Bugünkü kimliğimizle yarınlara kalmak istiyorsak eğer, ülkemizin ve halkımızın bütün değerlerine sahip çıkmalıyız tez elden. Yoksa, teknikte ve iletişimdeki baş döndürücü gelişmeler neyimiz varsa silip süpürür gider. Öyle bir gün gelir ki, yok olduğumuzu bile fark edemeyiz bu okyanusta. Neyimize mi sahip çıkmalıyız? Güzel olan her şeyimize... Sözgelişi, başta dilimize.. dinimize... Evet, gerçekten de her şeyden önce gelir dilimiz, dinimiz.. Bilmeliyiz ki, dilimiz, dinimiz olduğu sürece varız biz. Bunlar çok önemli... Ama yetmez!.. Müziğimize de sahip çıkmalıyız. Türkülerimize, şarkılarımıza... Ninnilerimize, mânîlerimize... Atasözlerimize, deyimlerimize... Oyunlarımıza... Evet, oyunlarımıza... Zeybeklerimize, halaylarımıza, horonlarımıza... Ama yetmez!.. Yemeklerimize de sahip çıkmalıyız. Güzel geleneklerimize, göreneklerimize de... Yalnızca sınırlarımızı korumak yetmez! Ormanlarımızı, dağlarımızı, ovalarımızı da korumalıyız. Nehirlerimizi, göllerimizi, denizlerimizi de korumalıyız. Ve bu topraklarda yetişen her türlü ağacı ve bitkiyi de... Hayvanları, kuşları, balıkları da elbet. “Kardelen” denen bir çiçek vardır, bilirsiniz. Baharın müjdecisi... Son yıllarda, para ediyor diye köküyle birlikte sökülüp götürülmüş Akseki dağlarından, Toroslar’dan. İzmir’e, Yalova’ya, İstanbul’a... Oralardan da dış ülkelere... Aradınsa bul şimdi! Akseki’nin “Çimi Köyü Yardımlaşma Ve Yaşatma Derneği”, bu faciayı görmüş. “Yeter artık!” deyip bayrak açmış. Ve sahip çıkmış memleketlerinin bu nadide çiçeğine. Ve bu yaz, 6 Ağustos günü, Çimi Yaylası’nda “1. Kardelen Şenlikleri” yapıyorlar. Bütün Aksekililer’i, çevrecileri, doğaseverleri şenliklerine bekliyorlar. Bravo Aksekililer, bravo Çimililer!.. Vatan böyle sevilir işte! Ağacıyla, taşıyla, toprağıyla... Hayvanıyla, kuşuyla, balığıyla... Genciyle, yaşlısıyla... Çoluğuyla, çocuğuyla... Ve dahi kardelen çiçeğiyle!.. (Öğretmen Mustafa Bengi’ye teşekkürler!)
Bugün ne piþirelim Yaprak sarma, patlýcan, biber kýzartma, yoðurt, çoban salata

