Kaydet
a- | +A

Neden saklayacakmışız, kimden gizleyecekmişiz?... Açıkça söylüyorum işte! Göğsümü gere gere hem de... Biz, o ataların çocuklarıyız! Hangi ataların mı? Soru mu bu? Cumhuriyet''ten önce, hangi devlet vardı bu topraklar üzerinde? Osmanlı İmparatorluğu değil mi? İşte biz, o devleti kuranların, yaşatanların, yükseltenlerin, bayrağını üç kıt''ada gezdirenlerin, dost düşman harkesin sevgisini, saygısını kazanan o yiğitlerin torunlarıyız! Doğru mu, doğru... Gerçek mi, gerçek... Kimse inkâr edemez ki bunu! Benim söylemem, çok önemli değil belki... Ama bir Fransız anne ve babadan doğan, yüksek öğrenimini Fransa''da tamamlayan, sonra da bir Türk gencine gönlünü kaptırarak Müslüman olup Türkiye''ye gelerek Bursa''ya yerleşen Meryem Kara''yı dinlemeye ne dersiniz? "Değerli Güler Hanım, Hüseyin Bey; İyi ki Türkiye''de yaşıyoruz. Avrupa''da ne âlim var, ne padişah!.. Ne Fatih Sultan Mehmet var, ne Mimar Sinan!.. Daha neler, neler!.. Saymak mümkün değil. Bize bir görev düşüyor, çocuklarımıza onları tanıtmak ve sevdirmek... Yalnız aile yetmez. Okullardan da destek gerek. Radyodan televizyondan, sinemadan da... Tek "Kara Murat" mı yaşamış koca imparatorlukta? Başka film yapacak kahraman mı yok? CD''ler hazırlanabilir. Bilgisayardan ve internetten de yararlanılabilir. Kartpostallar, resimli romanlar yapılabilir. Geçen gün İstanbul''a geldik Topkapı Sarayı''nı gezdik. Ne güzel, ne mükemmel!.. Her odada hamam, banyo, masaj odası... Her koridorda çeşme... Hepsi, soğuk ve sıcak su ile donatılmış. Bu son derece modern ve lüks donanım, Fransız saraylarında yok. Versailles Sarayı''nı gezdim. Chambord, Chenonceaua, Azay Le Ridea Saraylarını ve daha nicelerini... Bu kadar aydınlık ve huzur hiçbirinde yok." Meryem Hanım''a bir sözü olan varsa, buyursun. Ancak, bir üzüntüsü var Meryem Kara''nın, bu güzellikleri daha iyi anlayıp kavramak için, "Türkçe bir kitap" sorar. Görevlilerin verdiği cevap şudur: "- Özür dileriz, yok efendim!"

Bugün ne pişirelim Fırında sebzeli tavuk, şehriyeli bulgur pilavı, salata, ayran.

Salça yapalım Geçtiğimiz haftalarda verilmiş bir sözüm vardı. Salça yapımını anlatacaktım Sebile hanımın ağzından... Domates bol şu aylarda.. Gelelim nasıl yapıldığına... Domatesleri doğrayın. Kırmızı salça biberlerini de doğrayın. Büyük bir salça leğeninde hafif haşlayın. Süzüp kevgirden geçirip kabuklarını ve çekirdeklerini ayırın. Patlıcanları da közleyip leğene koyun. Bahçede yakacağınız ateşin üzerinde fırın küreği gibi büyük ve uzun bir karıştırıcıyla devamlı karıştırarak salçanın suyunu çektirin. İyice pişirdikten sonra tuzunu ve acı biberini koyup ateşten indirin. Sıcak sıcak kavanozlara koyup ağızlarını kapatın. Bir battaniyenin üzerine ters çevirip (vakumlanması için) üstünü iyice örtün. Bir gece öylece bırakın ertesi günü evinizde uygun bir yere yerleştirin. Kışın da afiyetle yiyin. Salçayı evde değil de bahçede yapın. Ya da yaptırın. Sebile hanımdan öğrendiklerim bu kadar. Yarın da doğranmış domates yapımını anlatacağım.