Korkunun ecele faydası yok!.. Hepimiz biliyoruz bunu da "deprem" gibi âniden yıkıp geçen Allah''ın âfatından korkmamak da elde değil.
Geçen hafta, Marmara Bölgesini şiddetlice yine salladı deprem. Yüreğimiz ağzımıza geldi bir kez daha. Neyse ki, önceki gibi güçlü değildi bu. Geçmiş olsun hepimize!..
Deprem, deprem, deprem... Televizyonda, radyoda o... Gazetede, evde o, sokakta o...
Ekonomide deprem, ruhumuzda deprem!... Yetmemiş gibi, fısıltı gazetesinde de o!.. Bilen de konuşuyor, bilmeyen de... Allak bullak oldu benliğimiz.
Aklımızı başımıza toparlamalıyız artık. İnanmamalıyız her söylenene. Her şeyde olduğu gibi, "bilim olmalı yalnızca rehberimiz" bu konuda da.
Size böyle diyorum ya, daha fazlasını söylüyorum kendime.
İşimiz var, gücümüz var...
Çoluğumuz çocuğumuz var...
Sorumluluklarımız var...
Yıllardır kulaklarımda bir uğultu, bir vınlama vardı. Özellikle de geceleri... Hiçbir ilaç fayda etmedi. Sonunda şöyle söyledi doktorlar:
-Onunla dost olun. Dinleyip durmayın kendinizi. Boş verin!..
Öyle yaptım ben de. İnanın, şu anda, ne vınlama duyuyorum, ne uğultu...
Bundan sonra, deprem konusunda da uzmanları dinleyeceğim ben yalnızca. Siz de öyle yapın!
Depremle yaşamayı öğrenmekten başka çaremiz yok. En iyisi, onunla da dost olmak!..
Nasıl mı?
Nasılını anlatıp duruyor işte bilim adamlarımız.
Evlerimizi, işyerlerimizi, okullarımızı, hastanelerimizi... depreme dayanıklı yapmaktan başka çıkar yol yok.
Önce sağlamlık, sonra güzellik!..
Evet, parolamız bu olmalı bundan sonra.
Ve çocuklarımızın minicik yüreklerindeki korkuyu silelim bir an önce. Olumlu düşüncelerle bakalım her olaya. Çocuklarımızı da buna alıştıralım.
Her bakımdan, gelecek güzel günlere hazırlayalım çocuklarımızı!

