Kaydet
a- | +A

Dün, yıllar önce, tesadüfen tanıdığımız bir müteahhidi anlatmıştım size. Erzurumlu Naci Yıldırım''ı... Ah, keşke, her müteahhit onun gibi olsaydı!.. Beş yıl önce, bir kooperatife giriyorsunuz. Başkanı, yakından tanıdığınız, güvendiğiniz bir isim... O teşvik ediyor, o ısrar ediyor... Dahası, o geliyor işyerinize, o güne göre yüklüce bir para alıp gidiyor sizden. Senedi de var, makbuzu da... Temeli ha bugün atılacak, ha yarın diye bekleyip duruyorsunuz. Çıt yok! Ev telefonu, değişmiş... İş telefonu, değişmiş... Cep telefonu, değişmiş... Ulaşamıyorsunuz bir türlü o "değerli" dostunuza.

Nedense, o da sizi aramıyor bir türlü! Yıllardan sonra, bir gün, bir telefon... Telin ucunda o: -Ben sizi şöyle severim, ben sizi böyle takdir ederim!.. İşten güçten aramaya fırsat bulamadım. Özür dilerim!.. Özür dilerim! Devamlı aklımdasınız. Unutur muyum hiç? Bakın, ne söyleyeceğim size... Bilmem nerede bir kooperatife başladım. Sizin gibi dostlar için dört daire ayırdım. Mutlaka gelin, görün!.. Hayda!.. Sen, 5 yıl arama, sorma.. Aldığını iade etme.. Sonra da yeni bir şey satmaya kalk. Nasıl inanırsınız? Nasıl güvenirsiniz? Yeni telefonunu, faksını öğrendiniz ya.. Sıkışık bir durumum var. Ayın 7''si oldu, çalışanlarımızın ücretini ödeyemedik hâlâ. Beş yıl önce aldığın şu parayı geri ver!.. Diye fakslar çekiyorsunuz üst üste 12 gündür. Sonuç mu? Ne ses, ne nefes!.. Sağ olsa, mutlaka bir cevap verirdi canım!.. Başına bir hal gelmiş olmasından endişe ediyoruz biz! Hele bir hafta daha bekleyelim de, yine bir cevap alınmazsa kendisinden, bu sefer adıyla-sanıyla yazıp tanıyanlardan insaniyet namına bir haber vermelerini rica edeyim bari. Naci Yıldırım''ı rahmetle, bir kere daha nasıl anmazsınız siz?