Kaydet
a- | +A

Yaşlılarla ilgili yazımı, beğenmeyenler olmuştu. Kolaysa, Güler Hanım evine bir yaşlı alıp da baksın. Dışarıdan gazel okumak kolay!.. Demişlerdi ya hani.

Sorunlara çözüm yolları düşünmek, arayıp bulmak dururken, işin kolayına kaçıp "sen, ben kavgası"na dönüştürüveriyoruz çoğunlukla tartışmaları. Ailede de böyle yapıyoruz, iş yerinde de... Dernekte de böyle yapıveriyoruz, kooperatifte de... Parti içinde de böyle, devlet yönetiminde de... Birbirimizi kırıp dökmekten başka ne işe yarıyor bu? Problem çözülüyor mu?

Aksine, dert üstüne bir dert daha eklemiş oluyoruz böylece. Sorun bir iken, birkaç tane oluyor. El birliği ile ilk sorunu kolayca halledebilecekken, birbirimize düşüyor, asıl konuyu unutuyoruz. Enerjimizi de boşa harcamış oluyoruz, zamanımızı da... Kim, ne kazanıyor bundan?

Bu yöntem, bizi hiçbir yere ulaştırmaz. "Ben haklıyım, sen haksızsın!" demekle, kim, nerede, hangi işin üstesinden gelmiş ki? Aksine: - Bütün kabahat bende!.. Demesini öğrenemediğimiz sürece, çözemeyiz hiçbir sorunumuzu. Önceki hafta, "yaşlılarımıza daha saygılı olalım." anafikirli yazıma Kilisli sevgili bir hanım okurum isyan edince. - Demek ki iyi anlatamamışım düşüncemi... Deyip kendimi suçladım hemen.

Bir yazıdan herkesin, aynı şeyi anlaması mümkün değil her zaman. Çorum''dan Nalan Coşkun ise bambaşka şeyler bulmuş o yazıda. Diyor ki çektiği faksta: "Ben, 21 yaşında genç bir kızım. Hem çalışıyor, hem de İktisat Fakültesi Kamu Yönetiminde okuyorum.

Bugünkü (26 Mayıs) yazınızı okuyunca, çok duygulandım. Herkese ibret olacak çok güzel şeyler yazmışsınız. Ben, yaşlı anneannemi bir trafik kazasında kaybettim. Keşke yaşasaydı da onu evimizin en güzel köşesinde oturtsaydım! Ama giden gelmiyor.

Biz, yaşlılarımızı anlayacağız ama o zaman iş işten geçmiş olacak. Bir gün, biz de onların durumuna düşeceğiz. Ama ben, anneanneme tahmin edemeyeceğiniz kadar çok değer verdim."

Henüz 21 yaşında, hem okuyor, hem çalışan bir genç kızdan ne güzel bir mesaj bu!..