Kaydet
a- | +A

Bakmayın siz, cumartesi günleri, televizyon programlarında yüzümün güldüğüne... Bakmayın siz, yazılarımda değişik konulardan söz ettiğime...

Bir haftalık tatil yapabilmek için, önceden çekmiştim televizyon programlarımı. Yazılarımı da önceden bırakmıştım gazetemize. Bir hafta da olsa, ayrı kalmayayım diye sizlerden...

Oysa, yüreğim yanıyor iki haftadır. Ulusça kederliyiz, yastayız.

Yüzümüz gülmüyor... Yüreğimiz kan ağlıyor.

Yuvalar yıkıldı... Binlerce... On binlerce...

Analar perişan, babalar perişan...

Çocuklar öksüz kaldı, yetim kaldı...

Giden gitti... Kalanın vay haline!..

Felaketin ardından yağan yağmur, gökyüzünün binlerce insanımıza ağlayışıydı sanki. O ağlarken, sağ kalanların perişanlığına ne demeli?

İçimde bir sızı var...

İki kişi bir araya gelince, hep aynı konu...

Acılar, kederler içinde yaşayan onbinlerce insanımız dururken deprem bölgelerinde, nasıl gülsün yüzümüz?

Geçer, geçer, bugünler de geçer de... Nice yürekleri deler de geçer!

Binlerce insanımızı kaybettik... Acılıyız, kederliyiz... Kızgınız, öfkeliyiz...

Bir sorumlu arıyoruz, bir sorumlu...

Kim verecek bunun hesabını?

Deprem karşısında boynumuz kıldan ine... O değil benim sorguladığım.

Bir iş makinesinin kepçesine yüklenip de hendeklere yuvarlayıverdiğimiz ölüler, birkaç saat önce yaşayan bir can değil miydi?

Saygımız bu kadar mıdır insanlarımıza?..

İki kişi tutup da yavaşça bırakamaz mıydı?..

İçim yanıyor, yüreğim sızlıyor!..

Birilerine, bir yerlere güvenim kalmadı hiç, inancım kalmadı.

Vatandaşlık görevimi yapıyorsam, vergimi veriyor, devletime saygı duyuyorsam... Dirime de, ölüme de saygı duyulmasını istiyorum.

Bu benim, en doğal hakkım değil mi?

İsyanım büyük!.. Sistemin bir parçası olan her kurum, dürüst işlesin artık! Her önüne gelen, "müteahhitim" diye çıkmasın ortaya!.. Masa başlarında olmasın denetleme!.. Yetkisini kullansın, ama sorumluluğunu da bilsin herkes.

Devlet büyükse eğer, büyüklüğünü göstersin!