Kaydet
a- | +A

Doğru yaptığımızı sanıyoruz ama acaba doğru mu yapıyoruz? - Neyi Güler Hanım? Diye sorarsanız, söyleyeyim: Sözgelişi, kızımız, sınıfı orta derece ile geçmiş. Zayıfı olmayan bir karne getirmiş 10 gün önce. Ne güzel!.. Değil mi? - Neresi güzel Güler Hanım? Komşumuzun kızı da aynı okula gidiyor. Ve benim kızımla aynı yaşta, aynı sınıfta... O, karnesiyle birlikte bir de "takdirname" getirdi annesine. Bütün dersleri "pekiyi", "pekiyi"... İki tane "iyi" var yalnızca. O da, "müzik" ve "beden eğitimi"... - Ya... Vah vah!.. Yazık, yazık!.. Deyip size arka çıkacağımı sanıyorsanız, yanıldığınızı haber vereyim hemen. Ne demek, bir öğrencinin bütün derslerinin "pekiyi" olması? Türkçe de "pekiyi", matematik de... Tarih de pekiyi, fizik de... Ayrı ayrı birer yetenek dersi olan resim de öyle, müzik de... Ne büyük mutluluk! Ama ben öyle düşünmüyorum. Bana göre bir çocuğun, ya sayısal yeteneği daha fazladır, ya sözel yeteneği... Ya düşünsel yeteneği daha öndedir, ya sanatsal yeteneği... Önemli olan o yeteneklerden birini ortaya çıkarmak, öğrenciyi o dalda eğitmek. Ezberle hepsi pekiyi olan karnenin, hayata geçişte önemi kalmıyor. Ben öğretmenken, not dilenen öğrenci ve öğrenci velilerini gördükçe çok üzülürdüm. - Ne olur hocam, dersinizden bir-iki not fazla verin bana lütfen. - Niçin? - Takdirname alacağım da, iki notum yetmiyor. Yıl sonu yaklaştıkça, her öğretmenden istenir. Ne olacak canım! Cebinden verecek değil ya... Öğrenciyi ve ailesini sevindirmek için...

Ondan sonra da haybeden alınan notla annesi, dost, ahbap toplantılarında övünüp dursun. Siz de üzülüp durun. - Nasıl olur? Benim çocuğum, onunkinden daha zeki, daha çalışkan ve daha bilgili olduğu halde, benimki niye alamıyor? Diye. Çocuklarınızın karnesinde zayıfı da olsa üzülmeyin, onları hırpalamayın. Onlara inanın, güvenin yeter. Bırakın, yeteneklerini geliştirsin çocuklarınız, ezberlerini değil!..