Sevgili anneler, sevgili babalar!.. Bir zamanlar genç olduğumuzu niçin unutuveriyoruz biz?
- Kim unutuyor Güler hanım? Nüfus cüzdanında ne yazarsa yazsın, ben kendimi 20 yaşlarında görüyorum hâlâ!..
Böyle mi söylüyorsunuz?
İyi, güzel de, oğlunuzun ve kızınızın duygularına neden saygı göstermiyorsunuz öyleyse?
Darılmayın böyle söylediğim için ama gerçekten de yeteri kadar anlayışlı değiliz çocuklarınıza karşı.
Neden mi?
Söyleyeyim:
Gençler, büluğ çağından itibaren, elbette ilgi duyacaklar karşı cinslere.
Doğrusu bu... Doğal olanı bu. Narmali bu...
Böyle bir ilgi olmazsa, anormal bir durum var demektir. İşte o zaman endişe etmeliyiz hepimiz.
Geçen hafta, gazetelerde okudum:
20 yaşını geçmiş, bir genç kız, bir delikanlı... Sevmişler birbirini. Evlenmeyi kararlaştırıp haber vermişler ailelerine.
Ne yapması gerekir iki tarafın da?
Doğal olanı, doğru olanı... Geleneklere uygun olanı... Değil mi?
Hayır efendim, hiç de öyle yapmamışlar:
- Nasıl olur? O kız sana münasip midir? O aile bizim dengimiz mi?
Diye kızıp köpürürken oğlan annesi ve babası, bakalım; kız tarafı ne diyor?
- Olmaz!.. Kesinlikle mümkün değil bu! Biz öyle bir aileye kız vermeyiz.
Ne olacak pekiyi şimdi?
Birbirini sevmiş iki genç ne yapsınlar?
- Kaçsınlar!.. Evet, kaçsınlar. Dinlemesinler ailelerini. Sevgi, her şeyden üstündür çünkü. Gidip başka bir yerde evlensinler. Çünkü, bu hakkı vermiş kanun onlara. Çünkü, 18 yaşından büyük her ikisi de...
Demek ki böyle düşünüyorsunuz siz.
- Hayır, kaçmasınlar bence. Bu zor ve meşakkatli bir yol çünkü. İkna yoluna gitsinler ailelerini. Zamana bıraksınlar her şeyi ve sabırlı olsunlar biraz.
Evet, siz de böyle diyorsunuz demek.
İyi de, gençler bizim kadar sabırlı olabilir mi?
Onlar, akıllarına geleni hemen yapıvermek isterler yaşları icabı. Bazan, çok yanlış olsa da...
Nitekim, bizim bu iki genç, umutsuzluğa kapılıp çok yanlış bir iş yapıyorlar.
El ele tutuşup bir uçurumdan bırakmışlar kendilerini boşluğa.
Sonuç mu?
Her iki aile de perişan:
- Biz ne büyük yanlış yapmışız meğer!
Diye boşuna dövünüyorlar şimdi.

