Kaydet
a- | +A

Şair Necati Cumali''nin söylediği gibi, "içimden hep iyilik geliyor." Kötü düşüncenin zerresi yok kafamda. Ne kafamda, ne yüreğimde... Ancak, kimileri layık değil... Hiç layık değil hem de... Ne iyiliğe, ne merhamete, ne güler yüze... Şöyle bir kanlanıverince, canlanıverince... Üstten üstten konuşmalar... Çevresindekileri küçümser bakışlar... Çarşıda, pazarda ne işi varmış efendim! Ünlü markalar, ünlü butikler, ünlü mağazalar dururken... Üst baş Fransız olmalıymış ille...

Ayakkabı, çanta dersen... İtalyan... Ya takılar, ya takılar?.. Bizimkiler pek bilinen şeylermiş canım! Belki yabancılar için ilginç gelebilirmiş de... Hanımefendinin havasına uygun değilmiş genellikle. İyi, güzel de, daha dün, sen değil miydin, bugün senin yaptıklarının çeyreğini bile yapmayanları, acımasızca eleştirip yerden yere vuran? Ne oldu, ne değişti? Üç-beş kuruş geçince eline, neden değişiverdin yüz seksen derece? Sen değil miydin "Çarşamba Pazarı"nın altından girip üstünden çıkan? Demek şimdi böyle oldu! Eşime anlattım geçen gün bu üzüntümü de: "- Alın teri ile kazanılmayan para, insanı şaşırtır. Şaşıran insan da önce şımarır. Kendini başkalarından akıllı ve zeki görmeye başlar. Başkaları, ona göre aptaldır, geri zekâlıdır. Her yerde ve her zaman, böyle işler bu kural." Dedi. Düşündüm de, doğru... Bana ne!.. Ben kendimi onlara göre ayarlayacak değilim ya!.. Darılsalar da, kırılsalar da, bana yanlış gelen davranışlarını açıkça söylüyorum dostlarımın. Ben görevimi yapıyorum, içim rahat! Gerisi onların bileceği iş!..