Kaydet
a- | +A

Büyük bir felaket yaşadık milletçe. Şükürler olsun ki duyarlı bir halkımız var. Depremin ilk gününden beri, kenetlendik âdeta... Yardım konusunda yarışıyoruz birbirimizle. Yalnız biz miyiz yarışan? Dünyanın dört bir yanından da yardım geldi, geliyor... Acımızın paylaşıldığını görmek, hafifletiyor yüreğimizdeki sancıyı. Yunanlı dostlarımız Yanis ve eşi Keti ile depremden on gün sonra haberleşebildik ancak. Bize telefonla bile ulaşamamanın üzüntüsü içinde kahrolmuşlar günlerce... Ağlıyordu Yanis telefonda. Keti de... Başsağlığı diliyorlar tüm milletimize.

Bu deprem, yalnız milletçe değil, komşularımızla da kenetleşmemize vesile olur inşallah! Şimdi artık hepimiz, başımızı ellerimizin arasına alıp düşünelim. Önümüz sonbahar, önümüz kış... Yağmurda, karda, soğukta, "çadırkent"lerde nasıl rahat edebilir bu insanlar? Çifter çifter evlerimiz var, çifter çifter yazlıklarımız... Derim ki, hiç değilse bir yıl için, zor durumda olan bu insanlara açalım kapılarımızı. İşe kendimden başladım önce. Memleketim Erdek''teki yazlık evimde bir aileyi barındıracağım. Haydi sevgili dostlarım, siz de verin yazlığınızın anahtarını bir aileye. Ya öksüz ve yetim kalan yavrularımız!.. Ya onlar!.. Çocuğu olmayan yüzlerce, binlerce aile var... İşte zamanı!.. Analık bir sevgi işi, emek işi... Verin sevginizi, verin şefkatinizi!.. İster evlat edinin, isterseniz, koruyucu aile olarak alın. Korkmayın malım gidecek, mülküm gidecek, diye... Kızınız olsa, el oğluna, oğlunuz olsa, el kızına gitmeyecek mi? Eşimle konuştum. "Sosyal Hizmetler Kurumu"na başvurdum. Biz de bir çocuğa bakabilecek durumdayız. Biz açsak, o da aç, biz toksak o da tok olacak. Yüreğimizin kapılarını açalım. İki gün sonra unutuvermeyelim felaketzede insanlarımızı. Unutmayalım ki, bugün onlara ise, yarın bize... Duyarlı bir milletiz. Yardımsever insanlarız. Acıyı da paylaşmasını biliriz biz, sevinci de... "Bu çorbada bizim tuzumuz daha çok olsun!" diye yarışalım bu kez de...