Kaydet
a- | +A

Çok ilginç mektuplar alıyorum bugünlerde. Kimi gelininden, kimi kayınvalidesinden, kimi damadından, kimi eltisinden, kimi görümcesinden yakınıyor.

Ayrı ailelerden, değişik kültür ve sosyal tabakalardan gelen kişilerin oluşturduğu birlikteliklerde çok normal bu. Olması değil, olmaması anormal. Ama bu kadar da değil, diyesim geliyor.

İlginç mektuplardan alıntılar okumak ister misiniz?

"Oğlumu evlendirdim. Gelinim olacak kızı, bir gün olsun, koluma takıp da konu komşuya veya arkadaşlarımın gününe götüremedim. Neymiş efendim, çalışıyormuş... Hafta sonu gitmeyi teklif ettiğimde de yorgunmuş, hamileymiş. Sabah erken kalkıyormuş... Böyle şey olur mu Güler Hanım?"

Siz galiba ev hanımısınız hanımefendi! Kendinizi gelininizin yerine koyun da onu anlamaya çalışın en iyisi!..

Bir başka mektuba bakalım şimdi de:

"Güler Abla!.. Geçenlerde kayınvalidemlere gittik eşimle. Bir film görmüş televizyonda. Ve oturup ağlamış seyrederken. Çünkü eşime benzetmiş filmdeki genci. Kız ailesi, güya ilk başta istememişler damadı da... Ama kız annesi psikopat, kız da deliymiş. Çocuğu öldürme planları yapıyorlarmış. Yani dolaylı olarak bana deli, anneme de psikopat demiş oluyordu kayınvalidem. Siz söyleyin, böyle bir kadına nasıl saygı duyayım ben?"

Kayınvalideni boş ver, eşine dört elle sarıl sen tatlım!..

İşte bir mektup daha:

"Aşırı alıngan bir damadım var Güler Hanım. Ağzımdan çıkan her sözü, hiç aklımdan geçmeyen bir tarzda yorumluyor. Bunu bana sorsa, doğrusunu söylerim. Ancak sormuyor, fakat "Annen neden öyle söylüyor?" diye kızımla kavga ediyor. Dolayısıyla, her kavganın faturası bana çıkıyor. Geçen gün ne dese beğenirsiniz bana?

- Utanmaz, bana acımıyorsan, kızına acımıyorsan, karnındaki çocuğa acı!..

Evlerine gitmem, telefon etmem... Kızım tek başına ziyaretime gelmez, gelemez... Birlikte geldiklerinde de her türlü ikramımı yaparım. Buna rağmen, uğradığım hakareti içime sindiremiyorum.. Ne yapayım?"

Üzülmeyin, değmez!..

"Saygısızın tekiymiş" deyip geçin.