Kaydet
a- | +A

Akrabalarımızdan hiçbirini biz seçmiyoruz. Ne annemizi, babamızı, ne teyzemizi, dayımızı... Kardeşlerimizi de biz seçmiyoruz. Elbette amcamızı, halamızı da...

Yok seçme imkanımız hiçbir akrabamızı.

Günahıyla vebaliyle olduğu gibi kabul etmek zorundayız yakınlarımızı.

Pekiyi, ya dostlarımız?..

Yakınlarımızın aksine, biz kendimiz seçiyoruz dostlarımızı.

İnce eleyip sık dokuyarak... Öyle mi?..

- Biz seçiyoruz da ne oluyor Güler Hanım? Onlardan yemiyor muyuz en büyük darbeleri?

Dediğinizi duyar gibi oluyorum.

Üzmeyin canınızı... Bu yalnız sizin başınıza gelmiş değil. Genel kuraldır... İnsanlar, en acı darbeleri, en yakın dost bildiklerinden yerler her zaman.

Dost seçerken çok mu acele davranıyoruz?

Gereğinden fazla, aşırı önem mi veriyoruz?

Fedakârlık konusunda da mı aşırı gidiyoruz?

Her yüzümüze güleni dost mu sanıyoruz?

"Saf" denecek kadar fazla mı iyimseriz?

Ne yapalım, nasıl yapalım da gerçek dostu bulalım?

Derim ki, çevrenizde iyi ve kötü günlerinizde sizinle beraber olmuş, gerçek bir iki dostunuz varsa, yeni dostlar aramaya kalkmayın sakın.

Dört elle sarılın, sınanmış, denenmiş eski dostlarınıza.

Perçinleyin onlarla dostluğunuzu, arkadaşlığınızı, kardeşliğinizi.

"Heybenin ön gözü umut, arka gözü unut." diyor bir atasözümüz. Geçmişte kalan sevimsiz anıları tazeleyip durmayın siz de. Unutun gitsin!

Yarına çevirin gözlerinizi. Güzel umutlarla dolu gelecek güzel yarınlara...