorum üstelik...

Bir zamanların Ahmet Tarık Tekçe''leri, Hulusi Kentmen''leri, Neriman Köksal''ları, Vahi Öz''leri, Ayhan Işık''ları, Sadri Alışık''ları, Belgin Doruk''ları...

Daha nice, niceleri...

Belki alaylıydılar ama sanatlarıyla ceplerinden çıkarırlardı mekteplileri.

O günlerin şartlarında tabii...

Gönül vermişlerdi işlerine.

Zaman zaman düşünürüm: "Ünlü olmak, milyonların hayranlığını kazanmak nasıl bir duygudur?" diye...

Mutlaka güzel, mutlaka kıvanç verici olmalı...

Ancak... Bu yolun bir de geri dönüşü vardır.

Her zorlu yokuşun, çok kolaydır inişi!..

İnsanlar ünlenir. İnsanlar, büyük mertbelere yükselir.

İnsanlar, büyük paralar kazanır...

Ama bir gün, duraklar ve gerileme devri başlar.

Sonrası?.. Sonrası, bunalım!.

O güzellikler yaşanırken, gerçek dostlarını unutanlar, onları görmezlikten, tanımazlıktan gelenler, dönüş yoluna girdiklerinde, yanlarında bir kişi bile bulamamanın acısını duyuyorlar.

Yalaka takımı, buhar olup uçuvermiştir sanki.

Hangi konumda olursa olsun, hazımlı olmalı insan.

Bir gün gelir, gençlik biter, güzellik solar. O yaldızlı koltuklarda

başkaları oturmaktadır artık.

Zirveden indikten sonra da çevremizde güzel dostlar bulmak istiyorsak, zirvede iken onları unutmamamız gerekir.

Geldiğimiz yeri de unutmamalıyız.

Şımarmadan, kapımızı ve gönlümüzü açık tutmalıyız daima.

Dününü düşünerek alçak gönüllü, yarınını düşünerek dengeli yaşayabilenlere ne mutlu!..