Ara sıra yazdığı mektuplarla beni mutlu eden dost bir okurumuz var Sivas''ta. Fatma Pekşen...
Hatırladınız mı?
Mektup yerine faks göndermiş bu kez. Diyor ki:
"Kalben isteyip fiilen yapamadığım bir sürü şey var. Şimdilik beklemedeyim. Nedeni, o iş, bu iş, derken çok az zaman kalıyor bana. O çok az zamanda da deneme yazıyorum."
Ne güzel, ne güzel!
Benim bildiğim, elini bağlasanız, ayaklarıyla çalışır Fatma Pekşen. Okumaya devam ediyorum:
"Allah nasip ederse, "Divriği Dedikleri" ismiyle yöresel bir yemek kitabı çalışmam var. Çok zor ilerlese de, inşallah sonucu güzel olacak.
Yemek kitabı dediysem; ölçü, tartı, vs. yok. Deyimleriyle, hikayeleriyle çok farklı bir şey olacak bu. Bir ablamızın tavsiyesiyle başladım. Müsveddesi hızlı gitti ama temize geçmesi çok ağır ilerliyor."
Olsun... İlerleyen şey, hedefine mutlaka varır er geç!
Devam ediyor sevgili okuyucum:
"Eskiden, çok güzel mektuplar yayımlardınız köşenizde. Kendini tanıtan, yaptıklarını ve yeteneklerini anlatan yürekli hanımların mektuplarını...
O mektuplar, kaleme kağıda uzak hanımlarımızı bile yazmaya yöneltiyor, hepimize çalışma azmi veriyordu.
İtiraf edeyim ki, ben, ebru kursunu, dikiş kursunu, sürücü kursunu, boyama kursunu, sergiyi, birçok dergi ve gazetedeki yazılarımı, desenlerimi, bu köşenin verdiği şevkle yaptım.
Bunu diğer hanımlar niye yapmasın, niye becermesin?
Özellikle Anadolu''ya hitap eden yazılar, içine kapanık hanımlarımıza ilaç oluyor.
Benim tanıdığım yüzlerce hanım, BİZ BİZE köşesinin ışığıyla aydınlattılar yollarını."
Fatma Pekşen hanıma güzel mektubu için teşekkür ederim.
Sahi, eskisi gibi, uzun uzun yazmaz oldunuz bana. Niye?
Radyo ve televizyon kanalları çoğaldı, telefonla haberleşmek kolaylaştı diye mi?
Biz bir aileyiz, sevgili dostlar! Birbirimizden haber alamayınca meraklanıveriyoruz, üzülüyoruz.
Diyorum ki, yazın bana. Duygularınızı, düşüncelerinizi yazın. Dileklerinizi, özlemlerinizi yazın. Girişimlerinizi, başarılarınızı yazın. Sevinçlerinizi, mutluluklarınızı yazın. Yazın ki, ben de köşemde yansıtayım bütün ülkeye.
Hep birlikte paylaşalım... Kardeşçe paylaşalım:
Üzüntüleri de, sevinçleri de...

